M83 ve yeniden üretilen nostalji

0 Posted by - 18 April 2016 - KÖŞE YAZISI

mtezAnthony Gonzales’in M83’si yılın en dikkat çekici albümlerinden birine imza atarken şu soruyu sormamıza neden oluyor: 2016 itibarıyla nostalji ve 80’ler müzikal açıdan hala değerli mi?

Öyle “uncool ki o yüzden çok cool” şeklinde tarif edilebilecek sound’lar, şarkılar vardır. Yalnızca plaklarda bulabileceğiniz modası geçmiş ya da unutulmuş şarkılar, vokaller, sesler. Bunları bir araya getirdiğinizde, üstelik bunu “elektronik düşsel” bir ortamda yaptığınızda romantik saksofonla syhnthesizer bir araya karışır, üzerine giren melankolik kadın vokali sizi hayallerinizde yaşattığınız çocukluğunuza götürür.

M83-Junkİşin ilginci çoğu insanın hiç yaşamadığı, zihninde sonradan oluşturduğu anıları bu tip müzikal uyarılarla “hatırladığı” bilimsel bir vakadır. Hayal kurmanın insanı beslediğini düşünen biri olarak sakınca görümüyorum.

M83, namı diğer Anthony Gonzales’in müziği bestelerin değil ambiyansın müziği. Hayalleri tetikleyen duyguları harekete geçiren bir yanı var. O, malzemeyi kullanarak kendince kuralları ve estetiği olan bir dünya yaratıyor ve bu dünyanın kendi gerçekliğinde değerini bulacak şarkılar dinletiyor. Bazen dans ediyor, bazen bulutları karartıp yağmur yağdırıyorsunuz.
Ben bu tür albümlerin ilk örneği olarak tarihi Röyksopp’un Melody A.M.’iyle (2001) başlatırım. Ancak 15 yıl sonra hala burada gidecek yol var. 2000’lerin başında müzikal tema olarak yükselişe geçen nostalji, 80’ler, 70’ler 2016’da hala iş yapar mı? Anthony Gonzales bizi buna ikna ediyor.

Arayış halindeki ruhların şaşkın sarsak, ortalığı kırıp döken iniş çıkışları, gençlik, saflık, tazelik hayatı keşif, ergen heyecanı Anthony Gonzales’in sevdiği temalar. Bunları yukarıda tarif etmeye çalıştığım atmosferde yaşatıyor albümlerinde. Ben, her zaman beğendiğim takdir ettiği M83 müziğini bu albümde özde değil, biçimsel olarak değişmiş buldum.
M83 albümlerinin vazgeçilmezi olan ve dramatik yapıyı güçlendirmek için kullanılan prologlar, epiloglar gitmiş, şarkı şarkı ilerleyen daha standart ve popüler olmaya oynayan bir sound gelmiş.

Albüme dair teknik bazı bilgiler vermem gerekirse dört şarkıda (albümün en iddialı şarkıları olabilir) vokallerini duyduğumuz Mai Lan çok başarılı. Fransız şarkıcyı dinleyince Gonzales kendi Feist’ını bulmuş diye düşündüm.

Norveçli şarkıcı ve besteci Susanne Sandfor “For The Kids”de eşlik ediyor. Tam 80’ler tarzı bir balad. “Time Wend” Beck’in varlığını gördüğümüz bir şarkı. Oldukça “groovy” ve sofistike olabilmeyi başarıyor. Beck bu işi biliyor.

m83-3

“Walkway Blues”a, M83 ekibi üyelerinden Jordan Lawlor’un eli değimiş. Alternatif olarak doğan Daft Punk’ın zaman içinde popülerleşmesi ve ana akımı belirleyerek merkeze oturmasına eşdeğer bir dönüşümü ben M83’de izliyorum birkaç yıldır.

Albüm hiç kuşkusuz yılın en iyileri arasında yer alacak ve tartışılacaktır. 15 şarkılık bu nostalji yolculuğunu ben yılın şu vakti itibarıyla kendi bir numarama yerleştiriyorum.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply