Yehudi Menuhin School’un Türk öğrencileri

4 Posted by - 24 October 2016 - KÖŞE YAZISI

mtezDünyanın dört bir yanından genç yetenekleri kabul eden yatılı müzik okullarının en önemlilerinden, Londra’daki Yehudi Menuhin School’un Türk öğrencileriyle tanışın.

Gelmiş geçmiş en büyük 10 kemancıdan biri kabul edilen Yehudi Menuhin, konserleri dolayısıyla dünyayı dolaşırken gittiği yerlerde pek çok yetenekli ama imkansızlıktan dolayı eğitim fırsatı bulamayan gençle karşılaşıyor. Bu yetenekli çocukları müziğe kazandırmak için Yehudi Menuhin School kuruluyor. 1963’ten beri öğrenci kabul eden okul, gelirinin bir kısmını da okulun içinde bulunan 300 sandalyeli, tümüyle ahşap salonda öğrencilerin verdiği performanslardan elde ediyor. Burada geleceğin klasik müzik starları, virtüözleri yetişiyor.

Bu özel okulun ilk Türk öğrencisi Berfin Aksu’ydu. 1988 doğumlu Aksu okulunu başarıyla bitirdi, geçen yaz Bodrum ve Zürih’te Fazıl Say’la birlikte çalarak sahneye çıktı, kariyerine başladı. Öğrenimine de yine Londra’da Guildhall School of Music and Drama’da devam ediyor.

Şimdi bu okula girme başarısını gösteren iki gencin daha olduğu haberini, Andante dergisinin ekim ayı sayısında Şefik Kahramankaptan’ın bilgilendirici yazısından öğrendim.

Bunlardan 2002 doğumlu Elfida Su Turan, parlayan genç bir yetenek olarak şimdiden adından söz ettiriyor. Keman öğrenimine 2009’da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda başlamış. Turan’ı Ankara’da dinleyen Berfin Aksu’nun hocası Lutsia İbragimova olumlu görüş bildirince Londra’ya Yehudi Menuhin School sınavına başvurulmuş. Burada kendisini dinleyen önemli kemancı ve pedagoglardan Akiko Ono onu kendi sınıfına istemiş.

Gökçe Çatakoğlu okula kabul edilen bir diğer gencecik icracı. 2004 doğumlu Çatakoğlu, Bilkent’te Muhammedcan Turdiev’in öğrencisiymiş. Uluslararası yarışmada birincilikler alan Çatakoğlu’nu kıdemli pedagoglardan Boris Kucharsky dinlemiş ve sınıfına kabul etmiş.

Bu arada Gökçe’nin ablası 1997 doğumlu Süeda Çatakoğlu da Barenboim-Said Academy seçmelerinde başarılı olarak Berlin’de Arjantinli virtüöz-pedagog Nelson Goerner’in öğrencisi oldu. Bu akademide aynı zamanda kemancı Kerem Tuncer, çellist Umut Sağlam, viyolacı Joshua Hullu yeni öğrenciler.

Bu isimleri de bu vesileyle hatırlatmak istedim. Türkiye yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen dünya çapında gençler yetiştiriyor. Bu gençler temellerini kendi ülkelerinde alıyor ve zaman geldiğinde dünyanın en iyi okullarına kabul edilerek eğitimlerini, öğrenimlerini devam ettiriyorlar. Dünya sahnesine cumhuriyet döneminin köklü eğitim kurumları ve imkanları sayesinde çıkabiliyorlar.

Bu tablodan herkes için çıkarılacak dersler var. Zira gelecek daha çok inşaat yapan değil, daha fazla nitelikli insan yetiştirebilen toplumların olacak. Bunun da tek yolu özgür düşünceyi, bilimi, evrensel kültürü ve değerleri benimsemiş, dünyaya kalben ve zihnen açık laik bir ulusal eğitimden geçiyor.

Bir ülkenin, milletin varlığı sadece kendisine değil, insanlığa kattığı değerlerle anlamlı ve güzel. Bunun da yolu bellidir.

Olumsuzlukları yazmaktan, konuşmaktan cidden bıktık. Herkesin arkasında birleşeceği olumlu gelişmeleri, başarıları görmek, öne çıkarmak istiyoruz. Her şey insandan ve eğitimden başlıyor. Ben bugün klasik müzik alanındaki başarılı gençleri hatırlattım ama her alanda parlak beyinler var bu ülkede. Dünyayla aramızdaki makas giderek açılmadan hâlâ varolduğuna inandığımız sağduyulu yetkililerin bu gerçekleri bir an önce görmesini diliyoruz.

Mehmet Tez – Milliyet

*Kapak görseli: Berfin Aksu

No comments

Leave a reply