‘İyi olsalar, TRT popçuları seçerdi’

0 Posted by - 01 March 2011 - RÖPORTAJ

fft16_mf1174622

Eurovision şarkıları “Live It Up”ı geçen cuma tanıtan Yüksek Sadakat, Eurovision teklifi yapılan dördüncü rock grubu. Grup üyelerine göre, TRT’nin son yıllarda rock gruplarını tercih etmesinin nedeni rock’ı çok sevmesi değil, kaliteli müzik… Yüksek Sadakat ile dün buluştuk Eurovision’u konuştuk…

“Live It Up” alışılmış tarzınızdan farklı. Şarkının arkasındaki hikâye nedir?
Kenan Vural: “Live It Up” hazırlamakta olduğumuz üçüncü albümümüzde yer alıyordu. Ancak düzenlemesi daha farklıydı. Şarkının anlattığı hikâyeye uygun, İngilizce sözler yazıldı ve yeni bir düzenleme yapıldı. Ama şarkının ruhunun çok değiştiğini söyleyemem. Tek gitarla da çaldığınızda aynı his geçiyordu dinleyene.
Kimi 80’lerin, kimi 70’lerin etkisi olduğunu söyledi. Siz nasıl tanımlıyorsunuz?
Kutlu Özmakinacı: Düzenleme olarak 70’ler, ruh olarak 80’leri yansıtıyor. Biz üç şarkı hazırladık. Bir tanesi daha rock diyebileceğim bir düzenlemeydi. Diğer ikisi birbirine yakın şarkılardı. TRT seçici kuruluyla yaptığımız değerlendirmede bu iki şarkı üzerinde yoğunlaşıldı.
Kimler vardı kurulda? Nasıl seçildi şarkı?

Özmakinacı: Kamil Özler, Neşet Ruacan gibi caz dünyasından isimler var. Onlarla değerlendirdik.

Bu isimler müzikal açıdan mı değerlendiriyor, yoksa Eurovision kriterleri açısından mı?
Özmakinacı: Her ikisi de. Live It Up”ın enerjisi daha iyi bulundu. Bizim de tercih ettiğimiz şarkıydı.

‘30 Aralık’ta öğrendik’
Önceki yıllarda çıkan şarkıları inceleyip belli bir formül oluşturdunuz mu kafanızda, biz şöyle bir şarkı yaparsak başarılı oluruz diye?
Özmakinacı: Elbette bu konuyu dikkate aldık. İnceledik, değerlendirdik. Derece alacağına inandığımız şekilde hazırladık. Ama standart bir formül var ve biz de bunu uyguladık diyemeyiz.
Vural: Bu şarkı bizim kendi müziğimizin nereye doğru gittiğine dair ipuçları da barındırıyor. Eurovision için düzenlendi ama sonbaharda çıkacak yeni albümümüz hakkında ipuçlarını bulabilirsiniz bu şarkıda.
Eurovision’a gideceğinizi ne zamandır biliyordunuz?
Alpay Şalt: Gerçekten de 30 Aralık’ta öğrendik. Sürpriz oldu. Biz şu günlerde piyasada olması planlanan üçüncü albümümüzü hazırlıyorduk. 30 Aralık gecesi teklif gelince bütün planlar değişti. Albüm de sonbaharda yayımlanacak.
‘TRT son yıllarda rock’çı oldu’ diye espriler yapılıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Özmakinacı: Evet, Eurovision’a bir süredir rock grupları seçiliyor ve ben bunu çok olumlu buluyorum. Bunun anlamı TRT’nin rock’çı olması değil. Rock gruplarının ülkemizi temsiliyet kabiliyetinin daha yüksek olması. Son yıllarda daha iyi müzikler onlardan çıkıyor. TRT de o yüzden art arda rock gruplarına teklif yapıyor.

Pop müzikte iyi işler yapılmıyor mu?
Vural: Mesela bu yıl için adı geçen popçulara bakın, hiçbiri kendi bestelerini yapan, kendi hikâyelerini anlatan isimler değil. Popta belli isimler söz yazıyor, belli isimler beste yapıyor, belli isimler düzenlemeleri yapıyor. 90’lardan beri bu değişmedi ve artık pop albümlerinin birbirinden farkı sadece kartonetleri…
Özmakinacı: TRT rock’çı değil. İyi olanı tercih ediyor ve bence doğru olanı yapıyor. Athena, Mor ve Ötesi, Manga ve şimdi de biz. Ama daha önce giden popçulara da bakarsanız, onların da iyi müzik yaptığını görürsünüz. Hadise’yi çok bilmiyorum. Ama Sertab Erener ve Kenan Doğulu da kendi bestelerini yapan, ekip halinde çalışan, iyi müzik yapan isimler. Yani onları seçmek de doğruydu. Aslında TRT bence iyi müzik yapanı tercih ediyor. Popçular daha iyi müzik yapsalar TRT tereddüt etmeden popçulara teklif götürür.

‘Her şey finalden ibaret değil’

Eurovision’un Türkiye’de dar bir çerçevede değerlendirildiğini belirten Kutlu Özmakinacı, “İşin sadece yarışma kısmı ve final gecesi öne çıkarılıyor. Ama bu organizasyon Avrupa ülkelerinin kültürel açıdan birbirlerine yaklaşmalarını, tanışmalarını ve alışverişte bulunmalarını amaçlayan bir organizasyon” dedi. Sözlerini, “Organizasyon sadece finalden ibaret olsaydı aylar önceden şarkıların promosyonu yapılmazdı” şeklinde sürdüren Özmakinacı, önlerindeki iki aylık sürede hem müziği hem de ülkeyitanıtacaklarını vurguladı

MEHMET TEZ, MİLLİYET

FOTOĞRAF: HÜSEYİN ÖZDEMİR


7 Comments

  • erdinç 01 March 2011 - 16:39 Reply

    İş şöyle yürüyor: TRT’de Eurovision’a kimin katılacağına karar veren kurul, TRT’nin yarışma hazırlığı için gruba vereceği hibe paradan yüzde alıyor her sene.Bir nevi rüşvet. Bu da tamamen grup yada sanatçıların menajerlerinin kurulla yapacağı pazarlığa bağlı. Yüksek Sadakat’in menajeri kimse, bu seneki pazarlığı iyi yapmış. Temiz %20-30 atmıştır. Zaten konserlerden vurucak parayı Yüksek Sadakat.
    İşin diğer bir yönü ise:
    Çok iyi bir grup mu Yüksek Sadakat ?
    Hayır.
    Çok mu popülerdiler ?
    Hayır.
    Bu adamlar rockçı falan değil. Yaşını başını almış, iş güç çoluk çocuk sahibi. 40’ından sora gençlik yıllarında içlerinde kalan,özendikleri rockstarlık hayatını senelerce edindikleri çevre ve şartların olgunlaşması sonucu kullanıp para kazanma isteğini egolarıyla harmanlayıp bişeyler yapmaya çalışan “kart poser”lar. Bu yarışma sayesinde kazanacakları dünyalıkları alıp, müziğide bıraksınlar ki gerçek yeteneklerin önünü açsınlar artık.

    • Mehmet Tez 01 March 2011 - 17:02 Reply

      Bu anlattıklarınız şehir efsanesi. Elinizde kanıt yoksa da iftiraya girer. Grup üyelerinin bazılarını eskiden beri tanırım. Söylediğiniz gibi değil hiç olaylar. “Kart poser” da en basitinden ayıp olmuş.

  • Onur 01 March 2011 - 16:42 Reply

    Kutlu Özmakinacı’nın kaç yıl önce Kasabian’ın Rock’n Coke’a geldiği sene, Kasabian konseri sırasında Dream Tv kameralarına ” Bu bassçıya ve gitariste grubumda yer vermem, yabancı olunca böyle oluyor. Bu adamlar müzisyen değil” demecini hatırlarım.

  • Umut 02 March 2011 - 00:10 Reply

    TRT’nin rockcu/popcu ayırabildigini dusunuyor musunuz gercekten. Bence onlar hepsini popcu statusuyle gonderiyor..Neyse belki ustumuzden bir kus gecer ilk 5e gireriz.

  • yhy 02 March 2011 - 00:20 Reply

    “the kinks all day and all of the night” bu yılki Eurovision şarkımızın ilk versiyonu :)) yüksek sadakat coverıda güzel olmuş… bi de nilüferin düet albümündeki şarkı neydi o he “göreceksin kendini” düzenlemesi, özellikle başı dream theater – these walls a nekadarda benziyo dimi…

  • abdülbaki 05 March 2011 - 19:06 Reply

    Herkes biliyor.Herkes bu alemin içinde herkes müzisyen.Biraz susun lan susun.

  • Baal 26 July 2011 - 03:08 Reply

    Yüksek Sadakat’i kim ne yapsın arkadaş? Türk müziğini; piyasada satmaya, kitleyi küstürmemeye çalışan gruplar ilerletmez. İki tane arabesk şarkı yap koy albüme oh. Sonra “çok farklı çok içten çok rock çok yerli” bir albüm oldu dersin bir tarafından sallaya sallaya. Oryantalizmin en iğrenç hali Eurovision da cabası. Neyse ekmektir, kazansınlar ne diyelim.

    Risk alan, para kazanmayacağı halde bu işi yapan adamlara değer vermek gerek. Küçük alt kültürlerde yer açar böyle kişiler, bir süre sonra akım haline gelirler. Ondan sonra kitlelere ulaşılır. Bunlara vakit ayırdıkça önümüzdeki yirmi yıl Yüksek Sadakat, Emre Aydın dinleriz.

    Ama tabi kolay birşey değil bu da. Politika, müzikle sandığınızdan çok daha içiçe. Kitle müziğini tarif etmek çok güç. Teknolojik gelişmelere rağmen müziğimiz hala yarı kırsal-yarı şehir döneminde. Şehir müziğini ortaya koymak gerek, ancak 80 sonrası neoliberalleşme ile sanat resmen “aşağıdakilerin” elinden alınmıştır. Mesela bu nedenle oturup “yaz şarkıları” adı altında, aşağıdakilerin hayatında hiçbir şey ifade etmeyen şarkıları dinliyoruz veya 80 sonrası apolitizasyonla yükselişe geçen arabeskin rock müziğe nüfuzuna tanık oluyoruz. Resmen dayatma içeriyor bu. Tüm PR çalışmalara buna yönelik. Haliyle kimi popüler gruplar (MVÖ gibi) arada kalıyorlar, iyi işler yapsalar da ne Ali’ye ve Veli’ye yaranabiliyorlar. En basitinden “özgür kadın” diyerek bireyciliğin dibine vuranları hariç tutarsak doğru dürüst bir feminist müzik bile yok ki müzik kadınlar için en rahat yol açabilecekleri alandır. 80 sonunda 90 başında, Riot Girls’i(Sleater Kinney gibi) unutmayalım.

    Neyse Yüksek Sadakat sen alınma. Helal para sayılır sizinki, ekmeğiniz bol olsun müzik sonuçta. Binlerce kan emicinin arasında sana “piyasa” diye sataşmak yakışık almaz. Ama yaptığınız işi çok ciddiye almadığınızı hissedelim arada, o yeter.

  • Leave a reply