İnternetsiz hayat

5 Posted by - 26 June 2017 - KÖŞE YAZISI, TEKNOLOJİ

mtezGeçenlerde evde internet kesildi. Twitter’a, Facebook’a giremiyoruz, YouTube yok, Spotify yok, müzik sustu, ekranlar sessiz, panik havası hakim.

Ben hiçbir sayfayı açamıyorum sen açabiliyor musun?” İşte panik başlangıcı. İnternet yok. İnsanlar akıcı bir internet bağlantısı bulmak için birbirlerinin evini basacak, tehditle şifre ve parolalar öğrenilecek. Suç fırlayacak. Facebook’suz, Twitter’sız, kedi videosuz, tatil fotoğrafsız, selfie’siz, Whatsapp’sız kalan insanlar sokaklarda birbirine saldırmaya başlayacak. Toplumsal kriz tırmanacak. Yağmalar başlayacak.

Sonunda devlet kaosa müdahale edecek ve halkı sınırlı internet erişimi kamplarına yerleştirecek. Bu kamplarda her aile günde beş dakika internete bağlanabilecek, biraz olsun manzara resmi, kedi köpek, eş dost selfie’si like’layıp teselli olacak (meraklısına, “Southpark” bu konuyu nefis işlemişti).

Gazeteler her gün, profil fotosunu güncelleyemeden interneti kesilen çocukların dramını birinci sayfadan verecek. Müzik artık neredeyse tamamen stream edildiğinden müzik de susacak, şarkı dinlemek isteyenler CD’lere ve plaklara hücum edecek. Bunu beğendiysen bunu da dinle algoritmalarına ulaşılamayacağından kimse yeni bir şey keşfedemeyecek. Kitap tekrar değer kazanacak, basılı her şey paha biçilmez olacak ve basın yine altın çağını yaşayacak. (İtiraf ediyorum en güzel tarafı bu).

Komik ama gerçek. Geçen gün fiber kablolarda bir arıza olunca evde halimiz genel anlamıyla buydu. Televizyon da yok. Çünkü bütün izlediğimiz kanallar, platformlar internet üzerinden data kullanımına dayanıyor.

Hiç mi iyi bir şey olmadı? Olmaz mı? Bilgi akışı durunca hayat da bir anda çok rahat, geniş oldu. Günler bir uzadı bir uzadı. Gazeteyi, kitabı kağıttan okuduk. Muhabbeti “konuşarak” yaptık. Müzik plaktan CD’den. Dijital kıyamete hazırmışız meğerse. Derken…

Kapı çaldı. Servis geldi. Kablolardan biri kırılmış. Tamir ettiler, internet geri geldi. Evde bir mutluluk bir huzur, adı konmamış bir bayram havası. İki günlük internetsiz hayata dair son tahlilim: İnternetsiz hayat tatile gitmek gibi. Uzayınca sıkıyor.

Mehmet Tez – Milliyet

No comments

Leave a reply