Sosyal medya ve tepkilerimiz

2 Posted by - 24 July 2016 - KÖŞE YAZISI

mtezDarbe girişimi olduğu haberi geldi. Darbe. Bir ülkenin başına gelebilecek en kötü iki şeyden biri. Diğeri savaş. Daha üzerinden bir dakika geçmedi, timeline espri doldu. Bu normal mi?

Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın Twitter’da hep aynı format hakim. Durumu daha anlamadan hemen dalgasını geçmeye girişiyoruz. Böyle bir görüntü var.
Bir olay oluyor, bir dakika içinde sosyal medya espri doluyor. Aforizma üretme denemeleri, ironik, sarkastik cümleler, “anlayana” temalı mesajlar, “caps”ler…
Hangi ara bunları hazırlayıp da dolaşıma sokuyoruz? Durun önce ne olduğunu anlayalım.

Terör, darbe, yasaklar, iktidarın hükümetin aldığı herhangi bir karar, muhalefetin bir tutumu, ne olduğu önemsiz. Mizah malzemesi var mı, yok mu? Önemli olan tek şey bu sanki.

Hayır mizah yapmayın, susun, falan demeyeceğim. Böyle bir şeye kimsenin hakkı yok, herkes dilediği gibi yazıp çizmekte özgür olmalı. Zaten kendimi de dışında tutmadan yazıyorum bunları. Eleştirim hepimize. Ama bu tutumun ardında yatan gerçekle de yüzleşmek lazım.

Gezi ile zirve yapmış bir alışkanlık bu. Ancak o zaman anlamlı olan şu günün ruhunda eğreti duruyor. Benim derdim “ciddi olun” tarzı ham bir ahlakçı duruş değil. Ben sadece bu mizah merakını, bu fenomeni eşeliyorum. Eşeledikçe altından mizah değil, kimse kusura bakmasın, ego çıkıyor.

“Mizahla herşeye rağmen biraz olsun güler yüzlü olabilmek”ten ziyade, kendini göstermek temel amaç. Ve bu yolda bağlamdan uzaklaşmayı göze alıyoruz.
Ben sosyal medyaya bakınca mizah duygusunu yitirmemeye çalışan bir kitle değil, ne kadar zeki olduğunu gösterme yarışına girmiş, gerçeklerden giderek kopmuş insanlar görüyorum. Evet politik alandaki çaresizlik herkesi amatör mizahçı olmaya zorladı belki kabul, ama bazen aynaya bakmak lazım.

Benmerkezcilik mizah görüntüsü altında ortaya çıktığı gibi felaketlere dair verilen tepkilere de yansıyor. “Tam tatile çıkacaktık bu olay nereden çıktı.” “Tek isteğim kitap okumak, müzik dinlemekti, şu hale bak nelerle uğraşıyoruz”, “Daha dünyayı dolaşacaktım, gençliğim heba oldu” türünden yorumlar.
Her şey “sen”le ilgili. Yani “ben”le ilgili. Her şey kötü çünkü “ben” şunu yapamıyorum…

Bugün dünyada hayata ve geleceğe salt bireyci hedonist bir gözlükle bakma anlayışının ister istemez sonuna gelindiği ortada. En azından bu anlayışı devam ettirmek giderek imkansızlaşıyor. Hangi kesimden olursa olsun yeni kuşakların farklı zihinsel ve manevi donanımlarla geldiğini görmemek için de kör olmak lazım.

Bazı olaylar, bazı gelişmeler kişiye hayatını gözden geçirme, yeniden düşünme ve özeleştiri fırsatı verir. Böyle günlerden geçiyoruz. Suçu başkasında aramak değil, ama özeleştiri erdemdir.

No comments

Leave a reply