WHIPLASH MÜZİĞİ ISKALAMIŞ

0 Posted by - 01 February 2015 - KÖŞE YAZISI

mtezBir davul öğrencisiyle hocası arasındaki ilişkiye odaklanan Oscar adayı “Whiplash” çok beğenildi ve yorumlandı. Film eleştirmeni değilim ama bu filmin müziğe bakışında problem var.

Bir defa şunu ifade edelim, hepimiz ergen olduk. “Whiplash”i ergenliğimizi hatırlamadan değerlendirmek çok büyük yanlış olur. Ergen takıntısı, ergen inadı, ergen nefreti, ergen isyankarlığı, ergen aptallığı, ergen cahilliği, ergen aceleciliği, ergen saflığı… Bu filmde hepsi var.

Bu filmi tutku nedir, onu hatırlamadan değerlendirmek de yanlış olur. Belki unutanlar vardır diye hatırlatıyorum. Tutku: İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras. Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç. Aşırı düşkünlük.

Bir ergeni alın. Senaryonuzda onu tutkuyla bir şeye yönlendirin, başına onun bu tutkusunu kendi yöntemleriyle kullanmaya tutkuyla niyetlenmiş bir de yetişkin koyun ve seyredin. “Whiplash” kendine tutku alanı olarak davulu seçmiş. İşin içine müzik girince “tutku” lafı daha bir seksi oluyor ama müzik tutkusu böyle bir şey değil. Bir defa filmde sevgi yok. Müzik sevgisi yok.

Bu filmde müziğe gerçekçi bir bakış açısı bulunup bulunmadığını merak ediyordum. İyi ya da kötü, müzikle ilgili bir şey bekliyordum ben bu filmden. Ama beklediğimi bulamadım. Tek bulduğum kuru kuruya hırs ve kibir oldu.

Bu filmde hırslı, kibirli insanlar var. Müziği seven kimse yok. Parmakların kanayıncaya kadar davul çalışıyorsun ama neden? En iyi olmak için. Peki müzik? Arada kaynıyor. Müzik sevgisi, tutkusu en iyi olmak için değildir.

Hoca neden öğrenciye bu kadar baskı yapıyor? Onun en iyi olmasını sağlamak için. Ama bu mücadeleyi anlatırken müzik sevgisini anlayabiliyor, görebiliyor muyuz?

Charlie Parker hikayesi de doğru bir örnek değil. Parker’ın ilk sahne deneyimi berbattı ve o çalarken davulun zili havada uçmuştur, bu onu çok etkilemiştir. Bu doğru. Ama Parker yetenekli, duyarlı, yaratıcı ve bunlarla birlikte kırılgan olduğu için, hayatta kendini bunlarla ifade edebildiği için, başka türlü yapamayacağı için Charlie Parker oldu. Başka seçeneği yoktu ki.

Bu film müzisyenliğe ilgi duyanların düştüğü en büyük hatayı yüceltiyor. Müzisyen değil, “enstrümancı” olmak. Yaratıcılığı, bakış açısını ve duyguyu kaybetmek.

Çaldın, en iyi sen çaldın, en hızlı sen çaldın. E ne oldu? Müzisyenlik bir yetenek yarışması değil ki… Pek çok farklı donanım gerektiren kompleks bir durum.

Dünyada sayısız değerli icracı var ama iyi icranın birinci kuralı kibirden arınmak, mükemmelliğe duygularını katmaktır. Aksi takdirde anlamını bilmediği şiiri okuyan ilkokul çocuğundan farkın kalmaz. İyi icracılar ve üstatlar bunun böyle olduğunu bilir.

İcrada “swing” diye bir şey vardır. Bunun yarısı teknikse yarısı da tecrübe ve duygudur. İyi müzik bunların birleşimidir. Film iyi müzisyenliği ve bu alandaki başarıyı kuru kuruya hırsa ve kibre endekslemiş, müzisyenliğin özünü ıskalamış. Diyeceğim budur.

Mehmet Tez – Milliyet

2 Comments

  • Burak 01 February 2015 - 13:08 Reply

    Mehmet Tez sanırım Damien Chazella’nın filmin aynı zamanda senaryosunu yazmış olduğunu gözden kaçırdığı gibi anlatılmak isteneni de gözden kaçırmış bu film bir başarı hikayesi fakat Chazella’nın da vurgulamak istediği gibi müzik veya sanatın herhangi bir dalında, yetenek, ilham, yaratıcılık ve bunlarla gelen paylaşım, gelişim gibi gerekli adımlar atlanarak üretim değil de başarı odaklı herhangi bir işmiş gibi itibar görmesi kabul edilemez. Mehmet Tez bu konuda haklı fakat Chazella’nın bunu anlatmak istediğini görememiş malesef.

  • Parlak Bir Kariyer İçin: “WHIPLASH” | Bir Baba Indie | 05 February 2015 - 00:48 Reply

    […] söyleyeceğim her şeyi Mehmet Tez yazdı ve bir nevi beni rahatlattı. Benim yazacaklarım da Müziği Iskalamış yazısından farklı değildi. O yüzden ben filmin detaylarına tekrar bakıp, Mehmet […]

  • Leave a reply