Bir Morrissey röportajı…

0 Posted by - 19 July 2012 - RÖPORTAJ

Alper Bahçekapılı Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde, yarın akşam memleket semalarını şenlendirecek olan Moz’la bir röportaj gerçekleştirmiş. Buyurun…

***

Tesadüfen, bu yazıyı Barselona’dan yazmak durumunda kaldım. Ama hangi şehirde olursam olayım, tıpkı birkaç saat önce Barselona’nın önemli gece kulüplerinden Salo Apolo’da başıma geldiği gibi, The Smiths şarkılarını tek bir ağızdan söyleyen yüzlerce kişiye rastlayabilirim. Hep de böyle oldu. The Smiths’in ve pek tabii, onun ayrıksı yaratıcısı Morrissey’in etkisi, sınırları hiçbir zaman tanımadı. Son otuz yılda İngiltere’den çıkmış en etkileyici müzisyenlerden biri oldu Morrissey. Şimdi, Caz Festivali kapsamında, Mavi Jeans sponsorluğunda yeniden İstanbul’da olacak. 19 Temmuz gecesinde Harbiye Açık Hava’da gerçekleşecek konser öncesinde, Morrissey’le konuştuk…

Etraftaki tüm grupların yeniden bir araya geldiği bir ortamda, siz birkaç sene içerisinde emekliye ayrılabileceğinizi söylediniz. Müziği bırakmak neden size uygun?

Çünkü ben herkes gibi değilim. İp üstünde yürüyorum. Üstelik yeniden birleşmeler grup üyelerinin birbirine katlanamadığı gayet açık olmasına rağmen gerçekleşiyor. Eğer arkadaş olsalardı, işin başında ayrılmazlardı.

The Stone Roses, Blur, Pulp… Yeniden birleşen topluluklar hakkında ne düşünüyorsunuz? Solo girişimler başarısız olunca, son çare olarak her zaman buna başvuruyorlar. Ayrıca neden grupların sessizce yeniden bir araya gelmediğini de hiçbir zaman anlamıyorum. Sahne ışığından uzakta, kendi zevkleri için müzik yapmamalarını da. Aksine, muazzam ticari anlaşmalara atlayıp daha birlikte prova bile yapmadan MOJO, Q ve Uncut’ın kapaklarına çıkıyorlar.

İngiltere kraliçesini eleştirdiğiniz The Queen Is Dead’i (1986) yazmanızın üzerinden çok zaman geçti. Bu sene II. Elizabeth’in tahttaki 60. yılı (Elmas Jübile) olduğunu düşünürsek, monarşiyi ve onu nasıl görüyorsunuz?

Bence aptalca çünkü kraliçe parlak bir insan değil ve İngiliz kraliyeti benim kraliyetim değil. Kurnaz birer parazitler ve kraliçenin bunca süredir paçasını kurtarıyor olması da hayret verici. Kraliçe aniden etrafını pop yıldızlarıyla doldurmaya başladı çünkü bu onun genç insanlara ulaşmak için kullandığı bir PR yöntemi. Çok yakında ölecektir. Ama işe yaramaz ailesinin aşırıya kaçan ve gereksiz lüksünün İngiliz halkı tarafından sağlanmaya devam etmesini garanti altına almalı. İngiliz gazeteleri bize her gün William ve Kate’in dünyada nasıl da sevildiğini anlatıyorlar. Ben yoğun şekilde seyahat eden bir insanım ve dürüstçe söyleyebilirim ki İngiliz kraliyet ailesine olan global ilgi sıfırın altında.

Otobiyografiniz yayınlanacak. Nasıl hissediyorsunuz?

Çok gururluyum. Aceleye getirmeyeceğim. Bu sene yayınlanmasını istemiyorum. Hayli dramatik ve heyecanlı olacak. Ama benim yaptıklarımı bitmek bilmeyen bir nefretle eleştiren bazıları çoktan kitapla ilgili kötücül eleştirilerini yazmışlardır. Her zaman olduğu gibi.

Geçmişe baktığınızda, Morrissey’i bugün olduğu adam yapan belirli anlar var mı?

Beni solo kariyerim ben yaptı. Başka hiçbir şey değil.

Müzik tarihinde birçok farklı döneme tanıklık ettiniz. Bu işe ilk başladığınız dönemi ve bugünü nasıl karşılaştırıyorsunuz?

Her zaman mücadelesi verilecek çok şey oldu, şimdi de farklı değil. Yüzeyselliğin sattığı ama sanatın satmadığı inancı hep hakimdi. Bu nosyonun yanlış olduğunu kanıtlayan sanatçılar çabaları yüzünden ölümsüzleştirildiler. Ama güçlü moronlar her zaman etrafımızdalar. Modern popun damlayarak akışı ve çiselemesi beyni olan herkese gülünç gelecek kadar moral bozucudur. Evet, müziği seviyorsundur ama duyduklarının büyük bir kısmına katlanamazsın.

İnsanların genel çizgisine çok ters düşebilecek olsa bile, düşüncelerinizi söylemekten asla çekinmiyorsunuz. Eleştirilmekten ya da yanlış anlaşılmaktan yorulduğunuz oluyor mu?

Benim görüşlerim sıklıkla kırıcı görünür çünkü birçok pop yıldızı suya sabuna bile dokunmaz. Görüşleri yoktur ve düşünceleri yüzeysel bile değildir. Röportajım yayınlandığında başlık genellikle “Bigmouth Strikes Again” olur. (“Koca ağız yeniden konuştu”, The Smiths şarkısına gönderme yapıyor). Üstelik benim sesim son derece yumuşak ve sakindir. Sanki dünya aklından geçenleri söyleyen birisiyle başa çıkamıyormuş gibi hissettiriyor bu durum. Neden bir zombi olacaksın ki?

The Smiths’le ilgili pişmanlık duyduğunuz bir şey var mı?

1995’teki Yüksek Mahkeme duruşması garipti. The Smiths’in hikayesi oradaki korkunç kararlar yüzünden daha da kötü bir hal aldı. The Smiths’in diğer üçlüsü bana bir şey borçlu gözükmüyorlardı ve benim yüzümden oldukları şeyi de önemsemiyorlardı. Mahkemeden onları bir daha asla tanımamam gerektiğini hissederek çıktım. Geçirdiğimiz onca şeyden sonra ölçüsüz bir ahlaksızlıkla bana o şekilde saldırabilmeleri mide bulandırıcıydı. Ondan sonra bir daha Smiths’in müziğini dinleyemedim. Benim için ölmüştü.

The Smiths albümleri yeniden yayınlandığında dahi dinlemediniz mi?

Albümlerimizin geçen sene yeniden master edilip yayınlandığını biliyorum. Ama her ne kadar plak şirketi (Warner) bir basın bülteni yayınlayıp onayladığımı söylemiş olsa da, yeni master’ları dinlemedim. Yalan söyleyip o bülteni yayınladılar. Çünkü box-set ve yeniden master’lar hukuken ihlal içeriyordu. Kurtulmayı başardılar çünkü müzik endüstrisi avukatlarının hiçbiri Warner’la savaşa girmek istemez. Warner müzik endüstrisi avukatlarına çok fazla iş yaratır.

Yeni albümünüzdeki şarkılar hazır olmasına rağmen halen yayınlanmadı. Özel bir sebebi var mı?

Albümü önemseyen ve hakkını verecek bir plak şirketi tarafından yayınlanmasını istiyorum. Aksi halde bir anlamı yok. Konserlerde ve YouTube’da dinlenebiliyor. Bir plak şirketine imza atalım diye yalvarmam. Kader her zaman bir şekilde kurtuluşa varır.

Modern pop müziğin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Etrafta daha fazla müzik olmasına ve daha fazla ücretsiz download yapılabilmesine rağmen, müziğin bazı yönlerden eskisi kadar hayati olmadığı gerçeği bana çelişkili geliyor. Öyle görünüyor ki insanlar, en yalın haliyle, müzik yapabildikleri için müzik yapıyorlar. Tüm o tekno, hip hop çocukları hiçbir varyasyona girmeden tamamen aynı şeyi yapıyorlar. Üstelik bunun mükemmel olduğunu düşünüyorlar. Hip hop’ta gizem ve entrika sıfır. Bu tip müziği yapan insanlar genelde konuşmayı bile bilmiyorlar: “N’dediğimi anlıyor musun?”, “N’dediğimi anlıyor musun?”, “N’dediğimi anlıyor musun?”… Siz ne dediğinizi anlıyor musunuz?!

Yakın zaman önce Madonna’nın müzik tarihindeki en büyük dolandırıcılık olduğunu söylediniz. Neden böyle düşünüyorsunuz?

Çünkü Madonna para kazanmak ve ortalamanın üzerinde bir yeteneğe sahip olmamak konusunda uzmanlaşmış birisi. Güvenilirliği ve saygınlığı olan bir pop yıldızından tek bir kez dahi övgü almadı. Sahnede tahta arayan bir marangoz gibi geziyor. Bir kişi bile insan olarak sevilecek birisi olduğunu söylemedi.

Şu sıralar dinlemekten, okumaktan keyif aldığınız birileri var mı?

Her şeyi duyuyorum, her şeyi okuyorum ama pek fazla hoşlanmıyorum.

Birçok insanın, ben dahil, kahramanları arasındasınız. Bunca insanın hayatını etkilemiş olmak nasıl hissettiriyor?

Beni dinlediğin gerçeği, benim hayatımı kurtardığın anlamına geliyor. Çıkıp gelen herkese samimi bir şekilde minnettarım. Kendimi sürüsünü çağıran bir çoban olarak görmüyorum…

Alper Bahçekapılı
15 Temmuz 2012 / Sabah

Fazlası için Rastgele Notlar‘ı ziyaret ediniz.

No comments

Leave a reply