Mizahın sonu mu?

1 Posted by - 27 September 2015 - KÖŞE YAZISI

mtezDost acı söyler, son dönemde mizah dergileri kısır bir döngüye teslim olmuş gibi görünüyor.

Mizah yazar/çizerliğinde uzun zamandır yeni ve parlak bir isim çıkmadı. Beklentimiz var ama ufukta görünen bir şey yok maalesef. Pek sevdiğim haftalık mizah dergilerinde artık eskiden beri takip ettiğim isimler dışında keyif alacağım, güleceğim, birilerine gösterip yorumlayacağım, “süper” diyeceğim bir şey bulamıyorum.

Umut Sarıkaya’nın tek kişilik başyapıt niteliğindeki dergisi Naber bir istisna. Ama tek adamlık da bir yere kadar. Üçüncü sayı alarm vermeye başlamış.

Leman’a bakıyorum, uzunca bir süredir popülist, ajite kapaklar yaparak mizahı, mizahın amacını, hedefini unutmuş durumda. Ben açıkçası ne demek istediğini, neyi eleştirdiğini dahi anlamıyorum bu derginin.

Göçmen dramının uluslararası sembolü haline gelen Aylan Kurdi’nin malum fotosunu kullanarak yaptıkları kapağa itiraz etmemek elde değil. Ne zeka kalmış ne ince görmek. Tatilde bir sahilde oturmuş, bilgisayarını açmış bir kadınımız ve ayakları dibinde yatan cansız çocuk. Seksizm, düşmanlık, nefret kokan, faturayı yanlış yere kesen, ajite, ucuz popülizm kokan bir kapak, bir bakış açısı.

Acaba mizah geleneğimizin sonu mu geldi diye korkuyorum. Mizah dergilerimizi kaybedersek bizi biz yapan kimliğimizin önemli bir bölümünü yeri doldurulamayacak şekilde yitirmiş olacağız. Korkum bundan.

Gezi mizahı kitlelere yaydı ama niteliğini artıramadı. Aksine niteliksizleştirdi. Sosyal medyada standart bir espri, mizah anlayışı yerleşmiş durumda. Her şey üç-beş klişe etrafında dolanıp duruluyor. Bu durumu elbette sosyologlar, bu topluma dair araştırmalar yapanlar inceleyecektir. Ben mizahı Twitter’da değil, mizahçılarda aramaya devam edeceğim. Mizah duygumuzu, mizahımızı kaybetmeyelim.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply