Müzik, tercih değilse işkencedir

4 Posted by - 11 April 2016 - KÖŞE YAZISI

mtezVapurda köşe bucak kaçıyorum. İki saniye oturup kafamı dinleyecek elimdeki kitabı huzur içinde okuyacak, o an gelen önemli bir telefonu açıp konuşacak yer bulamıyorum. Kusura bakmayın ama bunu yazmak zorundayım.

İster hak verin ister vermeyin, ama dinleyin. Müzik, eğer bir tercih değilse işkencedir, tacizdir.

Metallica’yı severek dinliyorum ama 24 saat dinletirseniz işkence olur. Guantanamo’da Amerikalı askerler Müslüman esirlere işte bunu yapıyordu.

Rock severim ama yüksek volümle kulağımın dibinde benim isteğim dışında devamlı dinletirseniz bundan rahatsız olurum. Bu tacizdir.

Amerikalılar Panama’da bir manastırda kıstırdığı, Vatikan’ın da iade etmeyi reddettiği Panama diktatörü Manuel Noriega’yı 24 saat rock dinleterek 10 günlük bir psikolojik savaş sonunda teslim olmaya razı etti.

Vapurda zorla müziğe maruz bırakılmak da bundan farklı değil. Bir kere olsa tamam. Festivaldir, özel gündür tamam. Ama her gün her seferde, her dakika ve her katta olunca, müzik işkencedir.

Vapurda insanlara istekleri dışında zorla müzik dinleten müzisyen gençlerin elbette kötü bir niyeti yok. Elbette kötü çalmaları ya da iyi çalmaları, veya çaldıkları şarkıları beğenip beğenmemek konuyla alakasız.

Benim müzik yazarı olmamın bununla hiç ilgisi yok. Konunun müzik sevgisiyle de hiç ama hiç alakası yok. İdil Biret her gün her sefer vapurda konser verse dinlenmez. Her şeyin bir yeri ve ağırlığı var. Bunu anlamak lazım.

Gidecek yer yok, kaçacak yer yok, kulaklarını tıkasan, kulaklık taksan gene ses geliyor. Alt kata iniyorsun orda ayrı bir grup gitarist, bir kız solist “fikrimden geceler” diye haykırıyor. Ön tarafa, baş üstüne açık havaya çıkıyorsun. Biri acı acı keman çalıyor, konuşmak imkansız. Arkaya açığa gidiyorsun klarnet eşliğinde İzmir marşı.

Bir alt katına indiğinizde “Stand By Me” avaz avaz. Saksafon, gitar, vurmalılar…
Bunların hepsi aynı vapurda aynı seferde. Repertuar seçimi ayrı bir yazı konusudur. Ona hiç girmeyeceğim. Ama şu soruyu sormak hakkımızdır. Birader nereye kaçalım denize mi atalım kendimizi? Sokakta olsak yürür geçeriz az ileride otururuz belki uzaktan hoş gelir. Ama denizin üstünde başka çaremiz var mı?

İnsanların kendi başına kalma, iki muhabbet etme, kitap okuma hakkını neden gasp ediyorsunuz? Aman müzik susmasınmış, yazıkmış. Kardeşim müziğin susmasıyla insanlara zorla bangır bangır müzik dinletmenin ne alakası var? Kulağımın dibinde klarnet çalıyor adam 30 dakika boyunca isteğim talebim dışında bunun müzikle ne alakası var? Konserde değilim, barda değilim, festivalde değilim.

Tercih etme hakkı olmayan, bireysel alana saygı olmayan yerde faşizm vardır zorlama vardır. İşin içinde müzik var diye bu durum değişmiyor.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply