MFÖ “Kendi Kendine”

2 Posted by - 12 June 2017 - KÖŞE YAZISI

mtezMFÖ kendi kendine stüdyoya girdi, kendi kendine şarkılar kaydetti, kendi kendine yayınladı. Sonuç: “Zamansız” akustik şarkılar.

Zamansız demek, günün modasından trendinden bağımsız demek. Dün, bugün, yarın fark etmez, her zaman dinlenir demek. Bunu yapmak için iyi besteler ve yalın bir akustik sound yeterli. MFÖ’nün yeni albümü “Kendi Kendine” bu anlayışta. DMC etiketiyle yayınlandı. Bir baktık ki raflara çıkmış bile. Bir tane kapıp ilk izlenimlerimizi yazalım.

Akustik gitarlar, yumuşak bir bas, piyano, perküsyon. Albüm baştan sona bu havada. Fuat Güner akustik gitar, Özkan Uğur perdeli ve perdesiz bas ve akustik gitar çalıyor. Turhan Yükseler piyanoda, Mehmet Akatay perküsyonda.

Bu müzikal tabloya MFÖ’nün klasikleşmiş üç vokalli şarkı söyleme tarzını ekleyin, müzikal perspektife hakimsiniz.

Fuat Güner’in ev stüdyosunda kaydedilen yeni albüm adı gibi kendi kendine bir iş. Öyle ki fotoğrafları da Mazhar Alanson’un eşi Biricik Alanson çekmiş. Her şey aile içinde hallolmuş.

MFÖ’nün kendi kendine yetebilen bir oluşum olduğunda hemfikiriz zaten. Yıllar içinde çok şey eskidi, moda olmaktan çıktı, zamana yenildi, unutuldu. MFÖ onlardan biri değil. Nice grup, ekip ayrıldı, dağıldı, MFÖ’ye bir şey olmadı çünkü MFÖ -bence- müzikten önce dostluk üzerine kurulu. Ve çünkü MFÖ müzikal modaları takip etme üzerine kurulu, her albümde kendini yeniden yaratan bir grup değil. İyi beste ve iyi söze dayalı bir grup.

MFO_kendi kendineGeçenlerde plak olarak basılan “Ele Güne Karşı”yı alın koyun pikaba, bugün yayınlanmış olsa gene kabul edilir. Gene hit olur çünkü besteler iyi.

Ve elbette sözler iyi. MFÖ şarkılarında bugünden yarına unutulacak şeylerle uğraşmıyor. “Kaç kişiydik o zaman, kaç kişi kaldı şimdi” lafının hangi bağlamda, nerede, ne zaman söylendiği önemli değil çünkü 2717 yılında da birileri 2670’leri özleyerek bu şarkıyı hey gidi günler diye mırıldanabilecektir.

Aşk, yalnızlık, kusurlar, insani endişeler, öfke, asabiyet, genç olmak, yaşlanmak, imkansız şeylerin peşinde koşmak, dünyevi meseleler karşısında gülüp geçmek, işi mizaha vurmak. Bütün bu insani duygularla başetmenin yollarını aramak… Sözlerde belki şarkıların yazıldığı günlerin izini sürebilirsiniz ama eski bir şey bulamazsınız. Evrenseldir.

Yolunuzu böyle seçtiğinizde, üstelik Mazhar Alanson gibi derdini her devir anlaşılacak şekilde anlatabilen bir sihirbazınız varsa, eskimek diye bir sorununuz olmuyor.

Lafı sonunda albüme getirelim. MFÖ’nün müzikal beyni Fuat Güner (her ne kadar “Bu albüm prodüktörsüz kaydedildi” lafları edilse de) belli ki bu albümün müzikal direktörü ve prodüktörüdür. Onun ev stüdyosunda ortaya çıkan bu albüme ev sahibi olarak ağırlığını koymuş. Geri vokallerde, akustik gitar sound’unda ve düzenlemelerde onun izi var.

Mazhar Alanson bir röportajımızda “Ne kadar mutluyum, her şey yolunda diye şarkı yazamam ben” demişti. Buradaki şarkılar, ki hepsi aşk şarkısı, acaba nasıl bir duygunun etkisinde?

Mesela “Senin Hatırına”da “Gel de yaz şimdi bu aşkı, gel de bestele” derken acaba bundan mı bahsediyor üstat? “Aşkın Kenarından”da “Ayrılık güzel, eğer hemen döneceksen” demiş, “Emin misin”de “Bırakalım bu Facebook’u, Whatsapp’ı gel seninle gezelim” demiş. Karşılıklı oturup kafalarını telefonlarına gömerek hiç konuşmadan duran çiftler geldi gözümün önüne.

“Tembel günlerimde kadınlar oldu, geçmişim günah günahlar dolu” derken de kendi kendiyle hesaplaşan uyku tutmayan bir adamın portresini görüyoruz (“Beyaz Sayfa”).

Bu şarkılar aşktan bahsediyor. Ama henüz başlamamış bir aşkı çağıran şarkılar değil. Tabiri mazur görürseniz ileri seviye aşk şarkıları. İlk seviyeleri atlattın, peki sonra neler oluyor? Aşkın ileri seviyeleri var, onlardan da bahedelim. Sanki biraz buralarda şarkılar. Biraz Mazhar Alanson’un söz ve zihin oyunları, biraz mizah, biraz hayal gücü.

Albümde yar alan 10 yeni şarkı dışında “Acıyı Bal Eyledik” ve “Türk’üz Türkü Çağırırız” burada yeniden yorumlanmış.

MFÖ bu albümün konserlerini de yine akustik anlayışta çalacağını açıkladı. Üç ustayı ellerinde gitarlarıyla hem şarkı söyler hem arada -belki- sohbet ederken dinlemek büyük keyif olur.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply