RÖPORTAJ // LUXUS: DÜŞÜNDÜĞÜNÜ SÖYLEYEBİLİRSEN GÜZELLEŞİR HAYAT

0 Posted by - 03 January 2015 - RÖPORTAJ

Türler arası dolanmayı seven LuXuS’un son albümü “Hunim Başımda”, müzikal zenginliği kadar, kültürel çeşitliliğe kucak açıyor oluşuyla da kendini farklı kılıyor. Alper Bakıner’in kurduğu ve vokallerini üstlendiği LuXuS, klarnet ve vokalde Kamucan Yalçın, akordeon ve trompette Ozan Akgöz, gitarda Cem Kurt, bas gitarda Payam Ghaesemi ve davulda Burak Beyrek’ten oluşuyor.

LuXuS’un reggae’den dünya müziğine uzanan eklektik bir sedası var, nasıl oluşuyor bu sound?
Alper Bakıner: Öncelikle her enstrüman ve bileşenle her tür müziğin çıkabileceğine olan inançla başlıyor. Ben türler arası sınırları ülkeler arasındakilere benzetiyorum şahsen. Bütün zenginlikler var olmalı ama sınırlar kalkmalı artık. Biz değişik zamanlarda değişik enstrüman bileşenlerine sahip olduk. Mesela başta keman ağırlıktaydı, şimdiyse bakır üflemeliler. Başta perküsyonlar vardı, şimdi yok. Ama anlayışımız hep baki kaldı: Türler arasında dolaşacağız ve sevdiğimiz her sese temas edeceğiz.

Üretim süreçleri esnasında nelerden besleniyorsunuz? Neler ilham veriyor LuXuS’a?
A.B.: Hem ses hem de söz kaynaklarımız sınırsız. Sesle ilgili kısmı konuştuk zaten. Sözle ilgiliyse, ânlar çok mühim değer taşıyor. “Hunim Başımda”nın işaret fişeğini yakan böyle bir ândır mesela. 2012 yazında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yaptığımız konser çok vurucuydu. Uzun süredir üzerine kafa yorduğum bir kavram vardı: Münferit Hürriyet. Grup içinde de tartışıyorduk bunun üstüne. O konserden sonra kendi adıma bu biraz gereksizleşti sanki. Yani o kavram üstüne düşünmek. Çünkü en elle tutulur haliyle karşımızda sureti duruyordu. Bu albümün tohumu o gün atıldı diyebilirim. Dedik ki hunilerimiz başımızda olsun, paçalarımızdan aksın hürriyet.

LuXuS, fikir sahibi bir grup, suya sabuna dokunmayı seviyorsunuz. Sanatçıların ne ölçüde elini taşın altına sokması gerektiğini düşünüyorsunuz?
A.B.: Buna gereklilik üstünden bakmıyorum ben. Bir şeyi gerektiği için yapma fikrine hep karşı oldum. Bu fikirlere yine de sahip olup sözlerimde hiç bahsetmeyebilirdim de. Şarkı yazarı bu konuda kendini özgür hissetmeli. Bunlar bizim içimizden gelenler ve içimizden geldikleri için bas bas bağırıyoruz. Gerçek hayatta da her daim isyankârız.

Peki sessiz kalanlar? Susmayı tercih edenler onlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
A.B.: Dediğim gibi, gerçekten söyleyecek bir şeyi yoksa susmasında benim için bir beis yok. Can sıkıcı olan hayatın yalan yaşanması, korkuların galebe çalması falan. Yoksa herkes gerçekten düşündüğünü söyleyecek, düşünmediğini söylemeyecek. O vakit güzelleşiriz hep beraber.

“Hunim Başımda”nın kayıt süreci nerede ve nasıl gerçekleşti?
A.B.: Nihayet iki yıla yakındır sabit bir tonmaisterimiz var; Denizer Özveren. Daha önce bu konuda biraz talihsizdik. Onun Maslak’ta bir stüdyosu var 3k1a diye, kayıtları orada yaptık. Diğer süreçler ikinci albümdeki gibi: Miksler Kadıköy Harems’ten Efe Demiryoğuran, mastering’ler Capitol Records’dan Evren Göknar. Albüm öncesi aranjeler ise bizim Altıyol’daki izbe stüdyomuzda.

“Hunim Başımda” üçüncü stüdyo albümünüz, 2005’ten bu yana Luxus’ta neler değişti?
A.B.: Aslında değişmeyenleri saysam daha mantıklı. Bir-iki temel anlayış değişmedi mesela. Demin de sözünü ettiğim türler arası gezme anlayışı bunlardan biri. Bir de değişmeyen elemanlar var. Bunlar dışında çok şey değişti. Benim şarkı yazma anlayışım değişti bir kere. Daha naif şeyler kovalıyorum. Ve sadeleşmek her zaman en zorudur. Bu albüm beni en çok zorlayan albüm oldu bu yüzden.

luxus

“İsyan Şekeri”, Gezi döneminde mi yazıldı? O dönemde yazılmadıysa bile ilham kaynağı, Gezi mi?
A.B.: O şarkı İsyan’dan önce çıkmış bir fikrin İsyan eleğinden geçmiş hali oldu. Biz Gezi’de şarkı yazacak halde değildik hakikaten. Ben birkaç ay bu albümün şarkılarının yüzüne bile bakamadım. Sonra birinci yıldönümüne yakın şarkıyı bitirdim. Grupça karar verdik birinci yıl hediyesi yapalım diye. Demo kaydı niteliğinde bir versiyonu, kendi çektiğimiz İsyan fotoğrafları eşliğinde servis ettik. Albümdeki versiyon ise biraz daha farklı.

Metin-Kemal Kahraman kardeşlerin söylediği Metin Kahraman’a ait olan “Heso”yu yorumlamışsınız. Bu şarkıyı nasıl seçtiniz? Neden seçtiniz? Siz mi Türkçeleştirdiniz?
A.B.: Heso bizim dünyaya dair fikrimizin en elle tutulur halidir. Sürekli ‘Bıra Heso’ (kardeşim ayı) diyen bir köylücağızın başından geçenler… Dersim’de dedelerin torunlara anlatageldiği eski bir fablın Metin tarafından şarkı sözüne uyarlanmasıyla ortaya çıkmış. Dersim’de hayvanı, ağacı, taşı kardeş gören bir insani anlayışa dair çok güçlü bir kök var. Bu yüzden özeldir orası. Ve bize de en yakın anlayıştır. Dille ilgili ise tamamen Metin ve Kemal’e danışarak ilerledik.

Metin – Kemal Kahraman sizin için Anadolu müziğinde nerede duruyor, ne ifade ediyor?
A.B.: Yıllar önce bir gün, biraz çakır keyif kafayla eşe dosta atar yaptığımı hatırlıyorum. “Oğlum o sizin Kardeş Türkülerinizin kökü Metin Kahraman’dır” diye. Hâlâ şaka yollu anar dururuz. Metin ve Kemal çok zor zamanlarda, çok zor koşullarda müthiş bir iş çıkardılar. Biz de her daim şapka çıkarıyoruz onlara. Şimdi de yeni albümleri çıkmak üzere, sabırla bekliyoruz.

Bir de “Hür Doğdum”a kendinize has bir yorum getirmişsiniz, onu nasıl seçtiniz? Sahnede söylüyor muydunuz daha önce?
A.B.: Eskiden beri aklımdaydı o şarkı. Yaz ortasında gruba önerdim. Zira bu albümün içinde önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum ve benim şarkılarım o yeri dolduramazdı. Ama bu yeri doldurabilmesi için sözlerini değiştirmem gerektiğini de düşünüyordum. Kaydına başlamadan hemen önce yeni sözleri yazdım. Yaz turnesinde şarkının geldiği yeri görmek için birkaç deneme sürüşü yaptık ama sahneye asıl dahil oluşu albümün çıkışıyla beraber oldu.

Albümün kartonet tasarımı kime ait? Kapak resmi ve cd üzerine basılan resim kimin işi?
A.B.: Kapak resmi Elif Yemenici’nin. Onunla o Eskişehir’de yaşıyorken tanıştık. Oradaki bir konserimize geldi. Sağlam bir LuXuS seveniymiş; ki öncesinden birkaç kez mail’leşmiştik. Geçen yıl İstanbul’a yerleşti. Bu da benim işime geldi tabii. Böylece taksiye atlayıp yanına varabileceğim, derdimizi anlatabileceğim mesafeye gelmiş oldu. Kartonetteki geri kalan bütün yazı ve resimler, cd üzeri bezeme dahil, bizim Kamucan’a ait. Bu konudaki teknik desteğiyse, sevdiğimiz iki arkadaşımız Nazlı Tarcan ve Merve Yapıcı’dan aldı.

En yakın konseriniz ne zaman nerede?
A.B.: Ocak ayında Eskişehir, Antalya, Taksim Hard Rock ve yine. Kadıköy Sahne konserlerimiz var. Bunlar facebook sayfamızdan ve web sitemizden rahatlıkla takip edilebilir.

*Berk Sayan’ın bu röportajı 2 Ocak 2015 tarihli BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

No comments

Leave a reply