Seikilos’un şarkısı

3 Posted by - 24 September 2017 - KÖŞE YAZISI

Belli bir armoniye uygun olarak yapılmış Batılı anlamda bilinen en eski beste milattan önce 200’e tarihleniyor. Adı “Seikilos’un Şarkısı”. Aydın yakınlarında Efes’e çok da uzak olmayan bir noktada, Tralleis antik kentinde William Mitchell Ramsay tarafından 1883 yılında bulundu. Silindirik bir mezar taşının üzerine kazınmış notalar ve sözlerden söz ediyoruz.

Seikilos’un şarkısı, daha doğrusu bu şarkının üzerine kazındığı mermer stelin talibi çoktu. Bir rivayete göre stel, bulunduktan kısa süre sonra kayboldu. 1922’de İzmir’de Türk Yunan savaşı sırasında ortaya çıktı. Bir diğer rivayete göre Aydın demiryolu kazıları sırasında bulunmuştu ve bulunduktan sonra 10 yıla yakın bir süre demiryolu inşaatını yapan İngiliz firmanın müdürü Edward Purser’ın elindeydi.

Ramsay onu burada buldu. Bulunduğu sırada bir bölümü kırıktı ve şarkının bir dizesi kaybolmuştu. Gizemli stel, muhtelif kaynaklara göre gene ortadan kayboldu ve yıllar sonra Purser’ın damadı Young adında bir İngiliz’de, Buca’da ortaya çıktı.

Stel, Türk-Yunan savaşı bitene kadar muhafaza edilmek üzere Hollanda Konsolosu’na verildi. Ancak savaş bitince stel kimseye iade edilmedi. İstanbul üzerinden önce Stockholm, ardından Lahey’e götürüldü. 1966 yılına kadar burada kaldı. Daha sonra Danimarka Ulusal Müzesi tarafından (Naitonalmuseet) teslim alındı ve Kopenhag’da sergilenmeye başladı. Halen de orada, 14897 envanter numarasıyla sergileniyor .

Dünyanın en eski bestesini elbette notalara uyarlayıp çaldılar ve melodisini o güne uygun olarak Yunanca okudular. Bugün Youtube’da şak diye karşınıza çıkıyor (acaba Seikilos’un şarkısının telifleri kime ödeniyor?).

Gerçekten etkileyici, duygusal, hiç de uzaydan ya da tarihin derinliklerinden gelmiş gibi durmayan bir şarkı bu. Gayet gündelik, dünyalı, insani bir şeyden bahsediyor. Hayattan:

“Yaşarken parılda, kederden uzak dur, çünkü hayat çok kısa, zaman hızla geçiyor, çanlar ansızın çalıyor” (Benim kişisel çevirimle böyle bir şey ortaya çıktı.)

İnsanlık o zamandan bu zamana milyonlarca beste yaptı. Acılarını, sevinçlerini, ama çoğunlukla acılarını ve pişmanlıklarını besteledi. Paylaşmak istedi. Çoğu unutuldu gitti, kayıtlı olanlardan bazıları bugüne kaldı. Onların en eskisi atası işte bu şarkı .

Seikilos’un şarkısını dinleyince şunu anladım, besteler iki bin yıldır çok fazla değişmemiş. Ne besteler ne de besteciler. Belki dinleyenler.

2300 yıllık bu şarkı bir şey anlatmaya çalışıyor. Ben ciddiye aldım. Şimdi insan merak ediyor. Bu şarkı neden Türkiye’de değil, neden orijinal mermer taş buraya getirilmiyor. Neden istekte bulunulmamış? Neden bu tarihi zenginlik kimsenin umurunda değil?

Bu toprakların tarihini belli bir yıldan ve dönemden sonra başlatmak, sadece belli tarihlere odaklanıp ondan önce sanki hiçbir şey olmamış, burada insanlar yaşamamış sanmak, kendi kimliğini, zenginliğini reddetmekten başka bir şey değil.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply