Röportaj // Charlotte Gainsbourg: “Bildiğim her şeyi anne ve babamdan öğrendim”

0 Posted by - 18 June 2012 - RÖPORTAJ

20120618-111744.jpg

Oyuncu ve müzisyen Charlotte Gainsbourg 23 Haziran’da Küçükçiftlik Park’ta bir konser verecek. İlk Türkiye konseri öncesi kendisiyle bir telefon görüşmesi yapma fırsatını kaçırmadım…

Her gazeteci konuştuğu sanatçıyla yüzyüze röportaj yapmak ister. Ama yüzyüze röportaj yapınca geç kalmış oluyorsunuz. Çünkü sanatçı memlekete gelmiş, konser neredeyse başlamış iş işten geçmiş oluyor, öncesinde müzikseverlere bir-iki kelam edebilmek için telefon röportajı bu yüzden icat olunmuş.
Charlotte Gainsbourg çok yönlü bir insan. En son Lars Von Trier’ın “Melancholia”sında Claire rolünde izledik. 2009’da yine Von Trier’ın “Antichrist” isimli filmindeki rolüyle Cannes’da en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı. Bob Dylan’ın hayatını konu alan “I’m Not There”de, Michel Gondry’nin “The Science of Sleep”inde ve şimdi burada sayamayacağım pek çok filmde rol almış başarılı bir aktris. 1986’da babasıyla yaptığı bir albüm var (“Charlotte Forever”) ama onu pek saymıyor.
2006’da Radiohead’in prodüktörü Nigel Godrich’in prodüktörlüğünde yaptığı “5:55” isimli albümü müzik tarihinde milat kabul ediyor. Bu albümde Air, Jarvis Cocker (Pulp) ve Neil Hannon da vardı ve çok başarılı bir işti. Ardından iki albüm daha çıkardı. Bunlardan birinde Beck ile çalıştı. Yani hem yetenekli hem şanslı denen türden. Türkiye’ye bu ilk gelişi. Bakın kısa görüşmede şöyle şeyler konuştuk.

*Kimi turnede olmaktan nefret eder kimi de bayılır. Siz hangisisiniz?

Benim için çok yeni bir şey. Sadece iki kez yaptım şu ana kadar. Şikayetim yok galiba. 41 yaşındayım ve müzik de turne de benim belli bir dönemde keşfettiğim şeyler. Mutluyum ben, işin aslı bu.

*Üç albüm yaptınız, iki kez turneye çıktınız ama Guardian’a verdiğiniz röportajda “Profesyonel hissetmiyorum” demişsiniz. Neden?

Çünkü “Ben artık oldum, her şeyi öğrendim, şöyleyim, şu düzeye geldim” demem hiçbir zaman. Albümlerim birbinden farklı projeler ve hepsine sıfırdan başladım. Giderek tecrübe kazandığımı söyleyemem bu konuda.

*Kamera karşısında mı daha rahatsınız yoksa sahnede mıi?

İnsanlar bunu bir tercih yapmamı ister gibi soruyor ama seçemem. Müzik benim kendi başıma kaldığım bir alan. Film çekimleri sırasında bir konserdekinden daha az insan olur etrafınızda ama ben sahnede seyircilerin karşısında da olsam daha kendi başıma kalmış hissediyorum. Müzik daha kişisel bir alan benim için.

*İstanbul’da konser vereceğinizi öğrendiğinizde annenizi aradınız mı? Daha önce o da birkaç kez konser vermişti burada…

Tabii ki annemle konuştuk. Bana İstanbul’u çok sevdiğini ve benim de seveceğimi söyledi. O zaten genellikle gittiği yerlerde sevecek bir şeyler bulur ve karşılaştığımızda anlatır. Ben çok heyecanlanıyorum geleceğim için.

*Babanızdan ne öğrendiniz?

Şimdi böyle sorunca insan donup kalıyor. Tek bir şey bulmam ve bu soruya “İşte bunu öğrendim” diye cevap vermem mümkün değil. Ben her şeyi ondan öğrendim. Daha doğrusu annemden ve babamdan. Onlar benim ebeveynlerim ama aynı zamanda da kahramanlarım. Onlara hep hayran oldum. Beni ben yapan değerleri onlar vermiştir bana.

*Şu ara ne dinliyorsunuz? iPod’unuzda ne var?

Çoğunlukla klasik müzik. Sanırım biraz ortamı değiştirmek ve kafamı sıfırlamak ihtiyacındayım bu ara.

1 Comment

  • figen 20 June 2012 - 10:58 Reply

    Yahu ben anlamiyorum onemli isimler Turkiye ye gelince her seferinde Istanbul u ya da Turkiye yi sorma manyakligi nedir?

    Adamlar gelmis ya da gelmemis olsa da zaten roportajda karsisindakinin duymak istedigini soyluyorlar. Bunlar tum dunyada unlu olmus insanlar tabi ki cici konuscak.

    “Babandan ne ogrendin” sorusuna da bittim. Dumur olmustur tabi kadin.

  • Leave a reply