Yavuz Çetin, Kerim Çaplı, 90’lar

1 Posted by - 16 April 2017 - KÖŞE YAZISI

mtezGüverte Film yapımcılığında Sertan Ünver tarafından çekilen, 90’ların rock alemine dair onlarca röportaj, performans görüntüsü içeren “Blue” belgeselini mutlaka izlemelisiniz.

Doksanların İstanbul’unun popüler cover grubu Blue Blues Band’in hikayesini anlatmaya girişiyor “Blue” filmi. Bunu yaparken ekibin iki üyesi Yavuz Çetin ve Kerim Çaplı’nın hikayelerine odaklanıyor. Ancak temelde 90’ları bir parça olsun yeniden yaşatması bakımından bile önemli.

Bu filmde insan hikayesi var evet ama bir dönemin ipuçlarını arayarak farklı gözlemler yapmak, zamanda yolculuğa çıkmak da mümkün.

Benim bu filme bakışım kişisel nedenlerden “biyografik” oldu.

O mekanların hepsinde o görüntüler alınırken ben de oralarda bir yerlerdeydim. Köşede barın önündeydim belki. Belki tuvalet sırasında muhabbetteydim. Belki Kemancı’da Yavuz Çetin “Mary Had A Little Lamb” derken sahne önünde hafifçe sallanıyordum, belki Hayal Kahvesi’nde sahnenin tam köşesinde bas çalan Sunay’ın dirseğinin altındaydım. Belki Mojo’da Kerim Çaplı “Superstition”ı söylerken kalabalığın arasında ite kaka yolumu arıyordum.

Kot mont, uzun saçlar ve çizmelerle oralarda bir yerlerde gelecekte olacaklardan habersiz, tek düşüncesi etrafındakiler gibi şu yasaklarla dolu dünyada biraz olsun rahat ve özgür hissetmek olan, bunu yapmanın başka yolunu da bilmeyen gençlerden biriydim işte.

O görüntüleri, o mekanları, o insanları, o davul ve gitar tonlarını, o bas yürüyüşlerini, o blues klasiklerinin bütün notalarını, vokallerini ezbere biliyorum, nota nota dün gibi hatırlıyorum. Bu belgeseldeki görüntüler, anlatılanlar o dönem oralarda olan herkesi kalbinden yakalayacaktır çünkü o kadar az “delil” var ki yaşadıklarımıza dair. En ufak bilgi, belge kırıntısı bile önemli bizim için çünkü kimse elinde kamerayla dolaşmazdı, cep telefonu yoktu, bir bara gittiğimizde elimizde bira bardağı tutardık.

Bu görüntüler bana bugün şunu anlatıyor: Ne kadar da cool zannederdik kendimizi, oysa ne kadar saf, genç, tecrübesiz ve aslında çaresizmişiz. Gidecek yerimiz yokmuş; o yüzden bilmeden, farkında olmadan bir araya toplanmışız, Beyoğlu’na adeta sığınmışız. Hayaller kurmuşuz. Kemancı’da, Hayal’de, Mojo’da sabahlamışız, müzikle yatıp müzikle kalmışız. Birbirimize destek olmuşuz.

Ve o dönemin müzisyenleri, şarkıcıları, gitaristleri, basçıları, davulcuları, her kesimden, sınıfsal ve etnik kökenden dinleyicileriyle o camianın parçası olanlar ne kadar da hoşgörüsüz, anlayışsız bir ortamda el yordamıyla yolumuzu aramışız. İnsan bunu fark ediyor.

Filmde kullanılan kadar, filmin kurgusunda çok anlamlı bulunmadığından kullanılmayan da onlarca röportaj var. Yönetmen Sertan Ünver bunları muhtemel bir DVD’de değerlendirmek istediklerini söyledi.

Bu filmle ilgili detaylı bir yazıyı, Yavuz Çetin ve Kerim Çaplı’ya dair filmde yer alan detayları ve bunlara dair bir analizi Milliyet Sanat’ın yeni sayısı için kaleme aldım. Film 21 Nisan itibarıyla vizyona giriyor. Umarım filmi gidip görme fırsatınız olur.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply