RÖPORTAJ // Bubİtuzak: “Bıyık altından sırıtmayı tercİh edİyoruz

0 Posted by - 11 February 2014 - RÖPORTAJ

Çilekeş’ten tanıdığımız iki isim Ali Güçlü Şimşek ve Görkem Karabudak yanlarına Kreş davulcusu Emrah Atay’ı da alıp yeni bir yola çıktılar. Birkaç hafta önce ilk albümleri “Uzay Yolları Taşlı”yı yayınlayan grup, yaptıkları müziği bıyık altından sırıtmaya benzetiyor; sözler ve duruş sarkastik ama mevzu ciddi. Genel bir bakış atacak olursak, memleket nağmelerinin sirayet ettiği gitarlar ve panayır etkisi yaratan baş döndürücü tuşlu çalgılar ile sade ama bir o kadar yerinde davullar Bubituzak estetiğinin yapı taşları.

Çoğu dinleyici biliyordur ama klasik başlayalım, nasıl bir araya geldiniz?

Ali: Görkem’le yaklaşık on küsur yıldır bir aradayız Çilekeş’te birlikteydik. Emrah’la ise Kreş’in albüm sürecinde tanıştık. O Kreş’te davul çalıyordu, ben albümlerine prodüktörlük yapmıştım. Sonra Emrah’la İhtiyar projesini hayata geçirdik.

Bubituzak olarak müzik yapmaya nasıl başladınız peki? Bildiğim kadarıyla Ali’nin bitirme projesi için bir albüm kaydettiniz ilk olarak.

Ali: Bitirme projemi teslim edeceğim tarihten iki gün öncesine kadar elimde hiçbir şey yoktu. Sonra inanılmaz bir gün geçirdik ve sonunda 12 tane şarkımız oldu. Öğlene doğru buluştuk. Güzel bir kahvaltı ettik ve ‘küt’ diye giriştik. Ertesi gün sunuma gittim ve sonrasında dinledikçe ‘biz niye bunu çalmıyoruz ki’ demeye başladık. Böylece Bubituzak can buldu.

Yani bitirme projesini hazırlamak için bir araya gelene kadar Bubituzak yoktu, öyle mi?

Ali: Bende fikri vardı, sonra yavaş yavaş cismi de görünmeye başladı. Bir kere çok ufak bir takılmışlığımız var stüdyoda ama resmen o bir günde hayata geçti diyebiliriz. Bizim için şöyle de bir durum var tabi, biz hep birlikteyiz. Bir araya gelmemiz için özel nedenlere ihtiyacımız yok. Zaten bir eksik bir fazla sürekli çalıyoruz aslında.

Bazı müzisyenler, gruplar kendilerine bir çember çizerler ve işlerini hep o çemberin içerisinde bir seyirde sunarlar. Sizde bu yok. Ani değişimler gösterebiliyorsunuz. Yanılıyor muyum?

Görkem: Ani değişim algısı geçiş süreçlerini ve değişimin nasıl gerçekleştiğini dışarıdan birebir gözlemleyememekten kaynaklanıyor bence. Yoksa bir anda değişim, ani değişiklikler söz konusu değil. Aslında bizim size bir albüm formatında sunduğumuz materyal o süreçte geçirdiğimiz evrimin yalnızca bir özeti.

Ali: Ürettiğimiz yüzlerce iş var. Yayılamadıklarımız, yalnızca internette yayınlananlar, kolobratif çalışmalar, bireysel işler ve daha da fazlası. Hepsi birbirinden çok farklı. Müzik yapıyorsanız, bu aşkın içindeyken sınır çizemezsiniz. Sağınızdan solunuzdan çıkar, doğal olan bu. İnsanların kendilerine bir çerçeve çizip içinden çıkmıyor oluşu mantıksız. Sıkışırsın içine, büyüyemezsin.

“Uzay Yolları Taşlı”nın kayıt süreci nasıl geçti?

Ali: Albümü Deneyevi’nde canlı kaydettik ve süreç harika geçti diyebiliriz. Hazırdık zaten, şarkıları sürekli çalıyorduk. Girdik on günde kaydettik.
Görkem: Daha çok şarkı elemekle ve albüme girecek parçaları seçmekle geçti vaktimiz. 15 şarkıyla gitmiştik, bazılarını eledik. O süreçte yeni şarkılar da çıktı. Hatta yeni albüm şarkıları da halihazır. Demo kayıtları mevcut şu an, arayı çok açmadan ikinci albümü de yayınlayabiliriz.

Albümde sizin dışınızda başka müzisyenler yer aldı mı?

Görkem: Enstrümanıyla katılan kimse yok ancak, dostlarımız tabii ki destek oldular. Vokal kayıtlarını Atölye’de yaptık misal. Korhan Futacı ve Barlas Tan Özemek gibi her daim yanımızda olan arkadaşlarımız ve Gaye Su Akyol’un desteği, katkısı mevcut.

Ali: Onların dışında Mike Nielsen’dan bahsetmek gerek. Hocamızdı, sonradan gurumuz oldu. Albümün prodüksiyonunu beraber yaptık kendisiyle ve onun gibi özellikle teknik konularda ‘kutsal bilgi kaynağı’ niteliğinde biriyle çalışmak bizim için büyük şans.

Albümde şarkıların içerisinde ıslıklar, coşkulu nidalar mevcut. Onları şarkılara iliştirme fikri nasıl çıktı? Albümün canlı kaydedilmiş olmasının da payı vardır şüphesiz…

Görkem: Albümün canlı kaydedilmiş olması tabii ki etkili. Ama asıl mevzu, biz şimdiye kadar hep daha karanlık işler yaptık. Kreş daha pozitif bir yerde ama Çilekeş’le insanları mutlu edecek türden müzik üretmiyorduk. İlk Bubituzak konserinde gördük ki insanlar dans ediyor, eğleniyor. O geri dönüş bizi oraya doğru götürdü. Nidalar, coşkular karşılıklı iletişim halinde çıktı. Bubituzak’ta bizi en çok motive eden şey, çalarken bırakıp ortaya gidip dans etmek istiyor oluşumuz.

‘Çilekeş karanlık bu onun gibi değil’e geldi laf ama Bubituzak’ın da içinde kaybolabileceğiniz bir sorgu-sual durumu var…

Ali: Söylemek istediğimiz ciddi şeyler var, hepsi hakikate ve deneyimlerimize dayanıyor. Bir yandan bunun müzikteki yansıması daha eğlenceli ve daha rahat. Sinemadaki yabancılaştırma etkisine benziyor; çok sert, vahşet dolu sahneleri, pamuk gibi klasik müzik parçaları eşliğinde perdeye yansıtmak gibi. Etkiyi yumruk atarak bırakmak istemiyoruz, bıyık altından sırıtmak tercihimiz.

Yakında nerelerde çalacaksınız? Sizi izlemenin keyfine varmamız lazım…

Ali: Şimdilik tam tarih belli değil ama martta Babylon’da albümün lansmanını yapacağız. Sonra gerisi gelir zaten…

*Bu söyleşi 08.02.2014 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

1 Comment

  • GÜNÜN KONSERİ // Bubituzak @ Babylon | hafifmuzik 05 March 2014 - 07:01 Reply

    […] sahnesinde olacak. Geçtiğimiz haftalarda kendileriyle laflamıştık, göz atmak isterseniz şöyle. ‘Bubituzak nedir, neye benzer?’ derseniz eğer, hemen aşağıda yakın zamanda […]

  • Leave a reply