RÖPORTAJ // CEYLAN ERTEM: “SONUNDA HEP MÜZEYYEN ABLA’YA DÖNERDİM”

0 Posted by - 05 December 2014 - RÖPORTAJ

Anima’yla başlayan profesyonel müzik kariyerinde üç solo albümü geride bırakan Ceylan Ertem, son çalışması “Amansız Gücenik”i 13 Kasım’da yayınladı. Mabel Matiz’den Yıldız Tilbe’ye birçok isim tarafından desteklenen albüm Gezi’ye selam duran “Hırpalandı Mayıs” ile açılıyor ve 14 şarkıdan oluşuyor. Kapanış şarkısı ise Can Güngör’ün eşlik ettiği “Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun” uyarlaması. Ceylan Ertem ile hem “Amansız Gücenik”in kayıt sürecini hem albümün detaylarını hem de zaman içerisinde evrilen Ceylan Ertem sedasını konuştuk.

berk_D9A2930ksb ceylan ertem

>>Albümü baştan sona dinlediğimde artık Ceylan Ertem’in kendine has bir pop sound’u var dedim kendi kendime. Sen ne dersin?
Ben hiç bilmiyorum bir albümü hazırlarken neye benzeyecek. Bu albümün de poptan ve arabeskten bu denli besleneceğini bilmiyordum. “Soluk” caz ve akrabası müzikleri çok dinlediğim bir döneme, “Ütopyalar Güzeldir” rock ve caz ağırlıklı şeyler dinlediğim döneme denk geliyor. Albüme hazırlık esnasında, öncesinde nelere kulak verdiysem, ne yaşadıysam onlardan etkilendiğim bir sound oluşuyor istemsiz/istemli. Bu albüm sürecinde geçmişe döndüm. Aile geleneğine. Bizimkiler öyle Beatles filan dinlemezlerdi. Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, Ahmet Kaya, kadın müzisyenlerden Bergen, Sezen Aksu, Nükhet Duru… Ben de yıllardır, gece müzik dinlerken, hani kendine bir playlist yaparsın ya, sonunda hep Müzeyyen Abla’ya dönerdim. Yıldız Tilbe, Sezen Aksu… John Cage dinliyordum ne ara geldim buraya dediğim çok olurdu.

>>Senden her defasında farklı bir şey gelebileceğini biliyor artık seni dinleyenler.
Bir şey dinliyorum ve ‘abi 60’larda doğacaktım, ne işim var burada’ diyorum. Başka bir gün ‘keşke bir punk grubum olsa’ diyorum. Bu konuda tutarlı olamayacağım hiçbir zaman. İnsanlar da buna alıştı artık galiba. Böyle bir alışkanlık yaratabilmeyi isterim. “Artık bağırmıyor” diyenler var. Tiz register’larda gezinmiyorsam canhıraş, bu da yine ruh halimle, nasıl bir dönemden geçtiğimle alakalıdır. Bir şekilde çimdiklenince insan çığlık da atabiliyor, dudağını büküp kenara da geçebiliyor.

>>Şarkılara ayrı ayrı baktığımda türden türe bir yapı var. “Umut Var” ve “Naif”te Anima’yı hatırladım. “Gidiyor”, “Ütopyalar Güzeldir” dönemine benziyor. Eklektik, hepsi ayrı noktalarda ama bir araya gelince sırıtmıyor hiçbiri.
Öyle gözüküyorsa ne ala, “Soluk” mesela biraz dağınık bir albümdü. İlk albümün verdiği heyecan vardı onda. “Ütopyalar Güzeldir”de Cenk Erdoğan beni toparladı. “Dur Ceylan!” dedi, dağıldığımda. Bu albüme de Can (Güngör) ve Cenk (Erdoğan) çekidüzen verdi. Ben hakikaten bazen kestiremiyorum ne olacağını. Onlar toparladılar ve sahip çıktılar. 14 şarkı var albümde biri hidden track. Bana sorarsan 25 şarkı da koyabilirdim. 14 şarkıya çok diyenler kaçının elendiğini bir duysa.

>>Stüdyoda kaç kişi çalıştınız, kimler vardı?
Çeşme’deki stüdyoda sabit dört kişiydik. Bee Studio tayfası Baran (Göksu), Umut (Çetin) ve Can Güngör ile ben orada 1 ay 10 gün kadar ev arkadaşı olduk. Oraya gelip giden insan sayısını hesapladık bir gün, 30’u bulmuştu. Albümde çalan insanların dışında, fotoğrafçı arkadaşlarımız, çok yakın dostlarımız da ziyaret etti tabii. Çeşme’deki kayıtların ardından Babajim’da iki gün geçirdik. Nefesli, yaylı ve mızıka kaydı yapıldı. İsmail Tunçbilek geldi çaldı, “Bile İsteye”de. İsmail Tunçbilek sağ olsun, memlekette keyiften kahkaha atmayı unutmuştuk, o kayıtlar esnasında hatırlattı bize.

>>Bağlamayı duyduğumda vuruluştum. Severiz İsmail Tunçbilek’i.
Cenk’in bestesi o. Cenk bütün gece İsmail Tunçbilek videoları izleyip o kafaya girmiş, rakı filan içip “Bile İsteye”yi yazmış. Sonra, ‘ben bunu ne yapacağım, dur bir Ceylan’a göndereyim belki kullanır’ deyip gönderdi bana. Ben yarım saat içinde sözleri, vokal melodisini yazıp, Cenk’i buldum ve yanına gidip dinlettim.

>>İlk klip şarkısı “Bile İsteye” olacak değil mi?
Evet. Klip hazır, Vevo’yu bekliyoruz. 10 gün sonra yayına girmesi gerekiyormuş ya… 5 Aralık günü yayında olacak.

(Sumru Yavrucuk’Un oynadığı, Dağhan İş’in yönettiği klip yayında.)

>>Kolektif ruh var bu albümde. Birçok insandan beste almışsın.
Bir önceki albümlerde daha az beste almıştım, sıklıkla kendi şarkılarımı söylemiştim. İlk albümde düzenlemeler ve çalımda çok isim vardı. 50 ayrı müzisyen çalmıştı. Ütopyalar’da çok daha küçük bir ekiptik. Burada Can, Cenk, ben, Baran, Umut gibi bir beyin takımı vardı. Bir buçuk yıl boyunca, böyle bir şey talep etmemiş olmama rağmen arkadaşlarım şarkılarını gönderdiler. Misal, Elif Çağlar’ın gönderdiği “Gideni Tutma” Elif’in yazacağı sözler gibi değil hiç, ama arkadaşım olduğu için ve benim o sıra nasıl bir süreçten geçtiğimi bildiği için yazabildi; tam da albümdeki kadının edeceği lafları. Aynı şekilde Mabel, “Umut Var”ı gönderdi. İnsanlarla çok vakit geçirmekten, iyi arkadaş olmaktan kaynaklı bir bütünlük oldu. Cem Tuncer’le çok yakın olduğumuz bir vakit vardı, otel odasında “Bu Bardak Dolsun”un gitarını çalıp gönderdi, ben vokal melodisini yazıp, söz yazıp hemen geri gönderdim. Çok tatlı ve bir daha zor yaşanacak bir süreç yaşadık. Benim için bir sonraki heyecan, bestelere yaptığımız düzenlemeleri şarkı sahipleri ilk defa duyduklarında ne hissedecekler kaygısıydı. Yıldız Tilbe’den Cem Tuncer’e herkes çok beğendi. Onlar dinleyip onaylayınca huzura erdim diyebiliriz.

>>Düzenlemelere dair acaba var mıydı kafanda?
Vardı tabii canım, misal Yıldız Abla’nın gönderdiği “Kahroloji”yi bir dinletsem sana… O, bir masaya vurarak ortalığa söylemiş. Hiçbir fikrimiz yoktu, bu kadar uçtuğumuzda sevecek mi…

>>Bayağı funky bir düzenleme yapmışsınız “Kahroloji”ye.
Evet, o da çok sevdi bu halini. Hatta “Kendimle övündüm, çok bağımsız, özgün davranmışsınız. Çok hoşuma gitti, her albümünde olayım bari” dedi.

>>İletişime ilk olarak nasıl geçtin Yıldız Tilbe’yle?
O beni aradı bir gün. ‘Ben seni çok sevdim. Sana ne yapsam, benim gibi bir kadın da ne yapar şarkı yazar. Sana bir şarkı hediye edeyim’ dedi. Geçen 24 Aralık’tı, tarihini unutmuyorum. Havalara uçmuştum. Benim hayal kahramanlarımdan biri olduğu için çok mutlu oldum. Bülent Ortaçgil, Umay Umay, Yıldız Tilbe gibi isimler sizi aradığı zaman pek mutlu oluyorsunuz.

>>El Adamı’nın düzenlemesini beğenmeyenler olmuş. Bence çok hoş olmuş. Seksenler sonu Türkiye’sinden pop-rock havası hissettim.
Onno Tunç’un Seen Aksu’nun birçok albümünde kullandığı bir davul sound’u vardır. (Dumbudumbudum diyerek ağzıyla taklit ediyor) Direkt onu kullandık. Can’ın (Güngör) vintage bir prosesörü var. Onu açtı, oynuyordu. Sonra “El Adamı”nın üzerine çalmaya başladı. Önce bir güldük, sonra ‘bir dakika, çok güzel bu’ dedik ve hemen kaydettik.

>>Bu arada, şiiri (Ruhi Bey Nasılım) sayende okumuş olduk. Çok beğendim.
Ben bu şiiri okuduğumda 16 yaşındaymışım, kitabın üzerinde yazan tarihe bakılırsa. Büyük bir tokat yemiştim o şiirden. Bir önceki albümün adı da bir Edip Cansever şiirinden olacaktı. Ama Ferhan Abi’den “Ütopyalar Güzeldir” için izin çıkınca onu seçtik. Herhalde Edip Cansever yaşıyor olsaydı, korkunç bir sapığı olabilirdim. İşi gücü bırakıp kapısında yatabilirdim.

>>Gezi’ye selam duran “Hırpalandı Mayıs” senin besten değil mi?
Albümde hem sözü hem müziği bana ait iki şarkı var: “Hırpalandı Mayıs” ve “Gidiyor”. Çoğunlukla sözlerini yazdım. Mesela “Bu Bardak Dolsun”u Cem (Tuncer) ile yaptık, “Naif”i Ediz’le (Hafızoğlu) yaptık. Onun dışında hep müzisyen arkadaşlarıma ait. Umarım yıllarca böyle gider, daha da büyüyerek. Umut bu tayfada.

>>Can’la (Güngör) yaptığınız düet de çok güzel olmuş. Yanımda çalıyormuşsunuz gibi hissediyorum. Kaydı bu hissi verecek biçimde yaptınız sanırım.
Evet, Can o şartı koştu. Kanal kayıt olmasın, dedi. Ben de en sevdiğim Türk müziği eseri olduğu için tedirgin oldum. Bir gün boyu kaygısını yaşadım. Bana ‘haydi bir şarkı söyle’ desen şimdi, yere bakarak söylerim. İnsanlar birtakım partilerde, arkadaş toplantılarında alır gitarlarını söyler, ben hiç girmem o işlere. Çekingen şarkıcıyım aslında. Çeşme’de her günün sonunda gitar çalıp şarkı söylendiğinde “Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun”u da çaldık, söyledik. Can ‘aynı böyle olacak’ dedi. ‘Kayıtta senin de benim de yanlışlarım kalacak, oynamayacağız’ dedi. İyi tamam peki deyip kabul ettim. Bütün kayıtların son günü kaydettik. Köpekler havlıyordu. Baran, Umut ve Alp (Çoksoyluer) evden birtakım çerezler alıp köpekleri uzağa götürüp oyaladılar. Albümde dikkat ederseniz kuş sesi filan duyuluyor, özellikle “Şarkıcınım”da duymak mümkün. Kazları köpekleri susturduk bir şekilde ama kuşlara değemiyorsunuz.

>>Çeşme süreci keyifli geçmiş anlaşılan…
Muhteşem insanlarla tanıştık. Bir elektrik/elektronik teknisyeni çağırdık, Ali Abi. İnanılmaz bir adam. Gitarları, amfileri tamir etmeye başladı. Elektrik döşedik, topraklama için her gelen müzisyen her gece arkaya gidip işedi, topraklama iyi olsun diye. (kahkahalar) Suluyoruz orayı, panelleri biz çakıyoruz elimizle. Ali Abi kızlarını alıp gelmeye başladı, ufaklık İlayda bizimleydi sürekli. Bir süre sonra yemek getirmeye başladı Ali Abi, benim vejetaryenliğime her ne kadar bozulsa da… Çok iyi arkadaş olduk hepsiyle. Böyle olmalı, zaman bu kadar yavaş akmalı diye düşündük.

>>Harikaymış. Ortamın ve oranın ruhunun da etkisi olmuştur değil mi?
Bir gün pizza sipariş etmeye karar verdik. Siparişi aldık. Ben birkaç dilim yedim ve bir baktım siparişi getiren çocuk gitmemiş, köpekleri seviyor. İstanbul’daki gibi bir hız yoktu orada. Köpeği sevmek için on dakika şurada durayım diyebiliyorsun. Alp Ersönmez geldi, çaldı mesela. Memleketin en iyi elektrik basçısı bana göre. 5 saatte kayıtla tüm işi bitmişti. Yedik, içtik. Gidecekti. Ertesi sabah bir baktım boyozları almış, geldi, “Açın şu Kahroloji’yi ben bir daha çalacağım”. Yeniden çaldı ve inanılmaz oldu. Herkes evine döndüğünde, Cenk (Erdoğan) arayıp “Şu kayıtları silsenize bir daha geleyim” dedi. Orası bizim için çok özeldi ve güzel bir kayıt süreci yaşadık.

CeylanErtem_kapak_basliksiz

>>Yaylıları kim düzenledi?
İstanbul Strings inanılmaz çaldı. Düzenlemeler Cenk Erdoğan ve Can Güngör’den çıkma. Zor bir şeydir anlaşmak. Cenk bambaşka bir adam, Can bambaşka bir adam, ben bambaşka bir kadınım. Ama orada herkes egosunu devreye sokmadan ve Ceylan ne istiyorsa olsun da demeden çalıştılar. Benim çok ezildiğim oldu alınan kararlarda. Küsüp yan odaya gitmeler, “Bu ne be, kimse beni dinlemiyor” deyip. İki saat sonra onlara hak vermeler…

>>Barana vs. vardı, yurt dışı menşeli projeler. Onlar proje olarak yapıldı ve bitti değil mi? Var mı benzer yurt dışı projeleri?
O dönem Barana olayında Myspace’in büyük etkisi oldu. Berlin’e, Fransa’ya sonra da Hollanda’ya gitmemin ve projeler gerçekleştirmemin sebebi Myspace’teki Gönül Dağı yorumuydu. İnsanlar, biz burada ‘different colour’ arıyoruz, sende de o var diyorlardı. Çok güzel zamanlardı 2008’den 2011’e hep bunlarla geçti.

>>Sen bir blog yazıyordun hatta oradayken ben hatırlıyorum…
Almanya’da şöyle oldu, böyle oldu diye yazıyordum .Yolculuk videoları paylaşıyordum. Sonradan o gitme gelmelerden yoruldum. Yeniden bir üretime giriyorsun, yolculuk yoruyor. Gelen bir iki teklifi geri çevirdim. Şimdi benim albümlerle beni çağırma noktasına gelindi ve bu yıl, 2015’te gideceğiz oralara. Planları yapılıyor. Ben tabii yine eski kafa kara yoluyla…

>>Lansmanı neden İstanbul’da yapmadın?
Bursa’ya Denizli’ye Ankara’ya, Çanakkale’ye gittim öncelikle. Güzel de oldu. Bu sayede insanlar kendilerini özel hissetti ve tatlı bir ruh yakalandı. Ben üzülürdüm Sakarya’da yaşarken, herkesin en son geldiği şehir olmasından ötürü. İstanbul’daki seyirciler kızgın tabii, Mayıs sonundan beri çalmıyoruz burada. Çıktığım gibi yuhalamazlar umarım. Yolumu kesip ‘haydi artık’ diyenler oluyor.

>>Bu albümü başka formatta basacak mısınız? Plak mesela…
Ben istedim plak ama yetişmedi. Aslında canlı bir konser kaydının plağını yayınlayabiliriz. Üç albümden de şarkılar yer alır böylece. Hem ben de konser plağı dinlemeyi çok seviyorum. Ella Fitzgerald’ın Berlin kaydını dinlemek, Janis Joplin’in canlı plaklarını dinlemek…

Berk Sayan

1 Comment

  • CEYLAN ERTEM VE CAN GÜNGÖR’DEN “AH BU ŞARKILARIN GÖZÜ KÖR OLSUN” YORUMU | Hafif Müzik 27 January 2015 - 20:58 Reply

    […] RÖPORTAJ // CEYLAN ERTEM: “SONUNDA HEP MÜZEYYEN ABLA’YA DÖNERDİM” Anima’yla başlayan profesyonel müzik kariyerinde üç solo albümü geride bırakan… […]

  • Leave a reply