RÖPORTAJ // Can Bonomo: ‘Dileğim sonuncu olmamak!’

0 Posted by - 17 May 2012 - RÖPORTAJ


Fotoğraf: Ercan Aslan (Milliyet)

26 Mayıs’ta Bakü’de yapılacak Eurovision finali için son hazırlıklarını tamamlayan Can Bonomo “Birinci, ikinci, üçüncü, yedinci fark etmez” diyor: “En büyük korkum sonuncu olmak”

Can Bonomo’yla yan yana durup yeteri kadar beklerseniz muhakkak ortama kamera, telefon ya da fotoğraf makineli birileri geliyor, fotoğraf çektirmek istiyorlar. Onun şikayeti yok. Bayılıyor. Dört ay öncesine kadar dar bir çevre dışında ‘hiç kimse’ydi. Müzik yazarları bile fikirleri sorulduğunda onu tanımadıklarını söylüyorlardı. Şimdi durum bu.
26 Mayıs’taki Eurovision finalini iple çekiyor. Bana kalırsa çok heyecanlanıyor ve kendi de orada neler olacağını pek kestiremiyor. Kayda başlıyorum, “Müzik fazla, biraz kısalım” diyorum. Çok güzel bir pikap almış. Pikapta Coldplay plağı var. Hafifçe kısıp muhabbet etmeye başlıyoruz.

Hayatın nasıl değişti?

Kendimi 60’lardaki şöhretlere benzetiyorum. Bir gün hiç tanınmıyorsun, ertesi gün televizyona çıkıyorsun ve sokağa çıkamayacak hale geliyorsun. Benimki bir gecede olmadı tabii ama 1.5 ay gibi bir sürede oldu. Çok güzel bir ekibim var. Bence güzel bir iş yapıyoruz. Bu iş muhakkak başarı sağlardı ve buralara gelirdi. Ben buna hep inandım. Ama Eurovision sayesinde her şey çok hızlı oldu.

* Şikayetçi misin?

Ben her zaman istedim zaten bunu. Şikayetçi değilim. Aksine çok memnunum. Sokakta gelip benimle fotoğraf çektirmek istiyorlar, bayılıyorum. Bu ilgiden şikayetim yok. Müthiş bir şey zaten.

* Ama…

Ya nasıl söyleyeyim, ben 25 yaşında bir adamım. 25 yaşındaki insanlar gibi yaşıyorum. Daha farklı yaşamıyorum. Ama şu anda içinde bulunduğum şartlarda 25 yaşındaki biri gibi değil başka türlü olmam lazım. Ortada olmamam lazım. Ne yaparsın mesela cumartesi gecesi, benim onu yapmamam lazım. Yapınca bu çok değişik şekilde lanse edilebiliyor.

* Magazin basınından mı söz ediyorsun?

Ben söylemedim, sen söyledin. O beni rahatsız ediyor.

* Eurovision hazırlığının en zor yanı ne?

Uykusuzluk. Ve insanların durmadan üstüne üstüne gelmesi. Ben evde oturuyorum, üç gün çıkmamışım ama bir bakıyorum kimlerle sevişmişim meğer…

* Devam edecek, bence alışman gerekir…

Etsin. Ama şu Eurovision işi bitsin. Benim şu anda başka bir sorumluluğum var. Bittikten sonra da bir terbiyesizlik yapacağım falan demiyorum. Ama o zaman daha rahat olacağım bu tip şeylere karşı.

* Aldığın en kırıcı eleştiri neydi?

Özel bir şey söyleyemem. Çünkü aklına ne gelirse söylendi hangi birisine üzüleyim, hangi birine cevap vereyim?

* “Derim kalınlaştı” mı demek istiyorsun?

Hayır o türden bir koruma kalkanı geliştirmedim, ihtiyaç duymadım çünkü söylenenler hep içimden geçti gitti. Ara sıra okurum “Ne diyorlar acaba?” diye.

* Ne diyorlar?

Yarı yarıya. Ya “Yürü, adamsın” diyorlar ya da “Allah belanı versin”. Arası yok. Ben şunu öğrendim, biz başka hiçbir sanat dalında bu kadar kızmayız. Bir Eurovision… Bir de futbol… Çok acayip bir şey. Üstelik “Eurovision da neymiş” muhabbeti vardır bir yandan. Hem önemsemeyiz hem kızarız. Madem bu Eurovision önemli değil, rahat rahat, geniş geniş takılalım.

* Ana akım dışında müzik yapan biri olarak popülerlik nasıl etkiliyor seni?

Daha fazla insan artık beni dinliyor. Bu gerçek. Ama şu an bir delüzyondan (yanılsama) bahsediyoruz. Gelip geçici bir şey ve şu an bu böyle. Eurovision’dan sonra bir başarı gelse de gelmese de ben böyle süreceğini düşünmüyorum. Benim bir kemik dinleyicim var, bir de Eurovision sayesinde tanışan ve diğer şarkılarımı da seven insanlar. Onlar her zaman bizimle olur. Sadece “Love Me Back”i bilen insanlar uçup gidecekler ben buna inanıyorum.

* Eurovision’a katılacağını öğrenmeden önce Eurovision’la ilgili düşüncen neydi?

Bir kere bile açıp bakmadım. Seçilmeden önce içinde Eurovision geçen dört cümle kurmamışımdır. Alakam yoktu. Sonra resmen hızlandırılmış Eurovision kursuna girdim. Ne var ne yok şarkıları dinle, geçen senelerde kim ne yapmış, ona bak.

* Ama sizin şarkı bunlar dikkate alınarak yapılmışa benzemiyor.

Hayır, ben istemedim. Samimi olmazdı, bizim yaptığımız bütün iş samimiyet üzerine kurulu çünkü.
O olmazsa her şey biter.

* Yeni şarkı yazıyor musun?

Durmadan. Büyük ablalar, abiler benden şarkı istemeye başladı. Benim müziğimi kabul etmeleri çok hoşuma gidiyor, nasıl oldu anlamıyorum.

“Sonuncu olursam dönmeyeceğim!”

* Ne bekliyorsun Eurovision’dan?

Klasik şeyler söylemem lazım değil mi? Yeni insanlar tanımak falan… Sonuncu olmamak istiyorum. Dileğim bu. İkinci, üçüncü, birinci, yedinci iyi güzel ama bir sonuncu olursan… O kalır üstünde. Şu iş sağ salim bitsin istiyorum.

* Beğendiğin şarkı var mı?

Pek yok. Aslında Karabağ’ın şarkısını beğendim; çok eğlenceli, komik.

* Eurovision’dan döndükten sonra ne yapacaksın?

Sonuncu olursam dönmeyeceğim. Avustralya’ya tatile gitti diye açıklama yapıp Küba’ya falan kaçarım! Albüm hazırlayacağım. Gırla konser var. Şu an her şey çok havada aslında. Eurovision bitmeden bir şeye karar vermek zor.

‘Türkçe müzik pek dinlemedim, hâlâ da dinlemem’

* Daha önce bu kadar konser veriyor muydun?

Daha çok veriyordum. Şimdi vermiyoruz. Ayda sekiz-dokuz oluyordu. Şimdi iki. Bir kere meşgulüz çok, o yüzden teklifleri erteliyoruz. Hakikaten çok yorulduk. Bir haftada o kadar ülke gez, ne oluyor anlamıyorum…

* Ne soruyorlar en çok o ülkelerde?

Ne bileyim müziğimi soruyorlar. Basın çok garip, doğum günüme kadar her şeyi biliyorlar. İnanılmaz bir ilgi gördüm gittiğim her yerde. Amsterdam’daki basın toplantısında gövde gösterisi yaptık yani. Eurovision’a katılan ülkelerin bütün sanatçıları geldi hepsi masalarında oturuyor, basın da onların masasına gidip sorular soruyor. Bizimkinin önünde kuyruk oldu. Çok hoşumuza gitti. Malta’da sokakta yürürken benimle fotoğraf çektirdiler. Hırvatistan’a muhakkak gideceğim konsere. Resmen imza günü oldu ortalık. Biri geldi, bir diğeri geldi bir baktım ben masada oturmuş insanlara imza veriyorum.

* Türkçe şarkıların da anlaşılıyor mu sence?

O hiç fark etmiyor. İnsanlar ona bakmıyor, beğenen dinliyor.

* Hep grup halinde takılıyorsunuz, eskiden de böyleydi değil mi?

Evet, ben eski grubumla demolarımı kaydedip Can Saban’a yollamıştım, o da beğenmişti. Birlikte düzenlemelere başladık. O günden beri (yaklaşık üç yıldır) bir ekip oluştu. Ben seviyorum grup halinde takılmayı, yalnız olmayı sevmiyorum.

* Küçükken ne dinliyordun?

Klasik müzik, world, ne bulursam.

* Türkçe dinler miydin?

Yok. Türkçe hiç dinlemedim hâlâ da dinlemem. Duman dinlerim. Gevende’nin hastasıyım. Replikas, Baba Zula, Multitap…

* iPod’unda ne var sorusu da sormak isterim…

Shuffle’dayım genelde. The Shins çok dinlerim (Daft Punk’tan Gorillaz’a ne ararsanız var iPhone’unun müzik kısmında). Plak dinlemeye başladım çok merak sardım. Yatak odasında da bir tane var yatarken bir plak takıp yatıyorum.

“Love Me Back’i yazana kadar neler çektim”

* İngilizce albüm yapacak mısın? “Avrupa’ya açılayım” falan…

Öyle bir şey duyarsan benden… Lütfen. Ben Türkçe yazıyorum Türkçe düşünüyorum. Türkçe iş yapıyorum. “Love Me Back”i yazana kadar neler çektim.

* Neler çektin? İngilizcen nasıl?

Çok iyi ama şarkı yazmak bambaşka bir şey. Bir de benim yazdığım şarkıları İngilizce yazmak zor. “Seni seviyorum, âşık oldum” değil ki…

* Şiir yazıyorsun, başka sanat dallarına da merakın var mı?

Sanatın diğer alanlarında da anlatabildiğim bir şey varsa yapmak istiyorum.

* Oyunculuk?

Çok beğendiğim bir şey olursa. Ama dizi falan istemem. Bir kere yaptım bir daha düşünmüyorum. Şiir kitabım var, işte bu gördüğün (kara kaplı, siyah mürekkepli bir divitten dökülen el yazmalarıyla bezeli, 18’inci yüzyıldan kalma gibi duran bir defter). Onu basmayı düşünüyorum. Şair olmayı çok istiyorum. Müzik kadar beni tatmin ediyor.

* Kimleri okuyorsun?

Cemal Süreya, Turgut Uyar, Nazım Hikmet… Küçük İskender zaten ustam, ona gönderirim şiirlerimi. Çoğu zaman beğenmez bazen de minimal yanıtlar verir “Aferin lan olmuş” diye. Bukowski çok okurdum. Jim Jarmusch’un hastasıyım. Sinema okuduğum dönemlerde Jim Jarmusch bendim resmen…

* Hayatta seni en çok ne tatmin ediyor?

Yazmak. Her şeyin başı mürekkep. Tamam konser veriyoruz, insanlar geliyor, 1.5 saat eğleniyorsun ama o değil
sadece. İleride bir sürü sanatçıyla bir araya gelip kalıcı ve büyük bir şey yapmak istiyorum. Ne olduğunu bilmiyorum ama…

No comments

Leave a reply