2017’nin “en iyi” 20 albümü -1

1 Posted by - 23 December 2017 - KÖŞE YAZISI, LİSTE

En iyi albüm ne demek? Bunu tartışmak ve nesnel bir kriter bulmakla zaman harcamak yerine kişisel listemi paylaşmayı tercih ediyorum. Bu albümler benim geçen yıl büyük bir keyifle, en fazla dinlediğim albümler.

Sene sonu yaklaştığında her müzik yayını, kendi meşrebince yılın öne çıkan albümlerini dizmeye çalışır. Bu çok normal. Anormal olan ya da tartışmaya açık olan diyelim, bu listelerin çoğu zaman nesnel kriterler varmış, böyle bir şey mümkünmüş gibi en iyiler adı altında lanse edilmesidir. Ama en iyiler denir. Adı böyle. Başlıkta ben de geleneği bozmadım.

Müzik basını, yerli ya da yabancı fark etmez, liste yaparken bazı ağırlıkları gözetir. Mesela “Birkaç tane de popüler isim koymak lazım” der biri. Ya da “Hiç rock albümü koymadık” der diğeri. Veya alternatif albümlerin çok olması istenir. Tam tersi “Satmayan şeyleri neden listeye alıyoruz” diye çıkışır bir başkası. Herkesi memnun etmek isteyen yazı işleri sonunda bir liste yayınlar ve o liste hiçbir şeye benzemez. Çünkü herkes memnun olsun istenmiştir. Bu şekilde kimse memnun kalmaz. Liste de güdük, anlamsız bir şeye dönüşür. Bazen de en bariz albümlerin sıralandığı sürprizi heyecanı olmayan bir liste çıkar ortaya. Filanca sanatçı çok mühimdir ve onun albümü bu listede olmalıdır. Filanca sanatçı da çok önemlidir ve albüm yaptıysa mutlaka iyidir.

Uzattım. En iyi liste tamamen kişisel olandır. Ben kişisel listemi paylaşıyorum. Böylece “şu albümü de koymak lazım”lardan sıyrılıyorum.

“Take Me Apart” – Kelela

Yeni nesil R&B ve popun en iyi sentezlerinden biri Kelela’nın “Take Me Apart”ıydı şüphesiz. Rap’in siyah müziği ve popu tek başına domine ettiği bir dönemde farklı bir kanal açan önemli, her şeyden önce dinlemesi zevkli vokal odaklı bir albüm.

“This Old Dog” – Mac DeMarco

Mac DeMarco’nun her albümünü her şarkısını sevenler bile kariyerinin en iyi şarkılarının bu albümde olduğunu kabul edecektir. “On the Level” dinlemeye doyamadığım şarkılardan biri oldu geçen yıl. DeMarco’nun “Benim için çok özel anlamı var, ailemle ilgili dediği” albümü.

“La Vem a Morte” – Boogarins

Brezilyalı psychedelic rock ekibi ülkelerinin 60’lardaki Tropicalia dalgasını bugüne şahane şekilde taşıyor. Kendilerine has vokaller, Portekizcenin büyüsü, keyboard’larla destekli şahane garaj sound’larıyla hayran bıraktılar. “Onda Negra” unutulmaz şarkılardan.

“Screen Memories” – John Maus

Amerikalı sanatçı yeni albümünde punk ve elektronik müziğin kesişim noktasında duruyor. Vokalleriyle punk, efektleriyle new wave, new age’e doğru meyleden bu çalışmanın dinamikleri gerçekten çok farklı. İstanbul konserinde canlı grup performansıyla izledik, sahnede bambaşka bir enerjileri var.

“New Energy” – Four Tet

Kieran Hebden’in son yıllarda kendini kaptırdığı kulüp müziğini, kariyerinin ilk yıllarındaki deneysel sound’uyla birleştiren hayli yaratıcı adeta mükemmeli arayan bir albüm. “Two Thousand and Seventeen”, “LA Trance”, “Lush”, “SW9 9SL” albümü en iyi anlatan şarkılar. Baştan sona kesintisiz dinlenince daha etkili.

“Slowdive” – Slowdive

Tek başına “Star Rowing” bile bu albümü hatılamak için yeterliyken, Slowdive, dağılmalarından 25 yıl sonra yaptıkları albümle “Sugar For The Pill”, “Everyone Knows” da dahil sekiz yeni şarkı hediye etti. Müzikleri halen güncel ve heyecan verici.

“50 Song Memoir” – The Magnetic Fields

Stephin Meritt’in 50’nci yaşını yaşadığı her yılı anlatan bir şarkı yazarak 50 şarkıyla karşıladığı albümün adı da elbette “50 şarkılık hatıra” olmalıydı. Üstelik şarkılar düzenlemeleriyle dönemin müzikal iklimini yansıtıyor. Meritt kendini anlatıyor, ama aslında herkesi anlatıyor.

“A Fever Dream” – Everything Everything

İngiliz ekibin yarattığı köşeli, insanı şaşırtan, bazen rahatsız eden, dürten yeni nesil progresif pop rüzgarı bu yıl da dinmedi. “Can’t Do” en dikkat çekici single’ıydı bu albümün. “Run The Numbers”, “A Fever Dream”, “Big Game” demek istediğimi anlatan şarkılar.

“Season High” – Little Dragon

Yukimi Nagano’nun vokali ve sofistike beat’lerin birbirine geçtiği, sıradanlığı ve müzikal konforu bazen bir akor, bazen bir synthesizer efekti bazen beklenmedik bir vuruşla kıran etkileyici bir çalışma.

“A Flame My Love, A Frequency” – Colleen

Fransız elektronik müzik sanatçısı, enstrümantalist, vokalist ve besteci Cécile Schott’un Colleen adıyla 2015 Paris saldırısının etkisinde kaydettiği besteler. Colleen müzikal dilini inanılmaz sadeleştirmeyi başarmış bir sanatçı. Bu sadeliği, tarihi enstrümanlardan alınan sample’ları kullanarak daha da etkili ve dramatik hale getirmeyi başarıyor. Evrensel bir sound. Öyle ki gerçekten evrensel. Bu dünyaya değil evrene ait gibi.

Mehmet Tez – Milliyet

*Kapak görseli: Four Tet

No comments

Leave a reply