Yapay zeka insanlığı nasıl etkileyecek?

0 Posted by - 06 June 2019 - TEKNOLOJİ

Barbican Center’da 16 Mayıs’ta açılan ve yaz boyu devam edecek “AI: More Than Human/Yapay Zeka: İnsandan fazlası” başlıklı sergi çağımızın popüler sorularından birine yanıt arıyor

Yapay zeka çağımızın popüler konusu. Her gün bir yenisi sosyal medyada önümüze düşen insan benzeri akıllı robotlardan, sürücüsüz arabaya, pazarlamadan güvenliğe bugünlerde hangi taşı kaldırsanız altından yapay zeka çıkıyor. Hollywood yapımlarından, romanlara insanı meraklandırmak ve tedirgin etmek için adeta mükemmel bir araç olarak da kullanılıyor yapay zeka.

Serginin ilk günü BBC 3 tarafından sunulan ve yayınlanan “AI: What Makes Us Human? / Yapay Zeka: Bizi insan yapan ne?” başlıklı panele katıldım. Frobisher Auditorium’u olduran yaklaşık 250 kişiyle BBC sunucusu, yazar ve eleştirmen Matthew Sweet şu anketi yaptı: “Yapay zekanın geleceğine dair olumlu mu yoksa olumsuz mu düşünüyorsunuz?”. Salonun yarısı olumsuz, yarısı olumlu düşünüyor. Olumsuzların oranını hayli yüksek bulduğumu söylersem sanırım hak verirsiniz.

“Nedir” diye sorduğunuzda net yanıt alınamayan bir konu yapay zeka. Ama herkesin bir fikri var. Sergide birlikte girişi beklediğimiz grupla biraz muhabbet ettim. Kimi robotlar diyor, kimi insanlığın geleceği diyor, kimi yazılım diyor, kimi kod diyor. Bu düzeyli öğrenci ve bilimseverlerden oluşan topluluk dahi bölündüyse vay bizim halimize. Bence yapay zeka insanın kendine yakışanı giymesidir seviyesine gelmeden sözlüğe baktım. Basit tanıma göre yapay zeka, “insan zekası gerektiren işleri yapmak üzere geliştirilen bilgisayar sistemleri” olarak tarif ediliyor (Oxford sözlüğü).


İki salona yayılan ve “yaratıcılık ve yapay zeka” ilişkisi üzerinde odaklanan serginin ilk salonunda hemen girişte popüler yapay zeka tezahürlerinden girmişler konuya. İnsan görünümlü yarı makine sayborgların yer aldığı “Bladerunner” filminden bir bölüm oynarken bir yanda da Yahudi folklorundan Golem tanıtılıyor.
Benzeri robot, insan benzeri makinalar ve kendi kendine hareket eden automatonların anlatıldığı ve bazı örneklerle sergilendiği bölümü geçince sağınızda bir şeylerin hareket ettiğini görüyorsunuz. Bu bir robot köpek. Özellikle gıdısından sevilince pek bir keyifleniyor. Gözlerini kısıp iyice sokuluyor yanınıza.

Japon kültüründe yaşamın cansız nesnelere nüfuz edebilmesinden söz edilen bölüm yapay zeka mitolojisi açısından önemli olmalı. Benim aklıma arabasıyla duygusal ilişki yaşayan Türk insanı geldi. Bir çift mavi gözü kamyonlarının arkasına yapıştıran, karada ya da denizde “ekmek teknesi”yle duygusal bir bağ kuran, onunla konuşan muhabbet eden emekçiler de belki İstanbul’da açılacak bir yapay zeka sergisinde “yaşayan nesneler” edebiyatının konuları arasına girer.

Az ötede sizi tarayan bir göz görüntünüzden hal ve tavrınızdan sizin insan olup olamayacağınızı anlamaya çalışıyor. Yüzde 83 insan çıktım. Yüzde 17 neyim bilmiyorum. Bugünlerde gene de iyi bir skor sayılır.

Basın açılışında konuklara kokteyl yapan robotları saymazsak serginin en robotlu (!) ve en ilginç (bence en ürkütücü) yeri Alter 3 adlı androidin bulunduğu alan (yazının açılışıındaki görsel). Geçen Mart ayında Tokyo’da “Scary Beauty” adlı operayı yönetmiş Alter 3. Benim gördüğüm bayağı tüyler ürpertici hareketler yapan tüyler ürpertici bir makinaydı.

İkinci salon kendinizi içinde gezinirken buduğunuz interaktif bir Çin manzara resmi olarak tasarlanmış (yukarıdaki görsel). Gerçekten çok güzel ama yapay zekayla ne ilgisi olduğunu anlayamadım. Guardian’dan eleştirmen Jonathan Jones yazılımı geliştiren teamLab ekibine yapay zekayı bu eserin içinde nasıl kullandıklarını sormuş. “Kullanmadık” yanıtını almış.

Sergi dikkat çeken, merak uyandıran pek çok unsuru bir araya getirmesinin yanında mesaj ve vurgu olarak biraz dağınık. Yaratıcılık, insanın geleceği gibi konularda yapay zeka tam olarak nerede, ne için nasıl kullanılabilir? Muhtelif sanatçıların eserlerinin bulunduğu sergide bu sorunun yanıtını bulmak zor. Yapay zeka neden sanat yapmak durumunda, dünyanın buna ihtiyacı var mı? Ya da yapay zekanın varlığı insan yaratıcılığı için bir kriz midir? Bunlar da benim yanıtını bulamadığım konular. Belki sanat alemi 19’uncu yüzyılda fotoğrafın bulunmasıyla yani gerçekliğin mekanik yeniden üretilebilirliğini keşfettikten sonra yaşadığı krize benzer bir kriz içine girecek. Benim bildiğim her kriz yaratıcılığı tetikler.

Sergi dağınık ama yine de insan günlük yaşamın biraz olsun dışına çıkıp kendine ve çevresine farklı bir perspektiften bakabiliyor, yanıtlarını tam veremese de en azından zihin açıcı sorular sorabiliyor.

(AI: More Than Human sergisi yaz boyunca çeşitli etkinliklerle devam edecek. Meraklısı için adres: barbican.org.uk)

Mehmet Tez, Londra

No comments

Leave a reply