Promosyon tüketicinin yararına mı?

1 Posted by - 01 January 2019 - KÖŞE YAZISI

Pazar günü “Müzikli, kültür sanatlı yeni yıl dilekleri” yazmıştım. Kitapta KDV’nin inmesi, hatta sıfırlanması, konser, tiyatro biletleri üzerindeki ağır vergi ve harçların hafifletilmesi, devletin bu alanlara ciddi anlamda destek vererek makul bilet fiyatlarının bulunduğu ortamı yaratması diye sıralamıştım. Aynı gün sinema âleminde kıyamet koptu. Salon sahibi Mars’ın, promosyonlarla sattığı biletlerden elde edilen gelirlerini yapımcılarla paylaşmamasının uzun zamandır büyük bir sorun olduğu meydana çıktı. Karşılıklı restleşmeler, Twitter’dan ağır mesajlar havada uçuştu.

Bu durum bana müzik dünyasında yıllardır yaşanan ama sanırım bu kadar dikkat çekmeyen fiyatlandırma ve gelir tartışmalarını hatırlattı. Albümler neden bu kadar pahalı, konser biletleri neden bu kadar pahalı? Bu sorular hep sorulur durur ama yanıtları ya duyulmaz ya da tek bir yanıt olmadığından gargaraya gelir.

Halbuki sinema tartışmasıyla gündeme gelen de aslında aynı meselenin farklı bir yüzü. Geleceği hiç düşünmüyoruz günü kurtarıyoruz. Yapımcılar, saloncularla bir dönem gayet iyi anlaştı, karşılıklı günü kurtardılar. Şimdi gelirlerin dağılımında kavga çıktı. Çünkü uzun vadeli düşünmüyoruz.

Bakın mesela promosyon deniyor. Promosyon iyi bir şeymiş gibi geliyor kulağa. Ama değil. Sinemada da değil, müzikte de değil. Apple U2’nun albümünü (“Songs of Innocence”) promosyon olarak ücretsiz bir şekilde iPhone cihazlarına bir anda küt diye yollayınca herkes aşırı sinir olmuş, internet “U2’nun albümünü cihazınızdan nasıl silersiniz” konulu yazılarla dolmuştu. Albüm durduk yere tepki çekmiş, müzik ucuzlatılmış, bu uygulama kimse tarafından hoş karşılanmamış ve işe yaramamıştı. Bedavaya gelen şey değersizdir. Bu şekilde kabul edilir. Emek harcanan bir şeye promosyon uygulamak emeğe de saygısızlıktır. Sanatçı açısından böyle peki tüketiciye yararı var mı?

Promosyon, tüketicinin yararınadır deniyor. Yanlış. Çünkü promosyon işi ucuzlatır, bilet fiyatını değil. Bağlamından koparır az önce de anlattığım gibi. Biletler önce aşırı pahalanır, ardından da promosyon bir lütuf gibi sunulur. Aslında promosyon yüksek bilet fiyatlarını kurumsallaştırmaktan, normalleştirmekten ve asıl işi ucuzlatmaktan (ve elbette size bir şeyler daha satmaktan) başka bir işe yaramıyor.

Ne denir hep? Rekabet tüketici için iyidir. Hani nasıl iyi? Biletler rekabet sayesinde ucuzladı mı?

Biletler makul fiyatlara gelmeli. Promosyon ya da “filancanın desteğiyle” verilen ücretsiz bir şeyler, lütuftur. İstenen bu değil. Çözüm nedir?

Çözüm şu: Devlet, yani kamu idaresi, yani ilgili kamu kuruluşları, tanımlarındaki “kamu” ifadesini hatırlamalı. Kamuya hizmet etmeye başlamalı. Kâr etmeye değil, hizmet etmeye bakmalı. Düzenleyici konuma geçmeli ve vergilerde yapacağı düzenlemelerle her sanatsevere, her müziksevere makul fiyata bilet, kitap, albüm satın alma fırsatı yaratmalıdır. Salon sahipleri için de, yapımcı için de, seyirci için de doğrusu budur. Para yok falan demeyin. Bugün bunu yapacak bütçelerin katbekat fazlası makam otolarına harcanıyor. Kültür sanatı bedavacılık/promosyon değil, makul ücretler kurtarabilir.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply