Varşova’dan bir kafe yazısı

3 Posted by - 11 November 2018 - KÖŞE YAZISI

Şehir kültüründe “lokal”in yüceltilmesi geçmişte kaldı. Bugün ilk lokal övme dalgası sonunda zincirleşme yükselişte: Lokalin zincirleşmesi. Etrafınıza bakın en “lokal” yerin bile beş taneden aşağı şubesi yok artık.

Lokal kahvelerin zincirlere yeğ tutulduğunu biliyorum. Genellikle “lokal” dendi mi insanların içinde bir yerlerde sıcak sıcak, ılık ılık bir şeyler akıyor. “Lokal olsun da biz yerde de otururuz…” “Aaa lokal yerler biliyormuş derhal takibe alalım.” “Çok güzel bir yere gittik lokallerin takıldığı bir yer, hiç turistik değil.” Emin misiniz?

Ben bir kafe insanıyım. Bunu daha önce de yazmıştım. Kafelerde oturmayı, kafelerde yazı yazmayı, okumayı, notlar tutmayı ya da etrafa bakınıp hiçbir şey yapmamayı seviyorum. Lokal – zincir ayırmazdım. Ama son dönem bendeki ibre zincirlerde.

Gözlemlerime göre mekancılıkta “lokal”in yüceltilmesi hafiften 2010’larda kaldı. Bugün ilk lokal övme dalgası sonunda zincirleşme yükselişte. Lokalin zincirleşmesi. Etrafınıza bakın en “lokal” yerin bile beş taneden aşağı şubesi yok. Biri ikisi de mutlaka AVM’lerin içinde üstelik. Yani “lokal”cilerin tüylerini diken diken etmesi gereken ifade AVM değilse nedir? Ama lokal kafelere AVM’lerde büyük ilgi oluyor. Cümlenin kendisi dahi sıkıntılı.

Bu sadece Türkiye’de değil, her yerde böyle. Şu an Varşova’dayım burada da her yer zincir mekan dolu. Global zincir ya da yerel zincir ama hepsi zincir. Bir fırın var mesela Aromat diye. Ekmeği hamur işleri falan güzel. Hemen bir yeme içme merkezinde şube açtı. Bir kahveciye giriyorsunuz oh ne güzel lokal mi lokal. Bir iki gün sonra bir fark ediyorsunuz o lokalden her yerde var. Veganburgerci mi? Her mahallede şubesi var. Gani gani lokallik.

Ama benim için sorun değil çünkü teorik olarak zincire karşı değilim hatta seviyorum.

Çünkü zincirleşince işler ciddiye biniyor ve standartlar geliyor. Herkes işini ciddiye alıyor. Evet lokalcilere bu cümleler küfür gibi geliyor biliyorum ama ne yapayım standartları seviyorum ben bu yaştan sonra galiba. Mesela her sabah aynı saatte açılan kafe hoşuma gidiyor. Bir sabah 8’de ertesi sabah 10’da açılan lokal kafeye gidince kapıda kalıyorum. Canım sıkılıyor. İçeri girince yalnız o dünkü sandviçten yok bugün bu var dendiğinde “Ne güzel aynı ev gibi” diyemiyorum. Suratım asılıyor. Alışkanlıklarını seven biri için zincir bulunmaz bir nimet.

Öte yandan bu duruma sinir olanlar var. Zincileşme yüzünden dünyanın her yeri birbirine benzemeye başladı deniyor ki haklı bir eleştiri. Ama bütün gezginler macera aramıyor. İnsan yabancı bir yerde tanıdık bir mekan görünce çok sevinebiliyor. Misal, ben. Şimdi adını reklam olmasın diye vermeyeceğim bir zincir kahvesinde kendimi çok iyi hissediyorum. Moda’da gibiyim burada ve bu hoşuma gidiyor.

Kafeler, hızla değişen dünyayı, yeni değerleri ve trendleri gözlemleyebileceğiniz en doğru yerler olabilir mi? Bu çok iddialı bir laf. Ama dikkatli gözlere pek çok şeyi anlattıkları kesin.

(Not: Peki neden zincirleşiliyor? Bu da bir başka yazı konusu.)

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply