RÖPORTAJ // SOAKED: “ARTIK NEŞELİ, SADE VE DAHA DUYGUSAL MÜZİK YAPIYORUZ”

0 Posted by - 13 January 2015 - RÖPORTAJ

Synth ağırlıklı üretimler sunan Soaked‘u ilk albümü “Wanted” ile tanımıştık. Grubun kurucusu Balamir Nazlıca ve ekibin geri kalanı ile o dönemlerde bir söyleşi gerçekleştirmiştik. Balamir, Amerika’ya taşındı. Bu sebeple Soaked grup formundan çıktı, ancak üretim devam ediyor. İlk albüm “Aftermath”in ardından synth-pop’a daha yakın duran “Wanted” Balamir yurt dışındayken hazırlandı. Besteler Türkiye’den müzisyenlerin desteği alınarak nihai haline getirildi. Kapıda ise “Unconcealment” isimli şimdilik sır gibi saklanan yeni proje var. Yurt dışına gidişinden başlayarak Soaked’un evrimini, girdiği yeni yolu Balamir Nazlıca ile konuştuk.

Selam Balamir neler yapıyorsun? Bildiğim kadarıyla yurtdışına taşındın, neden ve nasıl gerçekleşti bu süreç?
Geçtiğimiz yıl eşim ve kızım ile beraber yurt dışına uzandık. Yıllardır gitmek aklımızdaydı. Eşimin yabancı olması konuyu ayrı bir yerden sürüklüyordu. Hayatımın gelişimi ve eğitimim sebebiyle kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum. Dalından kopmuş bir yaprak gibiyim. Belli dönemlerde hareket tanrısı kapımı çalar. Sürekli çalıyordu son zamanlarda, ben de oyalıyordum. Sonra kızım Ela doğdu ve değişim gücü sağladı. Türkiye’deki gelişmeler de artık şok edici bir boyuta geldi. Açıkçası her ne kadar son 10 yılda ülkemizin gidişatı kötüye de gitse, gündelik hayatımız güzeldi. Her zaman söylerim İstanbul gibisi yok, ama İstanbul, İstanbul değil ki artık! Gezi Parkı’nda umutlandım, fakat Türkiye’nin yozlaşmış kültürünün sağladığı hayal kırıklığının etkisi ve hareket tanrısının kapıma dayanması ile, bir yandan da kızımı düşününce kendimizi yurt dışında bulduk.

Hayatındaki bu büyük değişikliğin müziğine nasıl yansıdığını düşünüyorsun?
Kızımın doğumu bana umut verdi. İlk albümü dinleyenler bilir, “Atermath” tadı çok lezzetlidir ama zor ve iddialı bir albümdür. “Wanted” çok daha neşeli, sade, ritmik ve duygusal yoğunluğu tam olan bir albüm. Daha neşeli ve daha sade düşünmeye başladım. Biraz trajedi tarafı ağır basan bir adamım aslında. Favori yazarlarım Heidegger ve Nietzsche olunca sonuç doğal. Nietzsche çok istemesine rağmen hiçbir zaman ailesi olmadı. Olsaydı bence farklı bir yazar olurdu. Ela olmasaydı Soaked’un müzik kariyeri çok farklı ilerlerdi. Yeteri kadar kompleks olup karanlık tarafımıza hitap eden gruplar ve formatlar var. Ben güneşe doğru gidiyorum. Oradan yıldızlara açılacağım.

Artık Soaked tek kişilik bir proje haline mi geldi?
Evet, böyle olmak zorunda. Her şey doğal akışında ilerliyor. Bruce Lee’nin dediği gibi su olmayı öğreniyoruz!

Kayıtlarda çeşitli insanların desteğini görüyoruz. Nasıl kuruyorsun iletişimi?
Soaked grup olarak ilerlemiyor artık ama yine çok yetenekli insanların katkısı ile oluşuyor. Her zaman söylerim iyi işler hiçbir zaman bireysel işler değildir. Burak Irmak, Emir Celt, Burçak Daldal ve Mert Aksuna gibi alanında son derece yetkin ve kelimenin tam anlamıyla şahane müzisyenlerle çalıştım. Bu adamlar işlerini bilmekle kalmıyor enstrümanları ile yaşıyor.

Synth senin müziğinde hep yer turuyordu ancak önceki şarkıların köşeleri daha belirgin işlerdi sanki. Bu kez synth-pop sularında dolanan bir işle karşımızdasın. Yanılıyor muyum?
Tüm albüm tam anlamıyla synth pop! Neticede 80’lerde büyümüş bir adam olarak synthesizer sevmemek mümkün değil. Günümüz enstrümanları ve müzik olgusu, sonik yelpazesi açısından bence müthiş bir dönem geçiriyor. Yaratamayacağınız ses yok! Ben de besteleri ve “Wanted” dünyasını yaratırken bunu düşünerek yaptım. Ses dizayn açısından müthiş melodiler ve imzalar var. Elektronik davuldan kopup akustik davula geçmek büyük bir yol ayrımı oldu bir önceki albümden. Bora’nın tabiri ile Vitamin D’si bol olan bir albüm yapmak istedim! “Aftermath” albümü hayatımdaki en önemli albüm ve her zaman öyle olacak. “Wanted”ı bir sonraki dönemin, yeni geleceğin sesi gibi düşünebiliriz. Bir sanatçı olarak en büyük korkum kendimi tekrarlamak. “Wanted” o anlamda yepyeni bir bakış. Tabii “Aftermath” hayranlarını üzmeyecek şekilde sinematik synth pop tarzında şarkılar da var. Albümden “We Were Young”, “Deviation” ve “Nothing has Changed” onlara tavsiyem.

“Baby Get Out”a hazırlanan klibi de sen çekmişsin, yönetmenlikle ilişkin ne boyutta?
Aslında sanat ile ilişkim görsel ile başladı. Soaked’u yaratırken de hiçbir zaman görseler müzikten geri kalmayacak şekilde tasarladım. Fotoğraflarımız, videolarımız ve tasarımlarımızla tebrik mesajları aldık. Bugüne kadar farklı yönetmenler ve fotoğrafçılar ile çalışmıştım. Bütçe kısılınca kendin yapmak durumundasın. Yıllar önce bir konferansa gitmiştim. Steve Wozniak konuşmacıydı. Bir cümlesi hiç aklımdan çıkmaz: “İhtiyaç yeteneğin doğumunu sağlar” Bende de öyle oldu diyebilirim. En son, şans eseri Amerika’dan bir start up firması için reality show ayarında bir kısa demo çektim. Yakın zamanda yayınlanacak. İtalyan sanatçı Francesco Albano için kısa bir film çektim. Pozitif bir geri dönüş aldık. Onun gazı ile iki Kanadalı aktörle (Gaelle Cuong ve Nicholas Muraton) buluşup “Baby Get Out” için klip çektim. Oradan gelen geri dönüş de çok iyi. Şu anda diğer klipleri hazırlıyorum ve Soaked yeniden değişiyor. “Wanted” albüm formatında son çalışmam diyebilirim. Yeni bir dönem başlıyor ve bu döneme ayak uydurmak için değişmemiz şart.

Soaked için yakın gelecekte neler var?
“Unconcealment” var! Soakedmusic.com sitesinden ilk ipucunu izleyebilirsiniz! Da da da daaannnn 🙂

No comments

Leave a reply