Sanki Oasis’in yeni albümü

0 Posted by - 14 October 2017 - KÖŞE YAZISI

80 yaşıma geldiğimde Mick Jagger gibi hâlâ hoplayıp zıplamak zorunda kalmayacağım neyse ki” diyor. “Sahnede dudaklarım dışında başka bir yerim oynamıyor ki zaten. Yaşlanınca işim kolay.”

Liam Gallagher sonsuza kadar yaşayacağından neredeyse emin. İngiliz usulü rock’n roll günlerini geride bıraktığını biliyoruz ama artık ne daha olgun ne de daha uslu. Artık eskisi kadar fazla partilemiyor olsa da 45 yaşında hâlâ aklı fikri cinlikte, serserilikte, ona buna laf yetiştirmekte. Hâlâ küfürbaz ve hâlâ abisi Noel’den “o salak” (aslında “that cunt” diyor ama çevirmek istemedim) bahsediyor.

En son sekiz yıl önce sahnede bir araya gelmişlerdi. “Artık annem bile bizi barıştırmaya çalışmıyor” diye özetliyor durumlarını.

Bütün dünya atışmalarını ve karşılıklı küfürleşmelerini duymaktan, görmekten bıktı ama onlar bıkmadı. Kardeş değil kanlılar sanki. Noel’in Oasis’in beyni ve bestecisi olması, hatta kendini Beatles’tan bu yana en iyi besteci ilan etmesi Liam’ın en büyük yarasına parmak basıyor. Şarkı yazmak… Oasis’in dağılmasının ardından kardeşler kendi yollarına gittiğinde Noel, Noel Gallagher and the High Flying Birds ile yola devam etti. Liam, Beady Eye’ı kurdu. Açıkçası her iki ekip de Oasis tadı vermedi. Ve her iki isim de aradığını bulamadı. Ama Noel her zaman bir adım öndeydi. Liam, 45 yaşında ilk solo albümüyle Noel rekabetini devam ettiriyor (ben bu yazıyı yazarken Noel bir single yayınladı, kesin Liam’dan rol çalmak için yaptı bunu). Temel sorun şu “Liam beste yapabiliyor mu?” Tabii ki yapıyor ama bir besteci olarak Noel’i aşabilecek mi? Dürüst olmak gerekirse bu zor bir eşik. Çıta hayli yüksek. Albüme işte biraz da bu perspektiften bakmak lazım.

Liam, Beady Eye zamanında Oasis’e de beste veren Gem Archer ve Andy Bell ile çalışıyordu. Solo albümünde Miike Snow solisti Andy Wyatt ve prodüktör/müzisyen Greg Kurstin’den (Lilly Allen, Sia, Beck, Kelly Clarkson, Pink) yardım alıyor. Charlie XCX’le de Mark Ronson’la da Bruno Mars’la da çalışan bir pop bestecisi ve prodüktörü Wyatt. İşin ilginç yanı Kurstin’i de The Bird and The Bee’den tanıyoruz. (Hall & Oates coverladıkları albümü hatırlayalım). Yani Gallagher’ın tarzına pek de uygun isimler değil bunlar ilk bakışta.

Albümdeki şarkıların melodik, rahat dinlenen, hemen benimsenen ve akılda kalan şarkılar olmasındaki pay biraz da bu iki isme ait gibi. Ancak şarkıları bize yakınlaştıran tanıdık etki doğrudan Oasis’e referanslı gibi. Liam’ın solo albümü, poptan yardım almış ama bu yardımı Oasis’leşmek için kullanmış. “For What It’s Worth”u dinleyen herkes ne demek istediğimi anlayacaktır. Albümün en iyi şarkısı olduğunu ilk dinleyişte anlamak mümkün.

“Chinatown” insanın aklını çelen bir diğer şarkı. Gallagher’ın imzasını taşımayan iki şarkıdan biri. Bir Wyatt bestesi ve burada da çok net bir Oasis’leştirme yaşanmış. Diğer Wyatt şarkısı “Paper Crown” bir Oasis albümünde çok rahat yer alabilecek türden bir şarkı. Üstelik bu şarkı bilinmeyen bir Beatles cover’ı olsa kimse şaşırmaz. “Greedy Soul” albümün rock’n roll enerjisini yüksek tutan şarkılardan biri. Bir diğeri yine hiç yadırganmayan introsuyla “I Get By”. “Come Back To Me” iyi bir Dylan cover’ı gibi başlıyor. Yine Oasis’e varıyor. “Bold” albümün en iyilerinden. Deluxe editon’da bulunan üç bonus şarkıdan ilki “Doesn’t Have To Be That Way” albümün iyilerinden ve burada da bir “Champagne Supernova” hali seziliyor. Psychedelic rock taraflarına doğru uzanılmış. “Bu şarkıyı Kevin Parker coverlamalı” diye not aldım dinlerken. Açılış şarkısı ve ilk single “Wall of Glass”ı da unutmuyorum. Bu da harika enerjik, statta hep bir ağızdan söylenesi bir single ve albümün bence en iyi ikinci şarkısı.

Özet: Bu iyi bir Oasis albümü. Hatta Oasis’in son albümlerinden daha iyi. Bunu Liam’ın işçiliğine, Wyatt ve Kurstin’in yeteneğine ve (üzgünüm Liam ama) Noel’e borçlular. 12 şarkılık albüm uzun zamandır Brit rock cephesinden duyulan en merak uyandırıcı seslere sahip. İnsanda tekrar dinleme hissi uyandıran bir sürü şarkıyı barındırıyor. Oasis’in dağılmasına üzülenler, Liam’ın bu ilk solo işiyle teselli bulabilir.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply