ŞARAPLI KONSER!

0 Posted by - 05 September 2015 - KÖŞE YAZISI

mtezTürkiye’nin Kültür Bakanlığı çok ciddiye alınması gereken bir iş. Ne de olsa ülkemizde hiçbir bakanlığın Kültür Bakanlığı kadar zengin, dünyanın ilgiyle, takdirle izlediği büyük değerleri yok.

Altı yıl önce, 2009 yılının 11 Temmuz gecesi BBP’ye bağlı Alperen Ocakları’na mensup kişiler Topkapı Sarayı önünde toplandı ve slogan atmaya başladı. İçerideki İdil Biret konserinde şarap içileceğini duymuşlardı.

İdil Biret’in konser afişlerine yönelen kalabalık tekbir getirerek, afişleri yırttı. Sarayın önünde Türk bayrakları üzerinde toplu olarak namaz kılındı ve Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri için dua edildi.

“Bir şey yapın, can güvenliğimiz yok” diyenlere polis “Vatandaş demokratik tepkisini gösteriyor” yanıtını verdi. Tehditler savuran öfkeli gruba polis, dönemin Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın talimatıyla ancak 22.00’de müdahale etti.

Neden böyle olmuştu? “Mukaddes yerde içki su gibi akacak” diye hedef gösteren Vakit gazetesini okumuştu grup. Yani organize bir eylem söz konusu. Birisi hedef gösteriyor, diğerleri uygulamaya geçiyor. Allah korudu da kimsenin başına bir şey gelmedi, bir Sivas daha yaşanmadı İstanbul’un ortasında.

O dönem bu “demokratik” etkinliği organize eden partinin eski genel başkanı bugün kültür ve turizm bakanı oldu. Ve görevine başlar başlamaz bu eylemi destekler nitelikte sözler sarf etti ve şunları söyledi: “Topkapı Sarayı’nda şaraplı, minderli konsere izin vermem.”

Bunu yorumlamadan uzunca bir parantez açmam şart. Bakan şunu da söylemiş çünkü gözden kaçmaması gerekir: “O sanatın çıktığı ülkelerde bir senfoni hangi adap, edeple dinlenir? Hanımefendiler, beyefendiler şıkır şıkır kıyafetleriyle gelir değil mi? Biz barda halaya dururuz, orada da vals yaparız. Bizi başkalarıyla karıştırmasınlar.”

İşte bakana bunu söyleten, organizasyonun zaafıdır. Ve burada organizatör hatalıdır. Nitekim konu İdil Biret ve Whithall Orchestra ise “şarabını al konsere gel” çok kötü bir slogan. Batı’da bu tip konserlerde fuayede elbette bira, şarap vs servisi vardır ve İdil Biret konserinden sonra Topkapı Sarayı’nda da oldu zaten. Ancak kimse konsere nedeni ne olursa olsun “hadi gelin şarap içelim” diye çağırılmaz. Afişlerde duyurularda böyle şeyler yapılmaz. Organizatör ucuzluğa kaçmıştır. Zaten dönemin Topkapı Sarayı Müdürü İlber Ortaylı da bu durumu kendine has üslubuyla eleştirmişti o zaman.

Ancak burada konu bu değil. Parantezi kapıyorum. Konu Alperen Ocakları’nın yaptığıdır. Bu tip bir zorbalığın hiçbir şekilde elle tutulur, savunulur bir yanı yoktur, olamaz. İnsanları tehdit ederek, afişlerini yakarak demokratik eylem olmaz. Konsere gelmiş 2 bin insanın can güvenliğini tehdit eden kanlı bir linçten son anda şans eseri dönülmüştür.

Biraz ciddiyeti, insanına saygısı olan bir kişi, hele kültür bakanı olmuşsa, bu tip bir eylemi, hareketi, hiçbir nedenle ve hiçbir şekilde savunamaz, savunur görünemez, buna kayıtsız da kalamaz. Bakanlık iki ay sonra biter, kişide torunlara anlatılacak hoş bir anı olarak kalır ama bu laflar üst üste binince sonra Sivas oluyor.

Kültür bakanının öncelikle sanatı ve sanatçıyı savunan bir dili ve bakış açısı olmalı. Çünkü sanatçılarımız bizimdir, halkındır. Türkiye’nin

kültür bakanlığı çok ciddiye alınması gereken bir iş. Hiçbir bakanlığın kültür bakanlığı kadar zengin, dünyanın ilgiyle, takdirle izlediği büyük değerleri, zenginlikleri yok Türkiye’de.

Demek istediğim naçizane budur.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply