5 SORU 5 CEVAP // PITOHUI

0 Posted by - 10 December 2014 - 5 SORU 5 CEVAP, RÖPORTAJ

Pitohui’yi 2013 yılında yayınladıkları Boros isimli EP’leri ile tanıdık. Replikas’tan Barkın Engin, Nekizm’in erken dönem kadrosundan Cem Kayıran ve Yankı Bıçakçı grubun çekirdek kadrosunu oluşturuyor. İlk EP’nin ardından Pitohui, kadrosunda değişiklikler yaşadı, çekirdek üçlüyle birlikte Toll Tres ve Arda Erboz’dan kurulu bir ekip formuna büründü. İkinci EP’leri “Devin”i Ekim’de servis eden grup, son olarak “Devin”in remikslerinden oluşan bir çalışma yayınladı. Pitohui’nin ilk video klibi, “Zmaj” isimli şarkıya hazırlandı ve pek yakında yayında olacak.

Nasıl tanıştınız?
Cem: Gruptaki beş kişinin de çok farklı şekillerde gelişen arkadaşlıkları olsa da genel itibariyle müzik sahnesinde yıllar içinde tanışıldığını söyleyebiliriz. Bundan önce çeşitli gruplarda bir arada çalmış kişilerin bir araya gelmesi demek mümkün.

İlk konseriniz neredeydi? Neler çaldınız, kimler izledi, ortam nasıldı?
Cem: İlk konserimizi aslında Pitohui ismi ortada olmadan, dört kişilik ilk kadromuzla verdik. Offprint’in yayınladığı Dadaruhi Tribute albümünün Babylon’daki lansman konserinde ‘’Nekizm & Barkın Engin’’ olarak, ilk Pitohui EP’si Boros’taki şarkıları çalmıştık. Dinleyici kitlesi şaşırtıcı şekilde performansın içindeydi ve bizim bu parçaları kaydetmemiz için tetikleyici olan bir konserdi.

Düşünce dünyanızı en iyi tarif eden isimler/filmler/kitaplar/albümler hangileri?
Cem: Buna beş kişi adına cevap vermek zor. Grupça çok fazla ortak noktada kesişsek de birbirimizden farklı uçlarda olduğumuz konular da var tabii ki. Benim şahsen müzikle ilgili düşüncelerime ve sevdiğim şeylere en yakın bulduğum albümler Liars’ın “Drum’s Not Dead” ve Brian Eno & David Byrne’ün “My Life In The Bush Of Ghosts” albümleri. Düşüncelerini, söylemlerini sevdiğim isimlerden de aklıma ilk olarak son yıllarda en sevdiğim komedyen olan Louie CK geliyor.

Barkın: Değişken bir konu, dolayısıyla hayatın farklı dönemlerine göre farklı isimler saymak gerekir esasen. Son yıllardan yola çıkmak gerekirse müzikte Scott Walker, sinemada ise Denis Villeneuve isimlerini özellikle telaffuz etmem mümkün. Yeni okumaya başladığım Ibn Warraq’ın “Why I Am Not a Muslim “ kitabının ismi de en azından güncel ilgi alanlarımı özetleyebilir.

Arda: Müzikte Trent Reznor, John Frusciante ve Josh Homme neredeyse tüm projeleriyle beni en çok etkileyen isimler. Bu isimlere ek olarak Radiohead ve Jaga Jazzist, kafamdaki müziğe inanılmaz katkıları olan gruplar. Albüm olarak da saydığım isimlerden farklı olarak Blur – “13” ve Meshuggah – “Catch 33” ayrı uçlardan çok yükseldiğim albümler. Dostoyevski’nin ise yarattığı karakterlerdeki karanlık tarafı kendimde sıkça bulabiliyorum.

Hiç dinlememiş birine müziğinizi nasıl anlatırsınız?
Barkın: Pitohui müziği, bağımsız sahnenin temel unsurlarından izler taşıyor şüphesiz. Tekrar eden yapılar, disonans, ve gürültü kullanımı gibi. Bu gelenekten yola çıkarak, kendine has melodik ve ritmik perspektif oluşturmaya ve sözden uzak durmaya çalışan bir müzik ürettiğimizi söyleyebiliriz.

Şu ara kafayı taktığınız sanatçı/albüm/şarkı/soundtrack hangisi? Neden?
Arda: Foo Fighters, müzikal bir başarı örneği olmaları ve yaptıkları her işte örnek olabilecek bir grup olduklarını fark ettiğimden beri dikkatle dinlediğim ve incelediğim bir grup. Them Crooked Vultures ise hem armonik yapılarını, hem sonic zekalarını çok sevdiğim dört müzisyenden oluşuyor. Ara ara da Eleven gelip gidiyor ruh halime göre.

Cem: Şu sıralar en çok dinlediğim üç şarkı Panda Bear’in “Mr Noah”ı, Deerhoof’un “Last Fad”i ve To Rococo Rot’un “Spreading The Strings Out”u. “Mr Noah” başta vokal melodisi ve enerjisiyle her zaman dinlenilebilir bir şarkı benim için. “Last Fad” de yine yüksek enerjisi ve garip vokalleriyle beni çok etkiliyor. “Spreading The Strings Out”sa müzikte her zaman sevdiğim tekrarın işleniş biçimiyle kafayı taktığım bir şarkı oldu.

Barkın: Geçmişte yakından takip ettiğim ama bir dönem izini kaybettiğim Alman sahnesinin güncel albümlerini dinliyorum, To Rococo Rot (Instrument -2014), Tarwater (Adrift – 2014), Kreidler (ABC- 2014) gibi. Eski dostları yeniden görmek gibi. Çok yakın takipçisi olmadığım Mogwai’nin “Les Revenants” soundtrack’i (2013) bu sene beni ziyadesiyle etkiledi. “Ölümden dirilme” temalı bir dizi için ters köşe gibi duran ama aksine atmosferi çok iyi tamamlayan bir soundtrack. Blonde Redhead’in son albümü Barragan’dan “Dripping” ise bu yıl özellikle takıldığım şarkılardan biri oldu.

1 Comment

  • PITOHUI’DEN YENİ ŞARKI: “NAR NAR” | Hafif Müzik 30 January 2015 - 10:47 Reply

    […] 5 SORU 5 CEVAP // PITOHUI Pitohui’yi 2013 yılında yayınladıkları Boros isimli EP’leri ile tanıdık. Replikas’tan… […]

  • Leave a reply