“Türkiye’ye tekrar gelmek için gün sayıyorum”

0 Posted by - 30 October 2012 - RÖPORTAJ

Önce, 90’ların ikinci yarısına tekabül eden günlerde, melankolik mizaçlı ‘metal’ik şarkılar eşliğinde The Gathering ile tanıdık Anneke Van Giersbergen’i. The Gathering defterini kapatıp yeni sulara yelken açtığında da peşini bırakmadık. O da bizi hiç ihmal etmedi, düzenli olarak turne programına Türkiye’yi de dahil etti. Şimdi bir kez daha geliyor.

31 Ekim Ankara, 1 Kasım İstanbul konserleri öncesi Anneke’ye Hayko Cepkin’i, Mehmet Turgut’u sorduk, ‘rockçı’ bir anne olmaktan bahsettik, araya mp3 çağına dair birkaç soruyu sıkıştırmadan da geçmedik.

Daha önce pek çok defa Türkiye’de konserler verdiniz, buradaki dinleyicinizi gayet iyi tanıyorsunuz. Onlar da bir Anneke Van Giersbergen konserinden neler bekleyeceklerini üç aşağı beş yukarı biliyorlar. Peki, bu defa neler farklı olacak, herhangi bir sürpriz bekliyor mu bizi?
Son albüm ‘Everything Is Changing’i de beraber kaydettiğim yeni grubumla ilk gelişimiz olacak. Birlikte çalmaktan çok keyif aldığım müzisyenler, muhtemelen bir sonraki albümümü de beraber kaydeceğiz. En büyük fark bu olacak. Bir de tabii daha önceki konserlerimizden farklı bir set çalacağız, son albümden şarkılar ve klasiklerden oluşacak.

Daha önceki ziyaretlerinizden aklınızda neler kaldı?
Türkiye’ye gelmeyi seviyorum. Yemeklerinize bayılıyorum. Daha önceki ziyaretlerimde çok değerli dostlar edindim ülkenizde. Müziğinizi sevdiğimi söylemeliyim. Kısacası, bu ay sonunda Türkiye’ye tekrar gelmek için gün sayıyorum!

Bu geliş-gidişlerinizin birinde Hayko Cepkin’le de aynı sahneyi paylaşmıştınız, bu işbirliği daha sonra da devam etti mi?
Evet. Şimdiden Hollanda’da verdiği iki konserde sahnede eşlik ettim bile Hayko’ya. Harika biri. Şarkı söyleyiş biçimine bayılıyorum. Benim alışık olduğum, söylediğim biçimden epey farklı. Bir gün mutlaka ondan böyle söyleyebilmeyi öğrenmek isterim.

Mehmet Turgut’la da çalışmıştınız değil mi?
Onunla çekim yapmıştık, evet. Müthiş bir fotoğrafçı, çalışmalarına hayranım. Hatta konser albümüm ‘Live In Europe’un kapağında onun çektiği bir fotoğrafı kullandık.

7 yaşında bir oğlunuz var. Onun müzikle, müzisyen bir anne-babaya sahip olmakla arası nasıl?
Geçen mayısta çıktığımız turnede o da yanımızdaydı. Hepimiz için gayet hoş bir deneyimdi. Müzikle arası çok iyi, çok da iyi şarkı söylüyor ama tutkuyla ilgilendiği şey resim yapmak. İleride ne olur bilemiyorum tabii, ama şu anda resim yapmak onun için müzikten çok daha önemli. Sanat ve yaratıcılık dünyayı daha iyi bir yer yapıyor. Oğlumun da bu konulara ilgi duymasını sonuna kadar destekliyorum. Anlayacağınız, kağıdını, kalemini kesinlikle eksik etmiyorum.

Bir aile kurmak, anne olmak bir taraftan da müziğe devam edebilmek. Gayet iyi gidiyor gibi görünüyor. Var mı bizle paylaşmak istediğiniz bir ‘işin sırrı’?
Yapmaktan keyif aldığın şeyleri yapmayı sürdürdüğün sürece bir şekilde her şey yoluna giriyor. Çocuğunuz olduğunda rüyalarınızdan vazgeçmeniz gerektiğine inanmıyorum. Çünkü her çocuk mutlu bir anne-baba ister. Keyifle yaptığınız işinizden vazgeçmek ona yapılacak en büyük kötülük olur. Tabii ki oğlumdan uzak kalmak hiç ama hiç hoşuma gitmiyor. Ama müzik de hayatımın bir parçası ve neyse ki şimdiye dek küçük ailemizde her şey yolunda gitti.

Tipik bir Anneke günü nasıl bir şey peki?
Turnede değilsem her günüm bir diğerinden farklı geçiyor diyebilirim. Yığınla şeyle ilgileniyorum, farklı insanlarla çalışıyorum. Oğlum doğmadan önce hayatıma düzensizlik hakimdi. Şimdiyse tam dengeye oturdu diyebilirim. Ama eğer turnedeysem mümkünse gittiğim şehirlerde biraz etrafı geziyorum, ardından belki birkaç röportaj. Devamını tahmin edersiniz; konser öncesi kontroller, akşam yemeği, konser ve uyku. Sonra başka bir şehirde aynı sırayla, aynı şeyler.

Yeni müziklere nasıl ulaşıyorsunuz? Mp3’ler mi yoksa hala CD ya da plak alıyor musunuz?
Müzisyen dostlarım sağ olsun hala elime yeni CD’ler geçiyor. Ama ben yeni bir şeyler dinlemek istediğimde daha çok iTunes’tan alışveriş yapıyorum. Bir de Spotify üzerinden de epey müzik dinlediğimi söylemeliyim.

Kimleri dinliyorsunuz bu aralar?
Mastodon dinliyorum sürekli. İtiraf ediyorum, son albümlerini duyana kadar onlarla pek ilgilenmemiştim. Düzenli olarak dinleyip durduğum, yanımdan hiç eksik etmediğim iki grup var şu sıralar, Queens Of The Stone Age ve Deftones. Bunların dışında yeni kaydettiğimiz demolar, herhangi bir başka sanatçıyla yapacağım düet için çalışmam gereken şarkılar gibi ‘iş icabı’ dinlediğim şeyler var.

Hazır lafı geçmişken sormamak olmaz, kimle düet yapmak isterdiniz? Var mı böyle bir listeniz?
Sevdiğim erkek vokallerden biriyle isterdim. Mesela Tool’dan Maynard James Keenan’la. Serj Tankian da olabilirdi. Tabii, Mike Patton ya da Chino Moreno (Deftones) ile bir düete de kesinlikle hayır demezdim!

Peki, mp3’lerin tüm müzik dinleme alışkanlığımızı değiştirmesi, albüm formatının yavaş yavaş anlamını yitirmesi hakkında ne düşünüyorsun? Artık insanlar, mesela, 20 yıl önceki gibi dinlemiyorlar mı müziği?
Sanırım bir albümü baştan sona dinleme alışkanlığı kaybolup gitmek üzere. Birbirine bağlı, bütünlük arz eden 10-12 şarkılık albümler daha ne kadar var olacak gerçekten bilmiyorum. Ama bir taraftan da hala 60’lı, 70’li yıllara ait enstrümanlar kullanıyoruz, gitarlar, davullar… İnternet üzerinden, her yerden ulaşabildiğiniz ve yüksek kaliteye sahip dinleme yöntemlerine yenileri eklendikçe albümler kaydedilmeye devam edecek. Belki de, henüz nasıl olacağını kestiremediğimiz biçimlerde. Heyecan verici olduğu kadar garip de bir süreç açıkçası.

20 yıl öncesiyle bugünkü müzik dünyasını kıyasladığınızda başka neler değişti sizce?
Eskiden yeni albümünüzü tanıtmak için konserler verirdiniz, şimdi ise turneye çıkabilmek için albüm kaydediyorsunuz. Hayatınızı konserlerle kazanmak durumundasınız.

Ufukta yeni bir albüm var mı?
Şimdiden yeni şarkılar üzerinde çalışmaya başladım, evet. 2013 bitmeden yeni bir albüm kaydetmek istiyorum.

Bu sorudan sıkılmışsınızdır belki ama ben yine de şansımı deneyip sorayım, eski grubun The Gathering’le tekrar bir araya gelme ihtimali var mı?
Eski grubumdan kimseyle konuşmuyoruz desem? Gayet üzücü bir durum bu ama ne yapalım. Eski bir sevgili gibi The Gathering, birlikte geçirilen zamanlar gülümseyerek anımsanıyor ama hayat da devam ediyor.

Röportaj biter bitmez ne yapacağınızı da sorarak noktayı koyalım isterseniz?
Yemek yapacağım! Çok yakında görüşmek üzere Türkiye!

Akşam gazetesinin 27 Ekim tarihli Cumartesi ekinden.

No comments

Leave a reply