Türk’ün kafası nasıl çalışır?

2 Posted by - 15 January 2019 - KÖŞE YAZISI

Neredeyse 50 yıldır Türk’üm, hâlâ Türk’ün kafası nasıl çalışır dendiğinde, bir iki klişeden öteye geçemiyorum. “Biz pratik milletiz” deriz. Hayatımız, birbirimizin hayatını zorlaştırmak, karşı tarafa meydan okumak üzerine kurulu. Bunun nesi pratik? Menemenin soğanı için işi gücü bırakıp günlerce tartıştık. “Soğansız yiyenler hayattan keyif alamaz” yazan bile oldu. Sonuç? İsteyen soğanlı istemeyen soğansız yer, kime ne? Bu kadar tartışma “pratik” mi? Ne işe yaradı?

Gündemde “akraba evliliği” var. Psikopatlarla dolu bir ailenin suç hikâyesinden konu geliyor Cumhuriyet rejimine dayanıyor. Akraba evliliğini rejim istememiş, onun için böyle olmuş bilmem ne. “Biz ne güzel aile arasında kardeş kardeşe evleniyorduk, ne oldu bize ve değerlerimize?” denmesine az kaldı. Çoktan geçmiş bitmiş tartışmaları, bilimsel gerçekleri, kurcalayıp yeniden tartışmaya açmanın ve dünyanın en bayat terazisinde evet / hayır, doğru / yanlış diye not vermenin nesi pratik? Etrafınıza bir bakın, gündemimiz bu mu?

Poşet de poşet. Yahu arkadaş, anneannelerinizin pazar filesi yok muydu? Al bir file, konuyu kapat. Hiçbir şeye itiraz etmeyen milletimiz poşet paralı olunca neredeyse topyekûn seferber oldu. Geçen gün biri “Naylon poşet bizim çimentomuzdur” yazmış. Hakikaten doğru. Ama neden? Açıklayan var mı? Neden ücretsiz naylon poşet bizim temel değerlerimizden biri?

Türk’ün aklını sorgulamak için illa Türkiye’de olmaya gerek de yok. İki haftalık çiçeği burnunda bir Londralı olarak burada da kaçamıyor insan bu sorudan. Gazetelerde her gün Brexit baş konu. Ben bu yazıyı yazarken bütün manşetler Başbakan Theresa May’in Brexit’i savunmak için son şansları. Ortalık karışık. Referandumdan “çıkalım Avrupa Birliği’nden” sonucu çıktı ama şimdi kimse çıkmak istemiyor. “Neden?” diye sordum tanıştıklarıma. İngiliz komşulardan biri “En ufak seyahat için bile vize almaya hazır değilim ben” dedi. Hah dedim merhaba, gerçek dünyaya hoş geldiniz. Toplayın belgeleri, çıkarın banka hesap dökümlerini, ayıklayın Brexit’in taşını…

Bunu söyleyenler Brexit’e evet diyenler halbuki. Ama iş bireysel konfora gelince iş değişiyor. Yani Avrupa Birliği’nden çıkmak istiyorlar, ama Fransa’ya ya da İspanya’ya giderken vize almaya gelince “Bir dakika ya biz vize almak istemiyoruz, çıkmayalım”a geliyorlar. Bazen büyük siyaset işte bu kadar basit mevzuların boyunduruğu altına giriyor. Bu örneği buradaki havayı anlatan sembolik bir örnek olarak algılayabilirsiniz. İngilizlerin bu zor (!) ikilemi ve mücadelesi devam ederken ve ben bu mücadeleyi dudaklarımın kenarındaki sarkastik İngiliz gülümsemesiyle izlerken bile gene ve hep Türklere şaşırıyorum.

Artık İngiliz vatandaşı olmuş değerli hemşehrilerimizden biriyle konuşuyordum, “Son yıllarda çok göçmen geldi, hastanelerde bize sıra gelmiyor, bütün kamu hizmetleri aksadı, mağduruz” diye dertlendi. Bir diğeri, “Bu kadar da olmaz ki… Kim gelse aldılar, kim gelse aldılar” diye konuştu. Yahu sen kendin göçmensin. İki yıl olmuş oturum alalı. La havle… Ayrıca hani misafirperver millettik?

Menemenin soğanı, akraba evliliği, poşet, Brexit… Türk’ün kafası nasıl çalışıyor anlayan var mı?

2 Comments

  • dd 16 January 2019 - 14:57 Reply

    Hehe, güzel yazı 🙂

  • Çağatay 17 January 2019 - 21:23 Reply

    Almanya’da bir abim var o da 25 yıldır orada, ama hakikaten özellikle Suriyeli ve Arap kökenlilerden illallah ettik diyor, her gün kızları bırak erkek çocuklara bile tecavüz haberi var burda diyor. Daha acayibi, bir göçmen ergen çocuk Alman bir başka ergene tecavüz etmiş günlerce haber oldu diyor(ikisi de erkek bu arada).
    Şimdi bu tip haberleri duyunca haksızlar mı orada yaşayanlar. Evet bizim Türklerde göçmen belki ama adam 20 yıldır orada üniversite eğitimli, almancası var v.s. bu adam entegre olmuş, ama gelen göçmenler o kadar cahil ve eğitimsiz ki, eskiden oraya göçenler bile dert yanıyor.

  • Leave a reply