Kirk Hammett Metallica hayranlarının seçtiği şarkıları değerlendirdi: “Bize daha karanlık, gizli kalmış şarkılarımızı çaldırmalarını isterdim”

2 Posted by - 07 June 2014 - RÖPORTAJ

Metallica 13 Temmuz’da İstanbul İTÜ Stadyumu’nda bir konser verecek. İlk kez bu turnede Metallica hayranları internet üzerinden oy kullanarak konserde çalınacak şarkıları belirliyor. Grubun gitaristi Kirk Hammett ile Hamburg’daki Imtech Arena’nın soyunma odalarından birinde az sonra çıkacakları konser öncesinde buluştuk. Turne halleri, İstanbul konseri, yeni albüm, baba olmak üzerine konuştuk, hayranların seçtiği şarkıları yorumladık.
Hammett bacağında robocop kıyafetine benzeyen bir tür ortopedik koruyucu ile dolaşıyor. Surf yaparken dizini incitmiş. Sahnede takmıyor, bu sadece bir önlemmiş. “Ciddi bir şeyim yok iyiyim” dedi. Meğer su sporlarına düşkünmüş. “Türkiye’de de sörf yapacağım” deyince ben “bizde rüzgar sörfü var. Büyük dalga pek yok” diye ukalalık ettim. “Yok yok ben bir iki yer biliyorum” dedi. “Small talk” denen bu girizgah konuşmalarında hiç iyi değilimdir zaten konuya geçtim hemen.

Sahnede çalacağınız şarkıların listesini hayranlarınıza yaptırma fikri nasıl ortaya çıktı?

Fikir menajerimizden geldi. Bizim de hoşumuza gitti. Daha önce bu tip şeyler yapanlar oldu ama bugün teknolojiyi kullanarak hayranlarınla daha yakın bir ilişki kurabiliyorsun. Önceden oylayarak listeyi belirliyorlar. Konser günü de telefonlarını kullanarak oyladıkları üç şarkıdan birini o anda çalmamızı sağlıyorlar.
Bu işe başlarken biz aslında çok daha karanlık, daha önce çalmadığımız, albümlerimizde gölgede kalmış şarkıları bulur çıkararlar diye düşünüyor, merakla bekliyorduk. Bir de baktık her zaman çaldığımız şeyleri dinlemek istiyorlar. Ülkeden ülkeye bir iki şarkı değişiyor ama liste genellikle aynı.

Hayal kırıklığı var mı?

Hayal kırıklığı denemez. Bu aslında biraz da şunu göstermiş oldu, bugüne kadar yaptığımız listeler doğruymuş demek ki. Ben kendi adıma daha karanlık, daha gizli şarkıları seçmelerini ve bize çaldırmalarını isterdim. Ama eğer birinin en sevdiği şarkı “Enter Sandman” ise tabii ki oyunu ona verecek. Mesela aynı şeyi Led Zeppelin yapsaydı ben “Kashmir”i seçerdim. En sevdiğim şarkı o çünkü. “Hmm bir dakika daha acayip bir şey bulup çıkarayım” diye düşünmezdim.

Normalde sahnede çalacağınız şarkıları neye göre seçiyorsunuz?

Lars’ın (Ulrich) hayli detaylı bir veri tabanı var. Hangi ülkeye kaçıncı gidişte neleri çalmışız nasıl tepki almışız hepsi kayıtlı. Diyelim ki İstanbul. Hangi şarkılara yer vermişiz bu sefer neleri koyalım neleri çıkaralım buna bakarız. “Şu şarkıyı en son 1993’te çalmışız bence şimdi tekrar çalalım” bu tip konuşmalar geçer. Daha önce İstanbul’da çalmadığımız şarkılara da öncelik veririz. Kafamız biraz böyle çalışıyor. Ama şu da var, Lars gelir, “Beyler bu akşam nasıl hissediyorsunuz, neler çalalım” diye sorar. Bazen de bu şekilde son 15-20 dakikada her şeye karar veririz. Hangi şarkıyı iyi prova etmişiz, hangisini çalarken kendimizden geçmişiz buna da bakarız.

Çalmayı diğerlerine göre daha fazla sevdiğiniz şarkılar var mı?
Metallica şarkılarının en iyi yanı hiç sıkıcı olmamaları. Her zaman eğlenceli bizim açımızdan ve inan çok fazla detay var. 10 dakikalık blues sololarından oluşan bölümler olmuyor pek bizde. Daha ziyade hızla sonuca giden şarkılar yapıyoruz. Sahnede her zaman eğleniyoruz o yüzden her birini çalarken.

Neredeyse 30 yıldır birlikte çalıyorsunuz, sahne performansı açısından neler iyiye gitti neler kötüye gitti?
Kendimizi düzenli bir biçimde geliştiriyoruz. Zaman içinde çok daha iyi çalmaya başladığımızı söyleyebilirim. Şu anda her zamankinden daha iyiyiz. Bunun birçok nedeni var. Bir, Rob (Trujillo) var grupta ve çok iyi bir müzisyen. İnanılmaz bir enerjisi var. İki, hepimiz kendi içimizde daha iyi müzisyenlere dönüştük. Ben her gün saatlerce gitar çalışıyorum yeni teknikler keşfediyorum, kendimi geliştiriyorum. Yıllar geçse de motivasyonumuzu ve yeni şeyler öğrenmedeki açlığımızı koruyoruz. Bunun gruba da yansıdığını düşünüyorum. Daha işimiz bitmedi. Yapacak çok şeyimiz var. Bir bakıyorsun 25 yıl geçmiş, “vay be diyorsun” ama bu bizi oyundan düşürmüyor. Bütün bu yıllardan sonra kendimize karşı daha adiliz. Mirasımıza sahip çıkıyoruz ama yolumuza da devam etmek istiyoruz. Gruptaki öncelikli tavır bu şu anda.

Ne dinliyorsunuz şu ara?
Her şeyi, ama her şeyi. Dün Modern Jazz Quartet dinledim mesela. Dur dün ne dinledim hepsini saymaya çalışayım: The Pink Destroyer, Billie Holiday, Kiss, Portishead, The Police, Lamb of God, Alice Cooper, The Clash. Aslında şu ara en çok bossa nova ve tango’ya merak sarmış durumdayım. Bossa nova çünkü bu müziğin caz açılımlarını ve akor yapısını beğeniyorum. Tango çünkü Buenos Aires’teydik ve orada dinlediğim şeyler çok güzeli derin, karanlık ve hüzünlüydü. Bu beni etkiledi. Melodik, ruhu ve ritmi olan bir müzik.

Sıkça turneye çıkıyorsunuz. Aileniz size eşlik ediyor mu?
Karımla birlikteyim şu anda. Çocuklar da bizimleydi ama bu hafta onlara dadıları bakıyor.

Nasıl karşılıyorlar sizin turnede olmanızı?
Henüz 5 ve 7 yaşındalar ama alıştılar. Bazen benimleler, bazen evde. Genellikle iki haftadan uzun süre evden uzak kalmıyoruz. Böyle bir kuralımız var. Her iki haftada bir ara veriyoruz. Önemli olan şu, benim onları sevdiğimi biliyorlar. Nerede olursam olayım. “Baba ne kadar uzakta olursa olsun sizi seviyor”.

Baba olmak sizi nasıl değiştirdi?
Müziğe daha az zaman ayırabiliyorum çünkü evde iki canavar var. Aslında onlar sayesinde artık zamanımı daha iyi programlayabiliyorum. Eskiden elimde gitar saatlerce aylaklık yapabilirdim şimdi zaman sınırlı olduğundan daha verimli çalışıyorum. Çünkü çocuklara zaman ayırmak istiyorum. Bazen oturup onlarla iki saat çocuk gibi oynadığım oluyor.

Hayranlarla ilişkiniz nasıl, bazen grubu sizden faha fazla sevdiklerini düşünüyor musunuz?
Ben son zamanlarda şöyle bir söylem geliştirdim. “Bu sadece müzik” diyorum. “Yalnızca müzik”. Buna farklı anlamlar yüklemeyelim. Tutkulu olmayı anlıyorum çünkü ben de bazı gruplar, şarkılar için tutkuluyumdur. Neden bizim bazı şeyleri yapmamızı, bazı şeyleri yapmamamızı istiyorlar bunu da anlıyorum. Ama günün sonunda bu müzik. Bazen sanatçıya biraz nefes aldırmak lazım. Bize çok büyük bir duygusallıkla bağlılar, müziğimizle büyüdüler. Şarkılarımız birçok insanın hayatının soundtrack’inde yer alıyor. Ama benim de hayatımın soundtrack’inde yer alıyor. Neden senden daha az değer verdiğimi düşünüyorsun ki müziğimize? Dediğim gibi bu sadece müzik.

İstanbul konserleriniz hakkında neler hatırlıyorsunuz?
Son seferde beni en çok şaşırtan, çevre ülkelerden ne kadar fazla insanın İstanbul’a geldiğiydi. İran, Irak, Lübnan, Suriye, Ürdün… Bütün bu ülkelere gidemedik ama oralarda hayranlarımız olduğunu biliyoruz. Neden gitmediniz derseniz, çok açık. Buraları çoğunlukla özellikle de Batılılar için tehlikeli yerler ve altyapıları yok. İstanbul bizim için önemli. Bir kere buradaki hayranlarımızı eskiden beri tanıyoruz, ne kadar heyecanlı ve tutkulu olduklarını biliyoruz. Müziğimizi iyi biliyorlar ve bu bizim görmekten hoşnut olduğumuz bir şey. Gerçekten bir şarkı çaldığımızda tepkiden anlarız hemen gerçekten müziğimizi biliyorlar mı yoksa öylesine mi tepki gösteriyorlar. Türkiye bizi çok iyi tanıyor. Üstelik bütün bu gidemediğimiz ülkelerin insanarı da bizi görmeye İstanbul’a geliyor. Adeta bu bölgedeki merkez üssümüz İstanbul. Bu bizim için İstanbul konserlerini özel yapıyor.
Bu defa karımla birlikte daha uzun kalmayı planlıyoruz. İkimiz de Kapadokya’yı görmeyi ve güney sahillerine inmeyi istiyoruz.

Mavi yolculuk da yapacak mısınız?
Aslında bir arkadaşım, kendisi bir prens, beni davet etti. Dört beş gün bir gezinti yapmayı düşünüyoruz karımla beraber. Bakalım göreceğiz.

Denizi ve su sporlarını seviyorsunuz herhalde, sörf de yaptığınıza göre…
Tam bir su insanıyım. San Francisco’da babamın balıkçı teknesinde büyüdüm. Okyanusla denizle ilgli ne varsa ben oradayım.

Yeni şarkılarınız ve olası yeni albüm hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Çok şey değil. Çok erken. Bu turnede yeni bir şarkı çalıyoruz, “Lord of Summer”. Ama devamı henüz yok. Yeni bir albüm fikri ancak “Death Magnetic” (2008) tamamen geride kaldığında gündeme gelir. Bunun ne zaman olacağını bilemiyorum. Her şey kendi doğal akışında devam ediyor. Bu konuda yorum yapmak benim için zor şu anda.

“Lord Of Summer” hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bence harika bir şarkı. Ama bunun ucu bir albüme doğru gider mi hep birlike göreceğiz. Her halükarda daha iyi on iki şarkı daha yazmamız lazım.

(Konserden ve kulisten izlenimler yarın.)

No comments

Leave a reply