Ah! Kosmos yeni albümü “Beautiful Swamp”ı anlatıyor

0 Posted by - 13 October 2018 - RÖPORTAJ

Başak Günak, “Ah! Kosmos” adıyla elektronik müzik sahnemizin en ilginç, en kendine has müziklerine imza atıyor. İkinci albümü “Beautiful Swamp” hakkında kısa bir soru cevaptan bakalım neler öğreniyoruz

Çalışmalarını Berlin-İstanbul hattında sürdüren Başak Günak’ın müziğinde karanlık ama insanı çeken bir şeyler var. Analog ve elektronik unsurları kullanarak kendine has bir ses ve ritim dünyası oluşturuyor. Albümlerini hazırlamadan önce kendi deyimiyle önce bir ses paleti oluşturuyor. Bir dünya yaratıyor. Bu dünyada dans edebilirsiniz, sallanabilirsiniz, saatlerce koşabilirsiniz, ya da oturup hiçbir şey yapmadan gökyüzüne bakabilirsiniz. Keisn olan şu; kayıtsız kalmak çok zor. İlk albümü Bastards 2015’te yayınlanmıştı. Yeni albümü “Beautiful Swamp” geçen hafta piyasaya sürüldü. 25 Ekim’de Salon’da yapacağı lansman konseri albümde de yer alan, aralarında tanıdığınız isimlerin de bulunduğu sanatşıların katılımıyla gerçekleşecek. Gerisini Başak anlatsın.

Kayıt süreci nasıl başladı, nasıl gelişti?

Kayıtlar hem Berlin hem İstanbul’da oldu. Birkaç ayda tamamladım. Özgür Yılmaz, Elif Çağlar, Mabel Matiz, Barış Ertürk, Yasemin Özler, Burcu Yankın’ı İstanbul’da kaydettim. Asma Davul ve çellolar dışında tüm kayıtları ve prodüksiyonu ev stüdyomda tamamladım. Şarkıların yazımı ve prodüksiyonun zamanlaması ilk şarkı “June” un başlangıçını ele alırsam bir buçuk – iki sene kadar sürdü.

Nasıl bir fikirle yola çıktın? Sonunda nereye vardın? “Beautiful Swamp” neyi ifade ediyor senin için?

İlk çıkış noktam bataklık imgesi oldu. Albümlerimi bir imgeyle ya da bana zemin olacak bir hisle yola çıkınca tamamlayabiliyorum. Bu süreci ‘Bastards’ albümümde de yaşadım. Albüme ‘Swamp’ ismini bulduğumda “evet şimdi başlıyorum” hissinin yoğunlaştığını hatırlıyorum. Ayrıca o dönem etrafı çok karanlık hissetsem de bataklık imgesinde beni çeken tanımındaki aradalık oldu. “Bataklığı tanımlayan şey onun içeri çekiş hali midir, yoksa içine çektileri midir?” Bu kısım beni büyüledi ve içine girdikçe o batma halinden ziyade daha ferah, daha aydınlık ve yumuşak bir yere çıkmaya başladım. Dolayısıyla albüm ismi de süreçte “Beautiful Swamp” a (Güzel Bataklık) evrildi, biraz ferahladı.

Albümün müzikal perspektifiyle ilgili neler söyleyebilirsin?

Performans sanatları ve enstalasyonlar arasında zaman geçirdim, kitaplarla ya da yakın dostlarla içimi heyecanlandıran sohbetler ettim. Müzikal açıdan bir ses paleti oluşturmaya çalıştım, bu albümde yer almasını istediğim sesleri o havuza geçen yaz kaydettim. Her şeyden öte duygusal açıdan varmak istediğim bir yer vardı. İçimdeki hisleri dönüştürebilmek, akıtabilmek.

Albümde yer alan sanatçılara dair neler söyleyebilirsin? Nasıl çalıştınız?

Albümü üretirken Özgür Yılmaz, Elif Çağlar, Mabel Matiz, Barış Ertürk, Yasemin Özler, Burcu Yankın’la kayıtlar yaptım. Albümün son sürecine doğru Leah Christensen’le tanıştım ve enerjimiz çok uydu. Albümün tüm mikslerini Emre Malikler üstlendi ayrıca üç şarkıya da gitar çaldı. Bunun dışında ekip olarak bahsettiğimde müzisyen dostların yanı sıra bu yalnız üretim döneminde yanımda olan birkaç değerli dostum vardı. Şarkıların her sürecini dinleyen, feedback veren, hislerini paylaşan, yorulduğum anlarda ‘hadi olacak’ diyip el eden. Şimdi bakınca tüm bu süreçe dahil olan insanlar hem albüm hem hayatım için çok önemli bir yere dokunduğunu daha da hissediyorum.

Canlı performanslar nasıl gidiyor?

Canlı performansları albüm sürecinde yavaşlattım. Ama önümüzde güzel konserler var. 25 Ekim’de Salon IKSV’de lansman konseri var. Sonrasında yurtdışında performanslar devam edecek. Benim için her performansa özel olarak yaklaşmak ve o anı özelleştirmek çok önemli. Farklı mekanlar, farklı kalabalıkların hepsini deneyimlemekten keyif alıyorum.


Albüm haricindeki müzik çalışmaların nasıl gidiyor? Nasıl projelerin içinde yer alıyorsun?

Dans ve tiyatro alanında çalışmalarım devam ediyor. Bunun dışında çeşitli enstalasyonlar üzerinde çalışıyorum. Son dönemde Berlin’de bir koreografla bir iş çıkardık. İstanbul’daki yeni tiyatro döneminde de Bam İstanbul’un yeni oyunu için müzik yapacağım.

Sence uluslararası arenada anlamlı işler yapan bir müzisyen/prodüktör olmak ne tip sınırları / bariyerleri aşmaya bağlı?

Bu zor bir soru. Benim için kendi motivasyonumu korumak, üretmek ve çevremde güvendiğim, eleştirisini, desteğini, sarılmasını eksik etmeyen dostların olması çok önemli. Bu çalışmalar sonra nereye gider, hangi kapıları açar kısmının ise benden öte hem o alanın sektörün ihtiyaçlarıyla bağlantılı olduğunu hem de kosmos’a dair bir denklem olduğunu düşünüyorum.


Berlin – İstanbul arasında gidip geliyorsun. Her iki şehrin müzikal iklimine dair neler söyleyebilirsin? Seni bir müzik insanı olarak nasıl etkiliyorlar/besliyorlar?

Yaklaşık 11 senedir ne zaman Berlin’e gelsem kendimi çok mutlu hissediyorum. O yüzden Berlin’in de hayatıma İstanbul kadar girmesi hem üretimimi hem de kendimle olan hissimi çok olumlu etkiledi. Albüm sürecinde şehirlerin hissinin şarkılara tahminimden çok yansıdığını fark ettim. Mesela bir şarkıyla İstanbul’da uğraşıyorsam bu durum ses yoğunluğu olarak şarkıya da yansıyor. “We Can’t Fall Off A Mountain” İstanbul’un hissinin yoğunlaştığı bir şarkı. Başka şehirlerde ise biraz daha boşluklu şarkılar yapabiliyorum.

Son dönemde neler dinledin, en fazla etkilendiğin ya da beğendiğin albümler, isimler kimler oldu? Bize kısa bir dinleme / okuma listesi önerisi yapsan içinde neler olurdu?

Roberto Musci, The Durutti Column, Moses Sumney, Sarah Davachi, Özgün Semerci, Mabel Matiz ve İsveç hiphop’ı dinledim. Biraz karışık bir liste. Bunun dışında Ariana Reines, Jack Kerouac, George Bataille, Ursula Le Guin, Pınar Selek, Chris Kraus, Tove Jansson, Juan Rulfo, Clarice Lispector okudum.

Mehmet Tez, Milliyet 13 Ekim 2018

Fotoğraf: Arda Funda

No comments

Leave a reply