RÖPORTAJ // PICKPOCKET: “Ayaklarımız Yere Basıyor”

0 Posted by - 23 May 2013 - RÖPORTAJ

Müziklerini ilk kez 2003’te, ülkemizin hatrı sayılır müzik yarışmalarından Roxy Müzik Günlerinde birinci olarak meraklı kulaklara ulaştırmıştı İstanbullu Pickpocket. Ardından 2008’de ilk albümleri ‘Hayalle Gerçek Arasında’yı çıkardılar. Mayıs başında yeni albümleri ‘Uyan’ın ilk konserini veren beşliden Onur ve Kaan’la konuştuk.

Grubun yaptığı tür için alternatif metal diyerek işin içinden kolayca sıyrılabiliriz, ama ya kolayca sıyrılmak istemezsek, o zaman nasıl bir tanım getirmeliyiz Pickpocket’ın müziği için?
Aslında müziğimizi bir kalıp altına sokmakta biz de çok zorlanıyoruz. Çok farklı tarzlarda müzikler dinliyoruz. Bu da şarkılarımızı oluştururken bizi etkiliyor tabii. İçinde metalcore, alternatif metal, hardcore gibi tarzlardan tınılar duyabileceğiniz şarkılarımız olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

“Şikâyet ediyor ancak eylemde bulunmuyoruz”

‘Uyan’ı bir nevi kalk borusu olarak düşünürsek, kimleri uyandırmak niyetinde Pickpocket? Kimleri neye uyandırmak?
Aslında bunu tek bir noktaya bağlamak çok büyük bir hata olur. Yaşadığımız çevre çok hızlı gelişip çok hızlı değişiklik gösteren bir çevre. Etrafımızda onlarca olay gerçekleşirken biz tepkisiz kalabiliyoruz. Görüyor ama konuşmuyoruz, şikâyet ediyor ancak eylemde bulunmuyoruz. Kısacası uyuyoruz ve rüya gördüğümüzü zannediyoruz. Fikirlerimizi ve düşüncelerimizi ifade etmekte zorlanıyoruz ya da susmayı tercih ediyoruz. Bizim için kendimizi şarkılarımızda ifade edebilmek çok önemli. Bu yüzden yattığımız yerden kalkıp etrafımıza daha dikkatli bakmalıyız.

Şarkılardaki bu ‘uyandırma’ isteğinin yanında, boşvermek, kafaya takmamakla alakalı sözler de işitiyoruz. Özellikle bir arada bulunmasını istediğiniz iki farklı ruh hali mi bu?
Özellikle istediğimiz bir şey değil. Ama zaman zaman içinde bulunduğumuz psikolojiyi de gösteren bir şey diyebiliriz. Bahsettiğiniz kafaya takmama hali aslında kendimizle ilgili, bireysel bir durum. ‘Uyandırma’ isteğimizse daha sosyal, genele hitap etme biçimimiz. Sonuç olarak toplumsal olaylar dışında bireysel olarak da yaşadığımız acılar ya da mutluluklar oluyor. Sözlerimizde bu şekilde işliyoruz.

“Albüm bir etiket”

Albümün CD formatında çizgi romanları aratmayacak çizimlerle desteklenmiş kalınca bir kitapçık var. İtinayla hazırlandığı her halinden belli. Peki, mp3’ler ve sosyal ağlarda paylaşılan linklere sırtını dayamış modern müzik dinleme alışkanlıkları(mız) karşısında böylesi itinayla hazırlanmış bir çalışmanın hakkının yeneceğinden hiç korkmuyor musunuz?
Aslında bu tartışmayı kendi aramızda da fazlasıyla yaptık. Dinleyiciler artık albüm almak yerine dijital ortamda şarkıları bulmayı tercih ediyor, bunun bizde farkındayız. Müzisyenler içinse albüm bir etiket anlamına geliyor. Ve ne tarzda olursa olsun bizim gibi müzisyenler, bu etiketi olabildiğince güzel göstermek istiyor.Muratay(Özkan) kapağı çizdi, Kaan tasarımını yaptı, ben deklibin prodüksiyonunu üstlendim. Bu albüm sürecinde “Bu sefer elimizi taşın altına sokmalıyız” düşüncesinin bir uzantısı da oldu diyebiliriz aslında.

İngilizce isme sahip olmasına rağmen Türkçe müzik yapıyor olmanız dezavantaj değil mi?
Bunu ‘Hayalle Gerçek Arasında’yı çıkarmadan önce çok fazla düşündük. Türkçe sözlerle müzik yapıyoruz ama ismimiz İngilizce… Yeni isim arayışına girdik, dinleyicilerimize sorduk ama baktık ki bizi herkes Pickpocket olarak seviyor, bizde o zaman bu şekilde devam edelim dedik.

İlk albümden bu yana -ki öncesinde de gayet aktifti Pickpocket, hatırlayanlar mutlaka vardır- geçen 5 yıl neleri değiştirdi grupta, neleri alıp götürdü, yerine neleri getirdi?
İkinci albümü, ilk albümün aksine daha kısa bir süre içinde hazırladık. Bu da albümdeki şarkıların ilk albümün aksine birbirine daha yakın tarzda şarkılar olmasını sağladı. İlk albümün bizim açımızdan tek negatif yanı buydu; birbirinden farklı tarzda birçok şarkıdan oluşuyordu. Bu albüm ise daha karakterli, daha bütünlüklü ve daha ‘oturaklı’ bir albüm oldu.Bunun dışında bizim için pek bir değişiklik olmadı. Biz aynıyız, hala ayaklarımız yere basıyor.

Türkiye’ye gelen yabancı müzisyenlere, ülkemizi nasıl buldunuz gibi sorular sorulur , bir nevi gelenektir. Biz bir değişiklik yapalım, o soruyu size soralım. Ülkemizi nasıl buldunuz?
Ülkemiz ‘ekstrem’ müziklerin icrası açısından oldukça zorlu şartlarla donatılmış bir arena. Hedef kitlenin geniş olmaması, organizasyon sayılarının azlığı, maddi ve manevi anlamda çok fazla fedakârlık gerektiriyor. Ama tüm bunlara rağmen çok fazla keyif aldığımız bir şey müzik yapmak. Tabii, bu işlere yeni yeni başlayan arkadaşlar sakın bu negatif şeyleri düşünmesinler, sadece zevk aldıkları işe konsantre olsunlar.

No comments

Leave a reply