Nerede o eski bayramlar

1 Posted by - 03 September 2017 - KÖŞE YAZISI

mtezBu sene Kurban Bayramı ve 30 Ağustos Zafer Bayramı iç içe geçince bana da genel bir bayram nostaljisi yapmak düştü. Özlediğim bayramlar değil, o medeni, olgun, güzel insanlar.

29 Ekim, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos çok da fark etmez. Heyecan aynıdır. Hazırlıklar bazen günler öncesinden, bazen sabahtan başlar. Her yan bayraklarla donanır. Okuldaki törenin ardından akşam gerçekleşecek fener alayı adeta yılda bir kez tanık olunan sihirli bir doğa olayı gibi beklenmeye başlanır.
23 Nisan’da diğerlerinden farklı olarak televizyonda bir yandan dünyanın dört bir yanından gelen çocukların gösterileri merakla izlenir. Akşamına da kurtuluş savaşı filmleri…

30 Ağustos’ta televizyonlar Büyük Taarruz filmleriyle dolar. Spikerler heyecanla Ankara’daki geçit törenini maç anlatır gibi anlatır. Oturup evde sonuna kadar izlersiniz bu töreni tek kanaldan.

19 Mayıs’ta hazırlıklar günler öncesinden başlar. Stat veya en yakın alandaki gösteriler, geçit töreninde görünmek ve okulu en iyi şekilde temsil etmek bir gurur meselesi halini alır. Başka okullardan öğrencilerle (kızlarla/çocuklarla diye de okuyabilirsiniz) tanışma kısmı var bir de işin.

İsterseniz dalga geçin benle. Ne derseniz deyin, kabul ediyorum. Tamam eskiden komikti, karikatürizeydi şöyleydi böyleydi. İyi de şimdi daha mı iyi, doğru, cool oldu her şey? Bunları bitirdik peki iyi güzel aferin bize, peki yerine ne koyduk? Ucuz uçak bileti mi?

Anneanneme yemeğe gidilir. Bütün aile sofranın başına oturur. Beş vakit namaz kılan anneannem bayram şerefine bir duble rakısını koyar kadehi kaldırır ve yemek başlar.

Başta kurban eti ve pilav, çeşit çeşit yemek olurdu sofrada. Ama kare tepsiye özenle döşenmiş ıspanaklı, beyaz peynirli ve kıymalı anneanne böreğinin tadı hala damağımda benim. İşin ilginci benim bildiğim tanıdığım herkes, akrabalar, komşular sabah bayram namazına gider, sonra da kurban keserdi o zaman. Herkes kurban kessin demek istemiyorum ama şunu hatırlatmak istiyorum: Bayramlar, birtakım çevrelerin ve belli bir tip insanın tapulu malı değildi. Her kesimde, o kesimin kendi meşrebine göre yaşanıyordu. Ve herkes içkisini de içerdi, namazını da kılardı. Kimse kimseye karışmaz kimse kimseyi yargılamazdı. Yargılasa da bunu varoluşsal bir sorun ya da bir savaş haline getirmezdi. Dine olan saygısından ramazanda rakı içmeyip birayla yetinen komşumuz vardı. Kendince saygılıydı ramazana. Kimse de kapısına dayanıp onu linç etmeye kalkmıyordu. Nerede o eski bayramlar diye aradığım bayramlar değil aslında.

O günkü uygar insanları, nesli tükenen bu medeni zihniyetimizi özlüyorum. “O yoktu bu yoktu her şey çok ilkeldi.” Böyle deniyor. Tamam da zihniyet ileriydi. Şimdi bayramları belli bir kesime terk ettik. Sırtımızı döndük, long weekend’lerimizin “perşembeyi cumayı da izin alırsak” hesaplarının peşindeyiz. Bayram çok “uncool”. Peki tamam.

Ama söyleyin, hayat böyle daha mı güzel oldu? Her şey yolunda mı? Keyifler gıcır mı? Bu sembolizmin altını herkes kendince doldursun artık.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply