RÖPORTAJ // BUTTERSCOTCH: “RADYODA DUYDUĞUM HER ŞARKIYA EŞLİK EDERDİM”

0 Posted by - 26 September 2013 - RÖPORTAJ

Bu yılki Akbank Caz Festivali’nin konuklarından biri de beatbox uzmanı Butterscotch olacak. Festival bünyesinde 27 Eylül Cuma akşamı Babylon’da Alp Ersönmez’in ‘Cereyanlı’sı eşliğinde dinleyeceğiz Butterscotch’u. Ertesi gün de beatbox üzerine bir atölye çalışması yapacak.

Butterscotch (sarıya çalan açık kahverengi, kremsi şekerleme maddesi) ismi nereden geliyor?

Aslında lisede yazdığım bir punk rock şarkısının adıydı Butterscotch, zamanla üzerime yapıştı kaldı.

Televizyon dünyasının kolay yoldan popülerlik vadeden yetenek yarışmalarından America’s Got Talent’ta yarıştın 2007 yılında. Böylece bu tip yarışmaların iyi ve kötü yanlarını da yakından görmüş oldun. Sence yetenekli, genç insanların adlarını duyurmaya gerçekten yardımcı oluyorlar mı?

Sahip olduğunuz yeteneğe ve kendinize nasıl bir kariyer istediğinize bağlı. Programın dünyanın dört bir yanında izlenmesi benim için gayet faydalı oldu. Ayrıca yarışma performanslarım bol bol caz da içerdiği için normalde bu tip programları izlemeyen pekçok insanında da yarışmaya ilgi göstermesine vesile oldum. Bu sayede büyük isimlerle çalışmamı sağlayan kapılar da açıldı önümde. Ne istediğimi bilerek katıldım yarışmaya. Kariyerim ihtiyaç duyduğu ivmeyi bu yarışmayla kazandı. Ama henüz yolun başındaki bir şarkıcı, ne kadar yetenekli olursa olsun kolaylıkla müzik endüstrisine ayak uyduramayıp kaybolabilir.

Öyle bir ivme ki, Chick Corea’dan Faith No More’dan tanıdığımız Mike Patton’a (Patton’un Peeping Tom projesinde) kadar çok sayıda müzisyenle çalıştın. Yaptıkları müzik türünde birer efsane olarak görülen onca isimle çalışmak nasıldı?

Şu hayatta en sevdiğim grup Earth,Wind & Fire’dır. O yüzden onlarla sahneye çıkmak müthiş bir deneyimdi. Ama mesela, Mike Patton’la çıktığım turnede çok özeldi. Çünkü ilk defa bir turneye çıkıyordum ve sadece 21 yaşımdaydım. Amerika’da çok büyük kalabalıklara çaldık o turnede. Minnetarım kendisine. Aynı şekilde Chick Corea, Stanley Clarke, Marcus Miller ve Bobby McFerrin’le yaptığım çalışmalar da çok keyifliydi.

Hayalinin dünyaya müziğinle dokunabilmek olduğunu söylüyorsun internet sitende.

Hayalimi şimdiden gerçekleştirdiğime inanıyorum. Farklı kültürlerden gelen insanlara müziğimi dinletebiliyorum konserler sayesinde. Sahnedeyken amacım; dinleyenleri bir seyahate çıkarmak. Onları günlük hayatlarından uzaklaştırıp, müziğim yardımıyla rahatlatmalarını sağlamak.

Sadece beatbox da yapmıyorsun…

Kendimi bildim bileli piyano çalıyorum. Çocukluğumda radyoda duyduğum her şarkıya eşlik ederdim. Büyük bir yıldız olma hayalleri kurardım. Ama sesimin yeteri kadar iyi olmadığını düşünürdüm. Şu anki halime gelebilmek için çok çalışmam gerekti. Hep şarkıcıların tanrı vergisi bir yetenekle doğduklarına –ki çoğu da öyledir- inanmışımdır. Bense ancak çalışarak bir şeyleri başardım. Hâlâ da çalışıyorum.

Gitar da çalıyorsun. O ne zaman devreye girdi?

Piyanodan sonra gitar çalmayı öğrendim. Kendime biraz güvenim gelince de beatbox’a başladım. Üniversite çağıma geldiğimdeyse her şey yerli yerine oturdu.

Beatbox, belki biraz da doğası gereği uçsuz bucaksız bir yaratıcılık alanına sahip gibi geliyor, öyle mi peki?

Her şeyin bir sınırı, olanaksızı mutlaka vardır. Ama ben iyi tarafından bakmaya çalışıyorum.

İstanbul’a iki etkinlik için geliyorsun. Önce bas gitarist Alp Ersönmez ve ekibiyle Babylon’da çalacaksın. Nasıl ortaya çıktı bu proje?

Festival organizatörlerinin fikriydi. Daha önce çalışmadığım müzisyenler, keyifli olacak.

Konserin ertesi gününde de atölye çalışması gerçekleşecek. Bir beatbox atölyesinde tam olarak neler oluyor biraz anlatır mısın? Yeni yetenekler keşfedilecek mi o gün?

Elbette! Her zaman beatbox hakkında az bir malumata sahip insanların katılmasını tercih ederim. Böylece çok daha eğlenceli hale geliyor. İşin en güzel kısmı da, ben beatbox’a dair öğreteceklerimi bitirdikten sonra mikrofon başına geçenlerin beatbox yapabildiklerini gördükleri anda yaşadıkları şaşkınlık. Tabii bir de komik suratlar yapmaya hazırlıklı olmalısınız. Kesinlikle çok eğlenceli!

Akşam gazetesi Cumartesi ekinde yayımlanan röportajın ‘genişletilmiş’ versiyonudur.

No comments

Leave a reply