Orada bir köy var uzakta

1 Posted by - 08 April 2017 - KÖŞE YAZISI

mtez4 Vokal’in yeni albümü “8A5KA Beş Sekiz Kış Şarkıları”nda Anadolu’nun hüzünlü türküleri yeniden yorumlanıyor.

Cumhuriyet aydınının gözündeki Anadolu meselesi bitmek tükenmek bilmeyen bir imgelem denizi ve esin kaynağı olmaya bugün de devam ediyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana, “Orada bir köy var uzakta” diyerek bir köy hayal ediyoruz ve o köye methiyeler düzüyor, hikayeler yazıyoruz. O köye dair binbir hayal kuruyoruz. Gidip görsek de hayaller kuruyoruz, görmesek de.

Bazen TRT Halk Müziği Korosu olarak o köyü akademik düzeyde ele alıyoruz, bazen Anadolu pop, Anadolu rock ile o köyden kahramanlık ve yol hikayeleri çıkarıyor, gitarın tellerine vuruyoruz.

O köyden türkü de çıkıyor, senfoni de oratoryo da, psychedelic rock da çıkıyor, indie müzik de dub da… Zaman değiştikçe neler çıkmıyor ki.

Köy aynı köy, bin yıldır orada duruyor ama biz değiştikçe, devir değiştikçe zihnimizdeki köy de değişiyor, gelişiyor, türlü hallere bürünüyor.

4 Vokal Albüm kapakO köye romanlar, şiirler yazıyoruz. O köyde geçen polisiye çekiyor, sonra ödülümüzü alırken yalnız ve güzel ülkemize selam çakıyoruz.

Bu ülke dediğimiz “yalnız ve güzel” şey de çoğunlukla işte o gitmesek de görmesek de bizim olan köy oluyor aslında. Çoğu zaman gidince gayet sıkıldığımız, bir yere giderken meydanında çay içip iki yaşlı dedeyle sohbetin ardından geride bırakmasını sevdiğimiz bu köy, bizim sadece imgelemimizde yaşıyor. Böyle seviyoruz o köyü. Ne onunla olabiliyoruz ne de onsuz.

4 Vokal’in “8A5KA / Beş Sekiz Kış Şarkıları” (WePlay) adlı albümünden bahsetmek için bu kadar uzun girişe gerek var mıydı diye sorabilirsiniz bu noktada. Evet vardı. Çünkü türkülerimizi çok sesli olarak yorumlamak, türkülerimizi caza aktarmak, klasik müziğe aktarmak, rock’a aktarmak yani türkülerimizden evrensel bir şey, modern bir şey yapmak fikri cumhuriyetimiz kadar eski. Cumhuriyet aydınının, müzisyeninin hep kafasında yer etmiş bir konu.

Batı müziğini, hayat tarzını, kültürünü bilen ama dokuz sekizlik ritmi duyunca (albümdeki şarkılar 5/8’lik) otomatik olarak ritim tutan, “Neler oluyor bana?” diyen, ne Doğulu ne Batılı olmayı becerebilen bir insan türü var bu memlekette ve bu insanın çilesi bitmiyor. Ne türkülerle derdi bitiyor ne köyle ne şehirle.

Müzisyen, prodüktör ve bağımsız müzik şirketi sahibi (WePlay) Haluk Polat’ı çocukluğumdan beri şahsen tanırım. Müzikle ilgili derdi olan, işte bu anlattığım aralıkta kendine bir yol bulmaya çalışan, zaman içinde sağa sola savrulsa da denemekten bugün de hiç vazgeçmemiş bir müzisyendir.

90’larda Boğaziçi’nde öğrenciyken buradaki müzik kulübü bünyesinde kurduğu Ychorus ile çok sesli müzik yorumlama denemelerine girişen, daha sonra bu alanda çalışmayı hiç bırakmayan Polat, o dönemki müzik kulübü bünyesinden yetişen Barış Bahçeci ve Devrim Ünay’la çalışıyor bu albümde. Vokalini Fikret Kızılok’un klasikleşmiş “Bu Kalp Seni Unutur mu”sundan hatırladığımız Sibel Sezal dört vokalistten biri olarak karşımıza çıkıyor. Dördüncü vokalist Elçin Dönmez de Boğaziçi Müzik Kulübü bünyesinden yetişmiş bir ses.

4 Vokal bu albümde Haluk Polat’ın düzenlemelerini yaptığı sekiz Anadolu türküsünü yorumluyor. Ermenice ve Kürtçe türküler var. Daha önce Ladino, Romanca, Kürtçe, Ermenice söylemişlerdi, gelecekte Hemşince, Rumca, Lazca türküler hazırlıyorlarmış.

Piyanonun ve elbette vokallerin başrolde olduğu düzenlemeleri ben daha çok caza yakın olarak değerlendirebilirim. Davulda Riccardo Marenghi, vurmalı çalgılarda Yasin Kayırtar, basta Mehmet Alper Kılıç nitelikli iş çıkarıyor, vokallerden rol çalmadan ustaca sound’un ana hatlarını çiziyorlar. Piyanoda Haluk Polat var.

“Bu albüm Anadolu’nun hüzünlü topraklarına selamımız olsun” notu düşülmüş içine. Anadolu’ya ve Trakya’ya, Doğu’ya ve Batı’ya buradan göndermiş olalım. Hem albümü hem selamı.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply