5 SORU 5 CEVAP // AHMET ALİ ARSLAN

3 Posted by - 08 April 2015 - 5 SORU 5 CEVAP, RÖPORTAJ

Ahmet Ali Arslan, gitarıyla icra ettiği şahsi bestelerini bir süredir sosyal mecralar üzerinden paylaşıyor. Bu topraklarda doğmuş her bireyin kulağına aşina gelecek, katkı maddesi içermeyen besteler bunlar. Arslan, güncel örneklerin aksine, İstanbul (ve Anadolu) menşeli sesleri yalnızca beslenmek için kullanmıyor. Başka herhangi bir türe meyletmeden Klasik Türk Müziği’nin izinden gidiyor. Bu sadelik onu alternatif ve farklı kılıyor.

Ahmet Ali Arslan’ın detoks etkisi yaratan nağmelerini, 18 Nisan Cumartesi akşamı Radiofil Sahne’de duymak mümkün olacak.

>>>Müzikle ilişkin nasıl başladı?
İlk aldığım cd, içinde “Bye Bye Bye” olan ‘NSYNC albümüydü. Sonra annem bana Beatles’ın “1” toplamasını ve The Who’nun “Tommy”sini verdi. Bol bol da Timur Selçuk ve Tanju Okan dinlerdik. Korn, System of a Down, Bon Jovi derken işler büyüdü :). Annemin zoruyla davulu bırakıp gitara başladım. Sol dizde naylon telli klasik gitarda Metallica çalıp, bir de en basit haliyle doğaçlamanın tadını alınca ben de yola girmiş sayıldım.

>>>İlk konserin neredeydi? Neler çaldın, kimler izledi, ortam nasıldı?
Adını hatırlamadığım bir lisenin açık hava festivalinde, adını hatırlayamadığım ilk grubumla sesimin yetemeyeceği şarkılar söyledim, kimse de dinlemedi… Hepimiz siyah giyiyorduk ve ortam buram buram çocukluk kokuyordu.

>>>Düşünce dünyanı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?
Düşünce dünyası demeyelim de, kafamın içinde neler var diye sorarsan, neler yok ki. Zannedersem en fazla hissettiğim şey çocukluğa, ya da çocukluktaki masumluğa öykünmek: Çekirdek Sanatevi kayıtlarında buluyorum o samimiyeti. Fikret Kızılok’la Bülent Ortaçgil’in “Pencere Önü Çiçeği” albümünde ne yakalamışlar bilmiyorum ama, tam bahsettiğim yeri vuruyor. Biraz daha olgun hali, sevmek ve sevilmek önemli olan: Güzel gözlerinin meyhanesinde – Fikret Kızılok’un “Zaman Zaman” albümünün hepsi kalbimde. Biraz daha masumu, müzikaller içinden tek sevdiğim, ama çok sert sevdiğim, Hair var. Can Yücel’den Sevgi Duvarı var. Aynı damardan bir başka hissiyat da evde olma hissi. Güzel biten hikayeler – deli gibi Asteriks okurum, tekrar tekrar evde biter, güzel biter.
Masumiyet kayboldukça da absürde vurmak var: Abdülcanbaz’ın maceraları, Oğuz Atay’ın hayallerindeki absürtlük, farklı bir hali Ahmet Hamdi Tanpınar. Sonra Tanpınar’ın büyük Osmanlı kelimelerini ciddiye alıp Yahya Kemal romantiği olmak var. Münir Nurettin’in “Aziz İstanbul”u bağladı beni klasik Türk müziğine.

>>>Hiç dinlememiş birine müziğini nasıl anlatırsınız?
Sıcak derim, o kadar içimden ki, eğer paylaşabiliyorsak, sendenmiş zannedeceksin derim.

>>>Şu ara kafayı taktığın sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? Neden?
Deli gibi The Secret Trio dinliyorum. Bir yandan Ara Dinkjian’ın binlerce kişi aynı ağızdan paylaşarak söylenmek için yazılmış besteleri (ki daha yüksek bir müzik yok bence), bir yandan da birbirini seven, birbirine alan veren üç virtüoz, müzikte aradığım her şeyi vermeye çok yakın.
Bu ara Kalan’ın arşiv serisinden gazel dinliyorum bol bol: Hafız Burhan, Hafız Kemal, Hafız Sadettin Kaynak ve nicesi. Bülbül gibi ses nedir anlamazdım. Meğer böyle çeşitleme, böyle doğaçlama yokmuş.

No comments

Leave a reply