‘TARANTİNO MÜZİĞİ’NİN 5 KISTASI

0 Posted by - 10 February 2013 - SEVDİĞİMİZ ŞEYLER

Bir müzik türü olarak ‘Tarantino müziği’nden rahatlıkla bahsedebiliyoruz. Bir Quentin Tarantino filmi demek, uzun zamandır dinlemediğimiz bir şarkıya yeni bir anlam yüklenmiş halde bulmak, unutulmuş bir popüler şarkıyı tekrar kıymete binmiş halde görmek ya da en basitinden sinema perdesine yansımış yepyeni müzikal keşifler demek.

Hal böyleyken, e hazır Django Unchained de gösterimdeyken Tarantino’nun filmlerindeki şarkı (ya da müzik diyelim) seçimlerine dair biraz fikir yürütüp, hangi kıstaslara göre seçildiklerini beş başlık altında toplasak mesela.

Ters köşeye yatırabiliyorsa
Filmlerinin o kendine özgü kurgusu ve yarattığı nevi şahsına münhasır karakterlerle sinema izleyicisini şaşırtmaktaki maharetini, işittiğiniz sahneyle oluşturduğu tezatlıkla sizi ters köşeye yatıran şarkıları seçmekten de esirgemiyor Tarantino. Hemen akıllara düşen o sahne mesela; ‘kült’lüğe doymayan Tarantino filmi Rezervuar Köpekleri’ndeki meşhur mu meşhur kulak kesme sahnesi ve bu rahatsız edici âna eşlik eden İskoç grup Stealers Wheel’in ‘Stuck In The Middle With You’ isimli şarkısı. 1972’de tamamen başka bir niyetle yazılmış, ‘güler yüzlü’ bir şarkıdan bahsediyoruz. Ama Tarantino sağ olsun, artık hafızalarda resmi (ve en sinematiğinden) bir işkence müziği.

Bir zamanlar çok popüler, sonradan unutulmuşsa
1966’da Cher’in, henüz yaşı gerçekten göründüğü kadar genç olan bir Cher’den bahsediyoruz sesinden işitilen ve hem İngiltere’de hem de Amerika’da liste tepelerinde gezen ‘Bang Bang (My Baby Shot Me Down)’ neredeyse kırk yıl sonra tekrar dillere pelesenk olur. Şarkının yine 1966’da, bu defa Frank Sinatra kızı Nancy Sinatra tarafından kaydedilen versiyonu Tarantino’unu Kill Bill’inde, filmin de etkisiyle orijinalinden çok daha başarılı bir kimliğe bürünür. Tarantino’nun, örneğin Pulp Fiction’da John Travolta’ya yaptığı gibi popülerliğini kaybetmiş hollywood yıldızlarına rol vererek, onların iade-i itibar işlemine tabi tutulmalarını sağlamasının müzikal karşılığı işte tam olarak böyle bir şey.

Hak ettiği ilgiyi görmüyorsa
The 5.6.7.8.’s ile Tito & Tarantula. İki grup, biri Japonya’dan tamamı kadınlardan oluşan bir rock&roll grubu. İlgi alanları 1950’lerin kadim rock tınıları. Diğeri Kaliforniyalı. Meksika’ya dayanan köklerini Amerikan rock’ıyla (o afili tabiri kullanalım) harmanlayan Tito Larriva’nın ekibi. Her ikisi de gayet sınırlı dinleyici kitleleri tarafından takip edilirken birer Tarantino filmi sayesinde dünya çapında ilgi görür hale geldiler. Tarantino’nun bizzat başrollerden birini de oynadığı Gün Batımından Şafağa’nın Salma Hayek’li dillere destan dans sahnesinde çalan ‘After Dark’ Tito & The Tarantula’ya başarının kapısını ardına kadar açar. Bu imkanı ne kadar kullandıkları tartışmaya açık olsa da, Tarantino ‘görevini’ eksiksiz yapmıştır. The 5.6.7.8.’s ise 1986’dan beri sadece meraklı ve keşifbaz kulakların farkında olduğu bir uzak doğu ‘az bilineni’yken, Kill Bill’de görünmeleri ardından hem Hollywood’un hem de dünyanın dikkatini çeker hale geldi.

Zamanında ‘yanlış’ kullanılmışsa
Devasa plak koleksiyonunun yine devasa bir bölümünü film müzikleri oluşturuyor Quentin Tarantino. Hatta söylediğine göre filmlerin türlerine göre sınıflandırılmış bir bölüm bu. Casus filmleri, westernler, istismar sineması… Böylesi bir arşiv Tarantino’ya sıklıkla “ben olsam şöyle bir sahnede kullanırım” fikir yürütmelerinin de ilhamı oluyor. 1982 yapımı tedirgin edici ve ‘seksi’ film Cat People, Nastassja Kinski filmografisi kadar David Bowie hayranları için de özel bir yere sahip. Filmin sonunda, yazılar akarken işitilen ‘Cat People (Putting Out Fire)’ enfes bir Bowie şarkısı olarak hafızalarda yer etmiştir yıllar yılı. Tarantino böyle bir şarkının filmin sonunda kullanılarak resmen heba edildiğini düşünür. Şarkının Tarantino’ya göre hakettiği ‘doğru’ kullanımına 2009’da çektiği Soysuzlar Çetesi’nde şahit oluruz.

Uğruna bir sahne yazdırıyorsa
“Filmlerimdeki müziklerin, size evde hazırlayacağım karışık kasetlerin ticari birer versiyonları oldukları için iyi iş yaptıklarını düşünmüşümdür hep.” diyor Tarantino. Belki de onun sinemasında müziğin bu kadar önde ve ticari anlamda filmin gişesi kadar olmasa bile emsallerini kıskandıracak rakamlarda satılmasının en büyük nedeni bu. Yeni bir senarto hazırlığındayken plak koleksiyonuna dalıyor ve bizlere karışık bir kaset hazırlıyor. Her şarkıya bir görsel karşılık biçiyor kafasında, ince ince tasarlayıp itinayla taşları yerine oturtuyor. Ucuz Roman’daki John Travolta ve Uma Thurman’lı sahnelerin başlangıcı, Travolta’nın Thurman’ı evden almaya geldiği sahnede Dusty Springfield’den ‘Son Of A Preacher Man’i işitiyoruz. Travolta tedirgin, Thurman ‘cilveli’dir, fonda da Dusty Springfield’in nefis sesi duyulur; Tarantino bu sahneyi filmden 5-6 yıl önce, ‘Son Of A Preacher Man’i düşünerek yazmış. Aradan yıllar geçmiş, parça yerini nihayet Ucuz Roman’da bulmuş.

No comments

Leave a reply