Mezopotamya’nın kadİm dİllerİne saygıda kusur yok

0 Posted by - 31 October 2013 - RÖPORTAJ

İran asıllı şarkıcı ve performans sanatçısı Sussan Deyhim onun için “Kürt müziğinin karizmatik ve güçlü sesi” diyor. Mehmet Akbaş, Kalan Müzik etiketiyle yayımladığı ilk albümü ‘P!A’ ile ister istemez bir misyon yüklenmiş. UNESCO’nun kaybolmaya yüz tutmuş diller listesinde yer alan ve kendi anadili olan Zazacayı yaşatmak için en güzel yolu seçmiş: Müzik. Albümde Zazaca, Kurmanci, Sorani, Türkçe ve Farsça olmak üzere beş ayrı dilde söylenmiş 18 eser bulunuyor. Mehmet Akbaş uzun bir aradan sonra ilk kez İstanbul’da söyleyecek. Kendisi bu akşam Balans Jolly Joker sahnesinde. Şevval Sam ve Erdem Helvacıoğlu da bu akşam Akbaş’a sahnede eşlik edecekler.

Albümün çok dilli yapısı tasarlanan bir şey miydi yoksa süreç içerisinde mi oluştu?
Özel tasarlanmış bir şey değil. Anlayabildiğim, konuşabildiğim dilleri kullanmak istedim. Çünkü bu diller Mezopotamya’nın kadim dilleri ve biz de bu kültürün son uzantısıyız kuşak olarak, bir sonraki nesle aktarmak için, yaşatmak için sanat gerekli ve önemli…

Albümde sizin bestelerinizin yanı sıra anonim eserler de var, hangi kriterleri gözeterek derlediniz parçaları?
Söylerken keyif aldığım şarkıları seçmeye özen gösterdim. Seçerken trendleri gözw önüne alarak piyasa kaygıları gütmedim. Her şey doğal sürecinde gerçekleşti. Bir şarkıcı her şeyden önce söylediği eserden memnun olabiliyorsa, bunu içtenlikle yapıyorsa dinleyicinin yüreğine işler ve ona ulaşır.

Köklerinize bağlı ama bir o kadar da yenilikçisiniz…
Zaza müziğini, Kürt müziğini yaparken formları korumak yerine onları yenilemek yoluna gidiyorum. Önceki kuşaklar orijinal formlar adına işin âlâsını yapmışlar zaten. Taklit etmeye çalışmaktansa bugünün formlarını yaratma peşindeyim. Yaşamıma ne nüfuz ettiyse onu özümseyip yansıtıyorum.

Erdem Helvacıoğlu ile bir araya nasıl geldiniz?
Erdem’le çalışmam enteresandır. Bir özel hastanede çalışıyordum. Beni orada işe alan kişi Esin Uslu, şu an Erdem’in menajerlik işlerini yürütmekte. Bağlantı bu şekilde kuruldu. Birçok festivalde sahne aldık. Geleneksel Zaza müziğinin electronica ile birleşmesinden oluşan bir füzyon projesiydi. Zaza Project bitti ama Erdem’le solo projem üzerine de fikir alışverişinde bulunuyorduk. Albüm netleşince 2009’da kayıtlara başladık, 2010’da bitirdik.

2009’dan, neden bugünlere kaldı?
Biz işimizi 2010’da bitirdik, birkaç firmaya gönderdik. Yaptığımız işi çok deneysel bularak daha ‘dinlenebilir’, alışılagelmiş disiplinler çerçevesinde şarkılar yapmamı istediler. Çareyi modern pop-rock sound’larına yakın kayıtlar yapmakta buldum. İçimden bir ses Hasan Saltık’ın kapısını çalmam konusunda dürttü beni. Saltık’a bizzat götürdüm kayıtlarımı. Çok beğendi ve hemen anlaştık. Böylece 2010’da biten albüm, 2012’de nihayet dinleyiciyle buluştu.

Albümde bir de İranlı Kürt müzisyen Sussan Deyhim ile bir düet var…
Roll dergisi sağ olsun benim için paha biçilmez bir kaynaktı. Orada birçok röportajını okudum, elime ne geçtiyse dinledim ve hayran kaldım. Ruhumu teslim ettiğim müzisyenlerdendir, iç sesim diyebilirim. Forugh Farrokhzad’ın ‘Hediyeh’ adlı şiirini besteledim, bir de onun söylediği bir şarkıyı yorumladım. Bu iki kaydı menajerine ilettik. Deyhim, sound’u ve vokali çok beğendi. Kayıtların son halini gönderdik, o da üzerine okudu.

Hamurunuzu müzikle anneniz yoğurmuş anlaşılan, albüm kartonetinde “Sesini bana emanet eden annem EMO’ya” yazmışsınız…
Sesimin rengi, karakteri ve gürlüğünü ondan aldım sanırım. Gençliğinde kadınlarla kol kola düğün şarkısı söylerdi. Aynı zamanda taziye evlerinin ağıtçılarındandı. Ağıtçı kadınlar geleneği kalmadı artık. Bu akımın son temsilcilerindendi.

Neden Köln’de yaşıyorsunuz?
Hayat şartları diyelim… Bir de tabii Köln’de müzikal imkânlar çok geniş, müzisyenlerle iletişimim iyi. Köln beni o açıdan besledi. Cazcılarla rock’çılarla çalışıyorsun, dünyan genişliyor.

Bundan sonrası için planlar nedir?
Müzikten aldığım keyfi başka bir şeyden alamıyorum. Yapılacak daha çok iş var. Umarım müzik bana onunla birlikte yaşama imkânı tanır da devamını getiririz.

*Bu röportaj 26.11.2012 tarihli Radikal Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

FacebookShare/Bookmark

No comments

Leave a reply