ALKAN AVCIOĞLU YAZDI: TÜM ZAMANLARIN EN İYİ 30 ANİMASYONU

4 Posted by - 13 March 2015 - KÖŞE YAZISI, LİSTE

Isao Takahata’nın son filmi ‘ Prenses Kaguya Masalı’ gösterime girmişken sinema tarihinin en iyi animasyonlarına bir göz atalım.

‘Ateşböceklerinin Mezarı’ (The Grave of the Fireflies) gibi klasiklere imza atmış Isao Takahata’nın son filmi ‘ Prenses Kaguya Masalı'(The Tale of Princess Kaguya) bu hafta sinemalarda gösterime giriyor. ‘Prenses Kaguya Masalı’ yılın en iyilerinden biri ve sinemaseverlerin bu filmi salonda izleme şansını kaçırmaması lazım. Nitekim sadece çocuklara hitap eden, eğlence ve macera dolu dublajlı animasyonlar dışındaki bir animasyonun orijinal dilinde vizyona girmesi nadiren gerçekleşiyor bu topraklarda. Hal böyle olunca sinefillerin, sıkı festival takipçilerinin bile animasyonlara ilgisi ve talebi gittikçe azalıyor. Yurtdışında eleştirmenlerin övgüsüne boğulmuş pek çok animasyon buralara uğramamaya başlıyor, kültürel çember gün be gün daralıyor. Biz de bu hafta sinema tarihinde bir yolculuğa çıkalım ve tüm zamanların en iyi animasyonlarını derleyelim istedik. Animasyon türünde en iyiler tarzında listelere pek sık rastlanmıyor. Ancak gişe canavarı animasyon filmlerin ötesine uzanınca, perdenin gerisinde, eskimeyen klasiklerle ve görsel anlamda son derece yenilikçi başyapıtlarla dolu bir liste bekliyor sizleri.

30. Waking Life (2001): Richard Linklater’in hayal gücünün en zengin örneklerinden biri olan film, kusurlarına rağmen görsel gücü sayesinde benzersizleşiyor.

29. Mary and Max (2009): Melankolik dünyasını gri ağırlıklı bir renk paleti ve benzersiz bir görsel atmosfer kurarak veren bu stop-motion mutlaka izlenmesi gerekenlerden.

28. Watership Down (1978): Criterion Collection baskısı bile olan kült bir animasyon. Animasyon türünün imkanlarının distopik alegoriler için ne kadar elverişli olduğunun bir ispatı.

27. Coraline (2009): Aslında 3-boyutlu izlemesi elzem olan çok az animasyon var. Ve ‘Coraline’ bunların başını çekiyor. Filmin korkutucu ve fantastik hikaye evreni unutulmayacak bir görsellikle perdeye aktarılmış.

26. The Tale of the Fox (1930): Sinema tarihinin ilk uzun metrajlı stop-motion animasyonu, hala en iyilerinden…

25. Wall-E (2008): Pixar’ın dramatik derinliği en iyi kurgulanmış filmlerinden biri. ‘Wall-E’ iyi hikaye anlatmak için diyalogların bir gereklilik olmadığını ispatlayan filmlerden.

24. Wallace & Gromit: The Curse of the Were-Rabbit (2005): Karşı konulamaz bir İngiliz mizahıyla ve sessiz sinema döneminden ödünç alınmış hikaye anlatımı tekniklerinin kusursuz bir karışımı.

23. Dumbo (1941): Sıklıkla hitap ettiği kitlenin sadece küçük çocuklar olduğu gibi bir yanlış düşüncenin kurbanı olan bu film, aslında Chaplin ve Buster Keaton filmleriyle beraber anılmayı hak eden bir şaheser.

22. Wolf Children (2012): Yeni Miyazaki’yle tanışın; gelecekte adını daha sık duyacağımız Mamoru Hosoda’nın ‘Wolf Children’ı zamana karşı direnecek bir klasik.

21. Waltz With Bashir (2008): Gerçek olaylardan uyarlanan ve sayısız ödül kazanmış olan ‘Beşir’le Vals’ yenilikçi ve hafızalardan asla çıkmayacak bir film.

20. Heavy Traffic (1973): ‘Fritz the Cat’in yönetmeni Ralph Baksh’ın en iyi ve en çılgın çalışması.

19. Akira (1988): Adeta tek başına anime türünü temsil edecek kadar ikonikleşmiş bir film.

18. The Nightmare Before Christmas (1993): Filmi yönetmese de yapımcısı ve yazarı Tim Burton’ın ismiyle adeta özdeşleşen bu film 1990’ların en özgün çalışmalarından biri.

17. Princess Mononoke (1997): Miyazaki’nin en derinlikli işlerinden biri. Birden fazla izlenmeyi hak eden bir klasik.

16. The Plague Dogs (1982): Richard Adams’ın romanından uyarlanan bu animasyonun görünüşü sizi aldatmasın, bu iç parçalayan film yetişkinleri birer çocuk gibi ağlatabilir.

15. Paprika (2006): Kuşkusuz ki bu film yerine Satoshi Kon’un bir başka çığır açan animasyonu ‘Perfect Blue’ da seçilebilirdi. ‘Paprika’ yönetmenin hayal gücünü ve ustalığını biraz daha ileri götürüyor.

14. The Triplets of Belleville (2003): İki dalda Oscar adayı olan bu animasyon Jacques Tati ilhamlı özgün bir çalışma.

13. Persepolis (2007): Gerek hikaye anlatımındaki biçimsel tercihleri, gerek bir döneme ve bir ülkeye dair bir kültürel füzyon sayılabilecek film yine de nihayetinde kişisel olmayı başaracak kadar usta işi.

12. Alice (1988): Jan Svankmajer çocuklar için fazlaca gerçeküstü ve çılgın olabilir ama yaratıcılık konusunda çıtayı kimsenin erişemeyeceği bir yere yükseltiyor.

11. Bambi (1942): Tasarımları, renk paleti ve müziğiyle adeta nefes kesen film, Disney’in hala zirve işlerinden biri.

10. Consuming Spirits (2012): Chris Sullivan’ın yapımı 15 yıla yakın süren filmi, tür içerisinde tartışmasız bir kilometre taşı. Benzersiz ve duygusal gücü son derece yüksek.

9. The Grave of the Fireflies (1988): Studio Ghibli’nin en güzel ve en hüzünlü animasyonlarından biri.

8. Yellow Submarine (1968): Görsel anlamda yenilikçi olan bu The Beatles animasyonu psikedelik, eğlenceli ve benzersiz.

7. Toy Story (1995): Serinin devam filmleri de ilk filmi aratmayacak kadar iyi ancak şüphesiz ki ilk filmin yeri apayrı. Sinemanın büyüsünü sonuna kadar hissedeceğiniz o özel animasyonların belki de en özeli.

6. Fantasia (1940): Pek çok farklı düzeyde çığır açıcı ve yenilikçi olan ‘Fantasia’ klasik müzikle animasyonun eşsiz bir birleşimi.

5. The Incredibles (2004): Brad Bird’ün ilk filmi ‘The Iron Giant’ veya ‘Ratatouille’ da bu listede kendine yer bulabilirdi. Ancak ‘The Incredibles’ Pixar’dan çıkan hala en olgun çalışma ve her izleyişte kıymeti artıyor.

4. My Neighbour Totoro (1988): Miyazaki’nin eskimeyen klasiği, beyazperdenin görebileceği en büyüleyici animasyonlarından biri. Torunlarınız ve torunlarınızın çocukları da ‘Komşum Totoro’yu izliyor olacak.

3. Fantastic Planet (1973): Cannes’da Jüri Büyük Ödülü kazanan bu gerçeküstü animasyon, unutulmaz soundtrackiyle birlikte sinema tarihinin en eşsiz çalışmalarından biri.

2. Spirited Away (2001): Tüm zamanların en büyük anime sanatçısı olarak değerlendirilen Hayao Miyazaki’nin başyapıtı, 21. yüzyılın kilometre taşı filmlerinden biri.

1. It’s Such a Beautiful Day (2012): Her fırsatta sinema tarihinin en nitelikli animasyonlarından biri olduğu dile getirilen bu film pek çokları için hala gömülü bir hazine. Don Hertzfeld’in nev-i şahsına münhasır yaratıcılığı ve dehası ile dolu bu film kendinizi sorgulayacağınız ve hayata bakış açınızı değiştirecek bir sanat eseri.

*Alkan Avcıoğlu’nun bu yazısı 13 Mart 2015 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

No comments

Leave a reply