Metroda sabah

3 Posted by - 20 December 2016 - KÖŞE YAZISI

mtezKulaklığı sıyırdım. Anonsu dinliyorum. 5 dakikadır hareketsiz duruyoruz ters bir şey olmalı. Enerji probleminden dolayı Taksim’de inmemiz isteniyor.
Homur homur… “Bomba mı bu?” Homur homur…

Yanımda oturan abiye mesaj gelmişmiş zaten biliyormuş, bile bile binmişmiş…
Haklı olmanın gururunu yaşıyor.

Vagonun öte ucundan “bomba mı?” diye soruluyor.
Hayır, anons “Taksim son durak, çünkü hattın kalan kısmında enerji problemi” var diyor.
Ama dinleyen yok. Çünkü herkes bombaya inanmak istiyor. Bunun için haklı nedenleri var.

Habire söylenmeler…
“Ne dedi Taksim’de bomba mı varmış.” “Ülkeyi ne hale getirdiler” “Kimlere kaldık”.
Buyrun kaosa.
Hayır bomba var diye düşünüyorsan koşarak kaç. Kapı açık. Hala oturup söylenmek nedir? Çok emin değiliz ama kesin bomba ihbarı bu…

Herkes yanındakine soruyor. Yandaki de bilmiyor. Ama muhakkak bir şey söylüyor. Çünkü bizde bilmiyorum denmez. Ayıp. İyi kötü bir şey söyleyeceksin.

Bir vagon dolusu hiçbir şey bilmeyen, ama yine de aklımızdan her geçeni söyleyen, duyduğu hiçbir şeye inanmayan, ve habire söylenen insanız. Ve inmiyoruz. Bombayla beraber patlayacağız herhalde.

İnsanlar bombaya inanıyor ama yerlerinden kalkacak kadar değil. Herkes birbirinin gözünün içine bakıyor. Kiminin umuru değil, hiç cool’luğunu bozmadan telefondaki oyununa devam ediyor.

Biri ortaya beddua okudu. Ardından homurdanmalar yükseldi. “Allah koru yarabbi”ler gelmeye başladı arkadaki teyze topluluğundan. İşte bu benim kırmızı çizgim. Ben sanırım ineceğim. Ama insem mi daha güvenli, kalsam mı?

Ayrıca korkak durumuna düşmek de var. Bu teyzeler oturuyorken ben kendime korkak dedirtmem arkadaş. Kimse inmezken ben niye iniyorum?
Burada gerekirse hep beraber…

“Hatlarımızdaki enerji problemi hallolmuştur yolculuğa devam edebilirsiniz.”

İfadesiz metro suratına geri dönüş. Herkesin önüne bakmaya başlaması. Uykudan kalkanların uykuya dönmesi. Bir buçuk dakikada bomba tehlikesini topluca savuşturmanın haklı gururuyla istikrar ve normalleşmeye geri dönüş.

İlahi metro…

DİZİ MİZİ

“The OA” aşırı klişe çıktı.
“Victoria” ergen kız dizisi çıktı.
“The Man in the High Castle” ikinci sezon da ilk sezon gibi bir türlü ilerleyemiyor.
“The Walking Dead” zombi gibi bitip bitip yeniden dirildi. Ama zombi ne kadar dirilebilirse o kadar.
“Westworld”, felsefi anlamda 1982 tarihli “Bladerunner”ın üzerine tek bir taş koyamadığı yetmezmiş gibi sonlara doğru “twist” yapacağım diye iyice komediye döndü.
“Mr. Robot” ilginç olayım diye kıvrana kıvrana battı gitti. Güzelim mevzuya yazık.
“Vikings”de tad tuz yok, yaşlı Ragnar ve oğulları hiç çekilmiyor.
Çok dertliyim çok…

Mehmet Tez, Milliyet

No comments

Leave a reply