PAZAR RÖPORTAJI // Rox’la İstanbul konseri öncesinde müzik, çöp müzik, eski baba gruplar ve yeni albümü üzerine…

0 Posted by - 18 December 2011 - RÖPORTAJ

18mlpaz-mehroxtez

Birkaç saat önce inmiş. Apar topar soundcheck yapacak. “Hastayım fena halde, umarım akşama sesim gitmez” diyor ve kendi kendine bir melodi mırıldanıyor. Çok tatlı biri, hemen kolayca iletişim kuracağınız türden.

Rox’u “Memoirs” albümü çıktığında 2010^da dinlemiştim. O zaman bir iki dergide haber çıkmıştı yeni yetenekler köşesinde. Dinlediğimde şunu dediğimi hatırlıyorum; Amy Winehouse başardı ya, şimdi devamı gelir. Adele diye biri çıktı bu da peşinden gidecek. Güzel sesli blues, funk, soul, pop söyleyen kadınlar serisi…
İşler farklı gelişti. Amy sizlere ömür. Adele bütün dünyada br numara. Rox ise ikinci albümünü hazırlıyor. Ben yakın gelecekte adını daha fazla duyacağımızı hissediyorum. Muhabbet mi? Şöyle…

“Ben ‘siyah müziği’ yapmıyorum, kendi müziğimi yapıyorum” diyorsunuz. Nedir sizin müziğiniz?
İlk albümüm “Memoirs” (2010) soul ve pop ağırlıklı bir albümdü. Ama ben reggae, rock ve punk da dinleyen biriyim ve hiçbir zaman belli bir topluluk için müzik yapmadım. Dinlediğim müzik de tek bir kesime ve zevke ait değil çünkü. Babam bana hip hop ve soul dinletti, annem gospel ve country. Ben ruhu olan her tür müzikle bağlantı kurabiliyorum. O ruhu hissettikten sonra her şeyi dinleyebiliyorum.
Bir şeyleri saklamayan, müzik yaparken bizden kendini ve duygularını esirgemeyen insanları seviyorum.

Anneniz Jamaika asıllı, babanız İran. Böyle bir evde çocuk olmak nasıldı?
Babam bizle yaşamadığından daha çok annemle zaman geçirdim. Ama onu düzenli ziyaret ederdim. Annem ve evin büyükleri country ve gospel dinlerdi. Babamdansa soul, caz, hip hop ve Brezilya müzikleri dinledim.

İran kültürüne ait müzikler?
Babam pek dinletmedi. Sadece Farsça’nın kulağıma çok müzikal geldiğini anımsıyorum.

Şu ara nasıl bir dönemdesiniz?
Yeni albümüme koymak için besteler yapıyorum. Yeni yazdığım şarkılar ilk albümden daha farklı yönlere gidiyor.

Ne anlamda?
Pek çok anlamda. Müzikler değşik olacak. Lo-fi bir sound yerine gitarlar ağırlıkta olacak. Çok fazla The Black Keys, eski tarz rock gruplarını dinliyorum ve kafamda bu tip bir müzik şekilleniyor.

Bir keresinde sizi Lauryn Hill ve Sade’Nin etkilediğini söylemişsiniz. Bu etki hafifliyor mu yoksa?
Hayır onlar hala benim için önemliş. Ama farklı dönemlerden geçiyoruz. Ve değişik şeyler dinliyoruz hepimiz. Ben mesela bir albüme takıp sıkılana kadar onu dinlemeyi severim. Böyle dönemlerden geçiyorum.

Neye taktınız mesela şu anda?
Feist’ın “Metals” albümüne. 24 saat bunu dinliyırum. Bu şekilde çok takıntılı ama dikkatli olabiliyorum. Özellikle sözlerdeki detaylar hoşuma gidiyor. “Hadi ya bunu nasıl yapmış” falan, hep böyle…

Blues ve rock hoşuma gidiyor şu ara diyordunuz?
Ben ruhu olan her tür müzikle bağlantı kurabiliyorum. Dinlediğiniz müziğin sizi bir şekilde ikna etmesi önemli. Ben o ruhu hissettikten sonra her şeyi dinleyebiliyorum.
Ben bir şeyleri saklamayan, müzik yaparken bizden kendini ve duygularını esirgemeyen insanları seviyorum.

Peki yeni albümde sözler ve konular ne olacak?
“Memoirs”da yer alan şarkılar ilişkiler, aşk, aşkın anlamı, aşkı bulamamak, yalnızlık üzerineydi. Şimdi farklı.

Bunlar sizin hikayeleriniz mi?
Evet elbette, yaşadığım şeyler. Şarkılarım beni yansıtıyor. Ama mesela şimdiki albümde farklı şeyler hissediyorum. Yeni şeyler keşfediyorum.

Şarkılarınızı bir de akustik olarak söylediğiniz videolar var. Akustik söylemek mi daha zevkli yoksa grupla çalmak mı?
İkisi de. Bazen etrafında birileri olmadan şarkı söylemek çok rahatlatıcı. Kendini daha iyi ifade ediyorsun. Duyguların daha yoğun oluyor ve şarkıya da daha fazla girebiliyorsun. Ama grupla çalmayı da seviyorum. Çevremde eğlenen insanlar varken şarkı söylemek ve müzik yapmayı seviyorum. Aslında biraz moduma da bağlı galiba…

Albümde akustikler olacak mı?
Kesinlikle.

Sizi Lauryn Hill ve Sade’nin etkilediğini söylemiştiniz. Ne kadar?
Benim için çok önemliler. Onların şarkılarını dinleyerek büyüdüm. Ben bir albüme takıp sıkılana kadar onu dinlemeyi seviyorum galiba. Bu isimleri de öyle dinledim.

Gitar da çalıyorsunuz. Besteleri gitarla mı yaparsınız?
Genellikle gitar çalarak evet. Annem bana ilk gitarımı 13 yaşındayken aldı ve o zamandan beri böyle. Ama artık piyano da kullanıyorum. Şarkı yazmayı çok eğlenceli buluyorum. Bir nota ya da sözcükle başlıyorsunuz ve bir anda bir yerlere gidiyorsunuz. Gerçekten heyecan verici ve şanslı sayıyorum kendimi.

Sizi dinlerken aynı anda hem hip hop, hem soul, hem 80’ler sintileri hem de rock hissiyatı hatta 60’lar esintileri ve etkisi alıyorum. Hangisine daha yakınsınız genellikle?
Her birini seviyorum, her biri benim. Çok iyi bir müzik dinleyicisiyim. Galiba 70’ler rock’n roll’unu çok seviyorum. Müzik o zaman çok güçlü ve ve değiştiriciydi. Daha çok hayat değiştiren bir fikir akımının parçası gibi.

Şimdi nasıl sizce?
İyi müzik hala bu gruplar etrafında ve izinde gelişiyor. Onun dışında çok fazla çöp müzik var. İmaj her şey demek ve prodüksiyon çok önemli. Ben kesinlikle eleştirdiğim şeylerin dışında olduğumu söylemiyorum. Yani insanların hayatlarını değiştiren o büyük isimlerden biri falan değilim. Ama umarım bir gün olurum. Planım bu.

En çok nerede çalmayı seviyorsunuz?
Galiba yaz festivallerinde. North Sea Caz Festivali çok iyiydi. Al Green, Herbie Hancock gibi efsaneler vardı. Paul Weller’la birlikte çalmamız çok iyiydi. Sanırım bu unutmayacaklarım arasına girdi.

Şarkıcı olmaya karar verdiğiniz anı hatırlıyor musunuz?
İşte şu andı diyemem. Müzikle ilgili en eski anılarım kiliseye dayanıyor. Orada şarkı söyleyerek başladım. Evde de her zaman şarkı söylerdim. Bu bizim için garipsenecek bir şey değildi pek. Biz masaya oturup normal aileler gibi yemek yeyip, konuşup sohbet etmek yerine çoğu zaman şarkı söylerdik. Bu size garip gelebilir ama bana gelmiyor.
Şimdi düşünüyorum da galiba kilise korosunun şefi bana soloları söylememi teklif ettiğinde bir şeyler anlamıştım. Bu konudaki kendime ilk güvendiğim an buydu. Herkesin size bakıyor olması çok rahatsız ediciydi başta.

Paul Weller & Rox in Session @ the BBC from Mike Owen on Vimeo.

No comments

Leave a reply