RÖPORTAJ // DEDEN: “BİZİM MOHAWK’IMIZ İÇİMİZDE”

0 Posted by - 31 August 2013 - RÖPORTAJ

2009’dan beri punk’tan grunge’a uzanan güzergahta seyahat eden şarkılar çalıp söylüyor Akın, Burçak, Levent ve Hakan’dan oluşan Deden. Yaz başında ilk albümleri “Deden”i piyasaya çıkartan gruba birtakım sorularımız oldu.

Gruba Deden ismini koymanızın bir öyküsü olduğunu, sizin de henüz bu öyküyü anlatmaktan sıkılmadığınızı umuyorum…

Burçak: Cover şarkılar çaldığımız dönemde ismimiz Dead End’di. Türkçe beste hadisesine geçme arifesinde bu ismin üzerinde geyik yaparken Deden çıktı.

Albümün CD kitapçığının epey sade oluşu, şarkı sözlerini içermemesi dikkat çekiyor hemen. Özellikle mi böyle olmasını istediniz?

Akın: Albümlerin kapak tasarımları ve kayıt aslında bir bütün ama biz sound kısmına daha fazla asıldığımız için görsel mevzunun çok da üstüne gitmedik.

Albüm Nisan gibi çıktı. Siz tam hızınızı almış, albüm tanıtımına girişmişken gezi protestoları gündemi alabora etti. Konserler, festivaller ya iptal edildi ya da ertelendi. Tam ilk albümü çıkaracak zamanı bulmuşuz dediğiniz oldu mu?

Burçak: Her gün! Bununla beraber yaşadığımız günlerin albümün ruhuna yakın olduğunu düşünüyorum. Şarkılarımızın hepsinde bir damar, bir karşı koyma ve kabul etmeme hali var. Deden boyun eğen, “eyvallah” diyen bir grup değildir, o yüzden bu kadar geç gelebildik.

Akın: Burçak’a katılıyorum. Evet, Gezi Direnişi müzik dünyasını bir güzel silkeledi. Olayların müzisyenlerin yaratıcılığını tetiklediğini düşünüyorum.

Seattle mıntıkasını müzik dünyasının başköşesine yerleştiren Alice In Chains, Pearl Jam gibi gruplarla aranız fazlasıyla iyi. Peki bu grupların günümüzde neler yaptığını, nasıl şarkılar yazdıklarını hâlâ takip ediyor musunuz?

Akın: O grupları, ortaya ilk çıktıkları günden beri ilgi alanımda oldukları için takip ediyorum ama eski performanslarının uzağındalar. Alice In Chains’in Layne’li halini her zaman tercih etmekle birlikte hala sound’undan taviz vermeyen havaları ve hala çok iyi şarkılar yazmaları beni cezbediyor. Soundgarden’ın yeni albümü mükemmel. Deden’in favori 90’lar grubuysa Stone Temple Pilots. Konserlerimizde onlardan birkaç cover çalıyoruz. Foo Fighters’ı da grupça çok beğeniyoruz.

deden2

Albümde, Mavi Sakal’ı, daha doğrusu Mavi Sakal’la tanıdığımız Tibet Ağırtan’ın bestelerini ve şarkı söyleyişi hatırlatan anlar da kulağa çarpıyor. Sever misiniz Tibet Ağırtan rock’ını?

Burçak: Benzerliği bilemiyorum ama Tibet’in bazı şarkıları bazen çok keyif veriyor. Genellikle stüdyo halini değil de küçük kitlelere verdiği konserlerdeki halini beğeniyorum.

“O da bir rock star”

90’ların rock’ı kadar punk da Deden müziğinin önemli bir parçası… değil mi?

Burçak: Punk var bizde. Hem de öyle yarım zamanlı, gelip geçici bir punk değil… Bizim ‘mohawk’ ımız içimizde.

Yürü Gagarin” isimli bir şarkı var albümde. Yuri Gagarin sevdiğiniz bir kozmonot mudur? ‘Yürü Gagarin’in sözlerinden de hareketle hani şöyle oturup içilecek adam mıdır?

Burçak: Yoldaş Gagarin büyük adamdır. Çift kutuplu dünyada dahi her iki tarafın da saygısını, sevgisini kazanmış bir insandır. Kendisi ile gökyüzündeki büyük partide vodka yuvarlayacağımız zaman da gelecek elbet.

Akın: Severiz Yuri’yi. Basit bir kelime oyunuyla gelmişti parçanın adı aklıma. Belli bir hedefe odaklanmak yerine uzayda dolaşarak içmekten leyla olmuş bir adamın hikayesini anlatıyor. Ben çocukken, babamın akşam eve geç geleceği zamanlar telefonla arayıp “yatın uyuyun geç gelicem ben” demesini de çok cool bulurdum.

Hakan: O da bir rock star bence.

Albümden kliplenen ilk şarkı “Güneye Falan Git”. Haziran boyunca duvarları dolduran yazılar ve sloganları düşününce, şarkının grafitili klibi günü fazlasıyla iyi yakalıyor.

Levent: Klip Nisan ayında çekildi. Yönetmenliğini arkadaşımız Ömer Faruk Baydar (Montgomery) yaptı, kendisine buradan bir kez daha ‘eline ayağına sağlık’ diyorum.
Akın: “Güneye Falan Git” demo olarak kaydettiğimiz ilk parçadır. Bir performans videosu yapmak istedik ama bunu klasik şekilde, yani harabelerde, çayır çimende çalan grup şeklinde yapmak istemedik. Aynı dönemde grafiti kültürü ve Banksy’nin tavrını anlatan Exit Through The Gift Shop filmini izlemiştim. Fikrin doğmasında etkili oldu.

İstanbul’un Deden’in müziğindeki etkisi ne kadardır? Başka bir şehirde yaşıyor olsanız başka türlü bir müzik, başka bir hissiyat mı çıkardı ortaya?

Burçak: İstanbul insanı çok geren ve sıkıştıran bir şehir. Hele bizim gibi gündüz ofis hayatı, akşam rock’n’roll yaşamaya kodlanmışsanız gözünüzün yaşına zerre kadar bakmaz. Yemekleri yağlı, kadınları acımasız, içkisi bol ama pahalıdır. Neresinden tutsan elinde kalır, köhnedir. Böyle bir şehirden de ancak böyle bir müzik çıkıyor. Başka bir yere de gitsek bu şehrin pisliği bize işledi.

No comments

Leave a reply