RÖPORTAJ // Reptilians From Andromeda: Katıksız punk ruhu ve köklere dönüş

2 Posted by - 04 July 2016 - RÖPORTAJ

Tolga Özbey’i tanıyan tanır, Türkiye’de punk müzik ve gitar deyince ilk akla gelen isimlerden biri o. Rashit’in eski gitaristi desek daha kolay hatırlarsınız. Tolga ve Aybike (Çelik Özbey), bir süredir evde müzik yapıyorlar. Reptilians From Andromeda adını verdikleri bir grup kurdular. Görsellerinden bestesine tamamı onların elinden çıkan, evde ürettikleri işlerini dijital ve fiziki olarak servis ediyorlar. Bir süre önce müziklerini sahneye taşımak istediklerine karar verip, sacın ayağını Taylan Turan’ın katılımıyla tamamladılar. Bas gitarda ise Merve Ertuğrul eşlik ediyor onlara.

Kendi isimlerini taşıyan ilk EP’leri kaset formatında Amerikalı şirket Dead Plant Records etiketiyle, “Jungle Highness” adlı kısaçalar ise Subruckus Collective’den yayınlandı. Amerikalı bir başka şirket Spirit Goth, iki ayrı EP’lerini dijital ve cd formatında yayınladı. Reptilians From Andromeda’nın elinden çıkan son kayıt “Sonic Rabbit Hole” ise İngiliz Small Bear Records etiketiyle piyasaya çıktı. İkili sohbet etmek için Moda’da buluştuğumuzda yanlarında bu albümü ve Reptilians From Andromeda etiketli, yine kendi üretimleri olan ev yapımı şaraptan getirmişlerdi. Biz sorduk, onlar cevapladı. Reptilians From Andromeda’yı neden ve nasıl bir köklere dönüş operasyonu olarak tanımladıklarını anlattılar.

Ekibi sahnede görmek isterseniz şimdilik en yakın konser 10 Eylül Tight Aggressive’in birinci yıl kutlamasında sahne alacaklar.

>>Nasıl başladı Reptilians From Andromeda?

Tolga Özbey: Rashit 2013’te bitti, biz o zamandan beri, Aybike’yle kayıt yapıyorduk ve Solar Chaos diye bir grubumuz vardı. Daha çok enstrümantal ve video kolaj üzerinden ilerliyorduk.O isimle Kanadalı bir plak şirketinden bir albüm yayınladık. Sonrasında Aybike şarkı sözü yazmaya başladı. O şarkıları Soundcloud’a yükledik ve adımızı Reptilians From Andromeda olarak değiştirdik. Birkaç EP çıkardıktan ve beğenildiğini gördükten sonra bunu canlı kanlı bir gruba çevirelim istedik. Çünkü konser teklifleri gelmeye başlamıştı. Davulcu kim olabilir derken, aklıma Taylan (Turan) geldi. Ben daha aramadan Taylan mesaj attı, eğer davulcu ararsanız ben çalarım, çok beğendim diye.

>>Nasıl bir bakış açısıyla üretiyorsunuz peki?

Tolga Özbey: Bu gruptaki olayımız sanırım, hepimiz müzik dinlemeyi seviyoruz ve oturup saatlerce bir masa etrafında müzik hakkında konuşmaktan keyif alacak insanlarız. Çünkü olay sadece çalmaktan ve notalardan ibaret değil. Müzik sound’u bilmiyor çoğu insan. Her sound’un belirli özellikleri var. Bazı şeyleri yapmaman bile gerekebiliyor. Enstrümanını daha iyi çalıyor olabilirsin ama o kadar da çalmaman gerekir. Estetiğin dışına çıkarsın. Reptilians From Andromeda’da tarzımızı, sound’umuzu koruyalım istedik. Benim için köklere dönüş gibi oldu.

>>Daha çiğ bir sound’u var değil mi Reptilians’ın?

Tolga Özbey: Kendi kayıtlarımızı kendimiz yapıyoruz ondan kaynaklanıyor. Prodüksiyon ve stüdyo işlerine girmek istemiyoruz. Evdeki imkanlarla lo-fi yapıyoruz. Bim’den hoparlör alıyoruz, ya da eski makara banda kaydediyoruz, lo-fi olan hiçbir şeyden kısmıyor gibiyiz.

>>Bunu özellikle tercih ediyorsunuz değil mi?

Tolga Özbey: Evet bu bir tercih. 1960’larda şimdi sahip olduğumuz imkanlar yoktu ama öyle albümler yapılmış ki hala sabahtan akşama kadar dinliyoruz. Çok da bir önemi yok yani kaydın pürüzsüz olmasının.

Aybike Çelik Özbey: Şu an müzik çok temiz gibi geliyor bize. Sözler fazlasıyla ön planda. Sadece söz var hatta.

Tolga Özbey: Yeni kayıtlar fazla auto-tune’lu, rock kayıtları bile. Gerçi onun da sevdiğimiz tarafları var, yok değil. Evde Kanye West de ne yapıyor diye baktığımız oluyor duruma göre. Karşı durmalıyız biz buna gibi bir derdimiz yok. Sadece bizim içinde olmak istediğimiz durum bu değil. Biz bildiğin pop olabilecek bir şarkının altına hususi olarak gürültü koyuyoruz çünkü. Gitar feedback’i kaydediyoruz bunun için.

>>Kayıttan müzisyen seçimine kadar Reptilians ciddi bir duruş ve estetik kaygısı taşıyor diyebilir miyiz?

Aybike Çelik Özbey: Aslında kaygıyı taşımadan bunu beceriyoruz desek daha doğru.

Tolga Özbey: Bizim içinde bulunduğumuz işin bu şekilde olması gerektiğine inanıyoruz. Kaydından görsellerine kadar. Diğer türlü görünmek istemiyoruz. Ben bir dönem onu yaşadım, kendi iç dünyanda sıkıntı yaşamaya başlıyorsun bir süre sonra.

>>Birlikte müzik yapmanın dışında başka marifetleriniz de var. Organik şarap yapıyorsunuz. Nasıl başladınız bu işe?


Tolga Özbey: Aybike’yle tanıştığımız zaman ikimizin de ailesinin bağcılıkla uğraştığını fark ettik. İkimiz de bu işlerin içine girmeyi düşünmemiştik aslında. Evlenince biraz maddi kazanç sağlamak gerekiyor. Biz de bunu icat ettik ve bize müzik yapmamız konusunda vakit tanıyor. İşle ilgili en büyük sıkıntı o bizim için. Yapmak istediklerimizi yapamıyoruz ve tıkanıklık yaratıyor. Grafiker olarak da çalıştım daha önce, o zaman da tüm ömrünü senden alıyorlar ve karşılığında iki kuruş veriyorlar. Tercih yapman gerekli. Sonunda yine döndüm dolaştım, fazla vaktim olsun yapmak istediklerime odaklanayım dedim. Genelde arkadaşlarımın çoğu reklam sektöründeler, herkes çalışmak zorunda anlıyorum, ama aslında olup biten şey, tüm yaratıcılıklarının alınması, emeklerinin sömürülmesi, enerjilerinin tüketilmesi ve sonra onların ortada bırakılıp başka insanların işe alınmasından ibaret. Çok az insan var ki, gerçekten sevdiği işi yapıyor. Benim sonunda geldiğim nokta, her şeyi yıkmak ve sıfırdan yapmak oldu. Gençliğime baktım bir de şimdiye, ne yapıyorum ben dedim kendi kendime. Politik duruşumda vs. bir değişiklik tabii ki yoktu ancak hayatta kalmak için verdiğim tavizler artmıştı. Bunları veriyorum ama karşılığında ne görüyorum demeye başladım. Örneğin Rashit’le ilk albümümüzü Kod Müzik’ten yayınladık, sonra Ada müzik, sonra Sony, araya başka plak şirketleri girdi derken tekrar Ada’ya döndük ama ben hiçbir zaman Kod Müzik’te hep birlikte olduğumuz günlerin tadını bir daha alamadım. Hiçbir zaman da geri dönebileceğini sanmıyorum o ruhun, o daha başka bir şeydi, kendi kendine olan bir şeydi.

>>Plak şirketleri yaptığınız işe karışıyor muydu? Ya da baskının getirdiği bir otosansür oluyor muydu?

Tolga Özbey: Hayır, ama müziğin evrimi gereği, işler saldırgan tavrından uzaklaştı diyebiliriz. Ben kendi adıma yazdığım zaman da direkt saldırganlığı tercih etmiyorum, onun gençliğin verdiği duygularla alakası vardı. Zaman içerisinde hem sözlerde hem müzikte yumuşamayı buna bağlıyorum. Gençken insan bunu kabul etmiyor, ben uzun süre direndim buna, 30’larıma kadar. Kendi içimde de bir şeyler kırıldı. Hayat sadece saldırmakla geçebilecek bir hayat değil, onu da gördüm sanırım. O enerjiye de yazık. Kendine verdiğin zarara dönüşüyor, çünkü artık saldıracak bir şey kalmıyor ve kendine dönüyor oklar. Ben bu sebepten çok uzun yıllar kaybettiğimi düşünüyorum. İnsan değişiyor, buna direnmek bence asıl yanlış olan. Hayatta yapmak istediğini yapmaktan vazgeçmeden, stratejik ödünler vermek lazım sadece.

>>Siz de şarkılarınızı ilk olarak internet üzerinden paylaştınız. Neler dersiniz, müziğe ulaşımın/paylaşımın geldiği nokta hakkında?

Tolga Özbey: Albüm dinleme mantığı kayboldu, bu benim için çok zor bir şey. Ben oturup şarkı şarkı dinlemeyi seven bir insan değilim. Her albümün kendine has bir konsepti olmalı, o konsept dahilinde yazılan şarkıları ben bir hikaye gibi dinleyebilmeliyim. Bu ortadan kalkınca, single mantığına dönünce de takip etme isteği ortadan kalktı. Olay biraz “video paylaşma” işine döndü ve herkes bir şeyler paylaşıyor. Bu ortamda gerçek olanı bulmak oldukça zorlaştı, kaybolup gidiyor çünkü. İnternet başlangıçta büyük bir özgürlük getirdi, evet müziğini kendin yapıp paylaşabiliyorsun ama havuz o kadar derinleşti ki, bir şey aramaya çıktığında boğuluyorsun. Yine işin içine kapital girdi ve arada kaynamamak için parayla tanıtım yapmak zorunda kalıyor insanlar. Bunlar bir yana, bizim için ise şanslı gelişti, sadece arkadaşlar dinlesin diye koyduğumuz şey, bir yerlere ulaştı.

Aybike Çelik Özbey: Bir de internetin müziğe hak ettiği değeri verdiği de söylenemez. Rihanna’nın bir şarkısına playback yapan iki kız, müzik yapan iyi veya kötü kendisi üreten insanlardan daha fazla beğeni alıyorlar.

No comments

Leave a reply