RÖPORTAJ // “FİLMDE MÜZİK ÖN PLANA ÇIKMAMALI”

0 Posted by - 15 December 2014 - RÖPORTAJ

mtez“Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku” isimli film gösterime girdi. Filmde Erdal Beşikçioğlu’nu Behzat Ç.’den farklı, pek alışık olmadığınız bir karakteri, Arif’i canlandırırken göreceksiniz. Sezin Akbaşoğulları ise filme adını veren Müzeyyen karakterini canlandırıyor. Ne istediğini bilmeyen, hayalindeki kadını arayan adamlar, ne istediğini çok iyi biliyormuş gibi duran ama kafası karışık kadınlar… Böyle kafalar… Harun Tekin bu hikayenin müziklerini yapmaya soyunmuştu. Aynı adlı film müzikleri albümü Sony etiketiyle piyasaya çıktı. Buluşup sohbet etmek için güzel fırsat diye düşündük.

Oyuncularla şarkılar üzerinde tartıştınız mı?

harun-tekinGenellikle benim önerilerim üzerinden gittik. Erdal ve Sezin’le çekimler başlamadan önceki gün oturup konuştuk. Karakterlere onlar hayat vereceklerdi. Neler düşündüklerini öğrenmeye çalıştım. Erdal evime de uğradı, neler yaptığımı görmek istedi. Şarkılar üzerinde çalıştık.

Bu film Türk sinemasındaki “ilişki” hikayelerine bakışta ne gibi bir yenilik getiriyor sence?

Bu kadın pek “yeni Türkiye” kadını gibi değil. Ne istediğinden pek emin değil ama ne istemediğini bilen, ayakları üzerinde duran bir kadın. Cinsiyet rolleri muğlak. Yani kadın erkek gibi olabiliyor, erkek de kadın gibi davranabiliyor.

Kadın yeni Türkiye kadını değil ama biraz fazla 1995 yılı, eski Türkiye kadını değil mi bir yandan da? Yani çok bildik bir karakter değil mi?

Yaşadığımız çevre için tanıdık olabilir. Ama popüler sinemayı ve kitleleri düşününce çok da tanınan, bilinen, alışılmış karakterler değil. Kadın hanım hanımcık değil, erkek maço değil. Tabii ki bu hikayeler işlendi daha önce ama bugünkü TV dizilerinde karakterlere bakarsak maço erkek, hanım hanımcık kadın. En olmadı “erkek Fatma” var. Müzeyyen’in erkek yanı derken maçoluktan değil bağımsızlıktan, başına buyruk olmaktan söz ediyorum.
Bu karakterlerden güç alan bir film.

fakat müzeyyen bu derin bir tutku 2

“Sonuçtan memnunum”

Film günümüzde ama kapalı bir ortamda geçiyor. Gündem hiç yok. Sadece bir yerde “The Chapul Song” isimli şarkıyı koymuşsun. Neden bu şarkıyı tercih ettin?

Düğün sahnesine müzik arıyorduk. O şarkının müziği hoşumuza gitti. “The Chapul Song” sound’u yüzünden o sahnede. Gezi arıyorsak soundtrack’te, Meriva’nın kapanıştaki şarkısı “Hepberaberyalnız” tam bir Gezi şarkısı aslında. Sözleri özellikle. Gece’nin “Derbeder”inde de aynı his var.

“Müzeyyen”e nasıl düet yaptırdın?

Soundtrack ile birlikte bir klip şarkısı olmalıydı. “Muhteşem Bir Son” filmde olmayan, albümde olan bir şarkı. Hikayeyi filmdeki gibi iki karaktere kurdum. Düet olacaktı. Koray Candemir çok iyi bir şarkıcı. Sezin’in sesini duyunca şarkı söyleyebileceğini düşünmüştüm. Sonuçtan memnunum.

“Kendi zevkimi kattım”

Özelikle Erdal’ın oynadığı Arif karakterini çok iyi tanıyorum. Onunla kendimi özdeşleştiriyorum. Anlıyorum. Hatta biraz da “yazık ya” diye bakıyorum.

Hikaye aşk hikayesi ama izleyenler görecek ki bakış açısı farklı. Başka bir yönetmen çekse filmin çoğu yerinde ağlayabilirdik.

Bir filmde müziğin rolü yardımcı oyuncununki gibi olmalı. Öne çıkmamalı. Hatta bazı yerlerde hiç olmamalı. Kişisel olarak bu benim ilk film müziği çalışmam.

Arif bir roman yazarı ama aynı zamanda da DJ. Onun müzik zevkinin ne olabileceğine ben karar verdim. Şu anda çalsa neler çalardı diye düşündüm ve kendi zevkimi kattım.

arif ve müzeyyen

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply