Papağan, Mazhar Alanson ve diğerleri

2 Posted by - 25 December 2018 - KÖŞE YAZISI

Haluk Levent geçenlerde Twitter’da isyan ediyordu. İnsanlara, hayvanlara, yardıma ihtiyacı olanlara yardım ediyor diye ha bire fırça yiyormuş. Aynen şöyle yazmış:

“Bolu’da vurulan baba-oğulun bir papağan kadar kıymeti yok mu Haluk? Cezaevlerinde 700 bebek var, dansçılar yerine onlara ses ver! Çin Uygur Türklerinin kaçan dana kadar kıymeti yok mu! Yemen’e gözün kapalı!

“SADE BİR MÜZİSYENİM. BİR DERNEK KURUP KOŞTURUYORUZ. İNSAF LÜTFEN.”

Sanki bunları yapmak çok kolaymış ve üstelik de Haluk Levent’in işiymiş gibi ha bire vuruyorlar Haluk Levent’e. Bir de şu model var: “Ama o bir papağan!” Evet, papağan. Papağana kötülük yapınca o kötülük olmuyor mu? Ama burada artık asıl mesele başka bir şey. Tepkilerin altında yatan çaresizliği de görmek lazım. Kendi evimizde ya da dünyada herhangi bir yerde fark etmez, adalet yerini bulsun istiyoruz. Bir papağanın adaleti bulması için seferber olup papağana sahip çıkıyoruz. Papağan -ölerek dahi olsa- adaleti bulunca bu defa da öfkeleniyoruz. Neden biz değil de papağan? Sevgili Haluk Levent, şartlar böyleyken maalesef daha çok fırça yersiniz. Cümleten kolay gelsin.

Mazhar Alanson’a çakmak geçen hafta çok modaydı. Hangi Twitter hesabına baksam Mazhar’lı bir espri, sarkazm ya da ironi. Belli ki bol RT ve like aldırıyor. Kimler laf sokma yarışına girmiş görünce hayret ediyorum. Birini eleştirmek işte artık böyle ciddiyetsiz ve ağırlıksız bir işe dönüştü.

Kendisiyle birkaç kez röportaj yapmış, sohbetler etmiş biri olarak iki çift laf etmek ihtiyacım var izin verirseniz. Mazhar Alanson eleştirilen açıklamalarını yeni yapmadı. Muhafazakârlık moda olmadan da o bu sulardaydı. Ama insanlar bu bilgiyi görmezden geliyor çünkü çakıp like almak gerçeklerden tatlı.

Öte yandan, Mazhar abinin, ağzından çıkan bir sözün nereye gideceğini, nasıl algılanacağını bilmeyeceğine inanmak istemem. Bu söylediğimi Bülent Ortaçgil, Okay Temiz ve onun gibi bir dizi çok sevdiğim ama son dönem ne yaptıklarını pek anlamadığım isim için de söyleyebilirim. Neyi, nerede, ne zaman söylediğiniz önemlidir. Yılların sanatçıları, kamuoyu önünde bir ömür geçirmiş insanlar, bunu çok iyi bilirler. Nokta.

Kamuoyuna mal olmuş insanların kalabalıklara konuşurken söylediklerini tartma mecburiyeti Metin Akpınar için de geçerli. Akpınar’ın söylediklerine bozulabilir, üzülebilir, sinirlenebilir insanlar, bu serbest. Ama soruşturma açıldığı zaman iş değişiyor. İnsanların kendilerini ifade etme, dileyenin de eleştirme özgürlüğü olmalı. Bu evrensel bir haktır. Yeri gelmişken belirteyim, “Bizden olan sanatçılar, onlardan olan sanatçılar” ayrımı hiçbir tarafa yaramaz. Tarihte yaramadı. Bundan sonra da yaramaz. Sonunda bu ayrımın her iki tarafında saf tutanlar zarar görür.

(Not: Ben bu yazıyı yazarken sosyal medya “Metin Akpınar’la ilgilendiğiniz kadar filancayla ilgilenmediniz”lere başladı bile.)

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply